TBMM Tutanak Müdürlüðü (2023)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

2’nci Birleşim

4 Ekim 2022 Salı

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafındanhazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuşbulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnakiçinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İÇİNDEKİLER

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı VekiliSüreyya Sadi Bilgiç’in, yeni yasama yılının yasama ve denetim faaliyetleriaçısından hayırlı geçmesini temenni ettiğine ilişkin konuşması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem DışıKonuşmaları

1.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in,Konya’ya yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Hakkâri Milletvekili Sait Dede’nin,Hakkâri’nin ekonomik ve sosyal sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili VeyselEroğlu’nun, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasısırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Van Milletvekili Osman NuriGülaçar’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasısırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Muş Milletvekili Gülüstan KılıçKoçyiğit’in, Konya Milletvekili Selman Özboyacı’nın HDP grup önerisi üzerindeyaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine ve şahsına sataşmasınedeniyle konuşması

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi’nin, malul sayılmayan gazilere ilişkin açıklaması

2.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un,basına sansür yasasına ve süt krizine ilişkin açıklaması

3.- Gaziantep Milletvekili BayramYılmazkaya’nın, beyin göçüne ilişkin açıklaması

4.- İzmir Milletvekili Serpil KemalbayPekgözegü’nün, beyaz tülbentli annelere uygulanan şiddete ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili HayatiArkaz’ın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğine,sağlık çalışanlarına şiddete, şehit olan Polis Memuru Sedat Gezer, AstsubayYusuf Ataş ve Uzman Çavuş Hüseyin Cerit’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkinaçıklaması

6.- Osmaniye Milletvekili İsmailKaya’nın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılınınhayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

7.- Muğla Milletvekili SüleymanGirgin’in, müzisyen Onur Şener cinayetine ilişkin açıklaması

8.- Ordu Milletvekili MustafaAdıgüzel’in, Ordu Çaybaşı İlküvez’deki vahşi katı atık depolama alanına ilişkinaçıklaması

9.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, akaryakıt zamlarına ve taksici esnafın taleplerine ilişkinaçıklaması

10.- Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer’in, Sağlık Bakanının Etlik ŞehirHastanesiyle ilgili açıklamalarına ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın,yeni yasama yılının hayırlı olmasını dilediğine, Basın Kanunu’na ve İnegöl’ünHamzabey Mahallesi’nin sorunlarına ilişkin açıklaması

12.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın,27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğine ilişkinaçıklaması

13.- İstanbul Milletvekili AliKenanoğlu’nun, müzisyen Onur Şener cinayetine ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Zeynep GülYılmaz’ın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılına hayır dilekleriyle başladıklarınave alçak terör saldırısında şehit düşen kahraman Polis Memuru Sedat Gezer’e Allah’tanrahmet, yaralı polis memuruna acil şifalar dilediğine ilişkin açıklaması

15.- Kırşehir Milletvekili Metinİlhan’ın, Türk çiftçisinin ve Kırşehirli ayçiçeği üreticilerinin sorunlarınailişkin açıklaması

16.- Şanlıurfa Milletvekili ÖmerÖcalan’ın, pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

17.- Çanakkale Milletvekili Jülideİskenderoğlu’nun, Troya Kültür Yolu Festivali’ne ilişkin açıklaması

18.- Adana Milletvekili MüzeyyenŞevkin’in, müzisyen Onur Şener cinayetine ve sansür yasasına ilişkin açıklaması

19.- Şırnak Milletvekili HasanÖzgüneş’in, Şırnak Silopi Kaymakamlığının Nevroz Parkı’nın renklerinideğiştirme faaliyetini kınadıklarına ilişkin açıklaması

20.- Kahramanmaraş Milletvekili SeferAycan’ın, Kahramanmaraş’taki kırmızıbiber tarımına ilişkin açıklaması

21.- Gaziantep Milletvekili İmam HüseyinFiliz’in, Gaziantepli çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

22.- İzmir Milletvekili Dursun MüsavatDervişoğlu’nun, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasınıdilediğine, İYİ Parti olarak milletin meselelerini Meclis gündemine getirmeyedevam edeceklerine, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ne ve Türk Medeni Kanunu’nunyürürlüğe girmesinin yıl dönümüne ilişkin açıklaması

23.- Sakarya Milletvekili MuhammedLevent Bülbül’ün, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasınıdilediğine, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü’ne, Libya ve Türkiyearasında yapılan anlaşmaların AB Komisyonunu neden rahatsız ettiğini öğrenmekistediğine ve İzmir Çiğli’de Kur’an-ı Kerim’e karşı yapılan çirkin saldırıyışiddetle kınadıklarına ilişkin açıklaması

24.- Siirt Milletvekili Meral DanışBeştaş’ın, vefat eden Meclis emekçisi Sezgin Okur’a Allah’tan rahmetdilediğine, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniyekentindekatledilen Kürt kadın gazeteci Nagihan Akarsel’e rahmetdilediğine, müzisyen Onur Şener cinayetine, BOTAŞ’ın doğal gaz ödemelerini 2024yılına erteleme girişiminin üstü kapalı bir moratoryum ilanı olduğuna,Hayvanları Koruma Günü’ne ve sansür ve susturma yasasına ilişkin açıklaması

25.- Sakarya Milletvekili EnginÖzkoç’un, Medeni Kanun’un kabulünün yıl dönümüne, millet masası olarakgüçlendirilmiş parlamenter sistem için tüm güçleriyle çalıştıklarına ve sansüryasasına ilişkin açıklaması

26.- Kahramanmaraş Milletvekili MahirÜnal’ın, altıncı yasama yılının istikrarın göstergelerinden biri olduğuna vehayırlı olmasını dilediğine ve her bir milletvekilini yaz döneminde yaptıklarıçalışmalardan dolayı tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

27.- Siirt Milletvekili Meral DanışBeştaş’ın, Diyarbakır’da, “Nagihan Akarsel” isimli gazetecinin katledilmesiniprotesto eden grubun abluka altına alındığına ve “Azat Taşkın” ile “EylemAkdağ” isimli gazetecilerin serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- İzmir Milletvekili Ahmet TuncayÖzkan’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 340 sıra sayılı KanunTeklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerineilişkin açıklaması

29.- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer’in, sansür yasasına ilişkin açıklaması

30.- Afyonkarahisar Milletvekili BurcuKöksal’ın, sansür yasasına ilişkin açıklaması

31.- Kahramanmaraş Milletvekili SeferAycan’ın, 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası’na ilişkin açıklaması

32.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın,yerel basının taleplerine ilişkin açıklaması

33.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, enflasyona ve sansür yasasına ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van ili Muradiye ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

35.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in,Adana’nın sorunlarına ilişkin açıklaması

36.- Hatay Milletvekili MehmetGüzelmansur’un, Hatay’ın sorunlarına ilişkin açıklaması

37.- Muğla Milletvekili SüleymanGirgin’in, sansür yasasına ilişkin açıklaması

38.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, sansür yasasına ilişkin açıklaması

39.- Afyonkarahisar Milletvekili BurcuKöksal’ın, Gebeceler Belediye Başkanlığı seçiminde AKP’nin yapmaya çalıştığıhukuksuzluğa ilişkin açıklaması

40.- Tekirdağ Milletvekili İlhami ÖzcanAygun’un, Çorlu tren katliamının 5 Ekim 2022 tarihli duruşmasına ilişkinaçıklaması

41.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van ili Erciş ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

42.- Adalet Komisyonu Başkanı AbdullahGüler’in, İstanbul Milletvekili Zeynel Emre’nin 340 sıra sayılı KanunTeklifi’nin birinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazıifadelerine ilişkin açıklaması

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULASUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, İstanbul MilletvekiliErol Katırcıoğlu ile Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Plan ve BütçeKomisyonu üyeliklerinden istifalarına ilişkin yazılarının 4/11/2022 tarihindeBaşkanlığa ulaştığına ilişkin önerge yazısı (4/178)

2.- Kütahya Milletvekili Ali FazılKasap’ın, (2/3832) esas numaralı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs KrediVerilmesine İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nindoğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/179)

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanlığının, Küba Meclisi Başkan Yardımcısı Ana Mari Machado’nun beraberindebir parlamento heyetiyle birlikte ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük MilletMeclisi Başkanlık Divanının 29/6/2022 tarihli ve 84 sayılı Karar’ıyla uygunbulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/2078)

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun, KonyaMilletvekili Fahrettin Yokuş ve arkadaşları tarafından, TÜİK’in açıkladığıverilere ilişkin iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerinbelirlenmesi, kamuoyunun TÜİK’e olan güveninin yeniden sağlanması ve gerçekenflasyon verilerinin tespit edilmesi amacıyla 29/6/2022 tarihinde TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesininön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşimindeyapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, DiyarbakırMilletvekili Dersim Dağ ve arkadaşları tarafından, Kredi ve Yurtlar Kurumununyurtlara artan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması veöğrencilerin barınma sorunlarının giderilmesi amacıyla 30/9/2022 tarihindeTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırmasıönergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşimindeyapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İstanbul MilletvekiliTuran Aydoğan ve arkadaşları tarafından, okullarda bir öğün sağlıklı yemeğinçıkması ve dolayısıyla eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla4/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olanMeclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun; 4,5, 6, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 25, 26 ve 27 Ekim 2022 ile 1, 2, 3, 8, 9, 10, 15,16, 17, 22, 23, 24, 29 ve 30 Kasım 2022 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkübirleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündemin “Kanun Teklifleriile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine,Genel Kurulun çalışma saatlerine, 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşiminde 340 sırasayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamalarınıntamamlanmasına kadar, 5 Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde Anayasa Mahkemesindeboşalacak 1, Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boşalacak 2 üyelik için seçimyapılmasına ilişkin önerisi

X.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan ÜyeliklereSeçim

1.- Kamu İktisadi TeşebbüsleriKomisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

2.- Plan ve Bütçe Komisyonunda boşbulunan üyeliklere seçim

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan SüreyyaSadi Bilgiç’in, 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Anayasa’ya aykırı olduğugerekçesiyle Komisyona iade edilip edilmemesi hakkında

XIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Kütahya için Temiz Hava Eylem Planı'nın hazır olup olmadığına veilin hava kalitesine,

Kahramanmaraş için Temiz Hava EylemPlanı'nın hazır olup olmadığına ve ilin hava kalitesine,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Sivas için hazırlanan projelere veile yapılan yatırımlara,

Nevşehir için Temiz Hava Eylem Planı'nınhazır olup olmadığına ve ilin hava kalitesine,

- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın,Kocaeli'nin Başiskele ilçesindeki sanayi sitesinin sivrisinek sorununa veilaçlama talebine,

Kocaeli'nin Gölcük ilçesine bağlıHalıdere Mahallesi'nde bulunan vapur iskelesinin yeniden faaliyete geçirilmesiönerisine,

- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un,İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde bulunan bir parkın yıkılması kararına,

- Kocaeli Milletvekili Ömer FarukGergerlioğlu'nun, Kocaeli'nin İzmit ilçesinde yapılması planlanan bir konutprojesine,

- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Tunceli ilinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarındepreme karşı dayanıklılığına,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Kırşehir için hazırlanan projelere veile yapılan yatırımlara,

- Mersin Milletvekili Rıdvan Turan'ın,Mersin'de PTT tarafından kullanılan bir alanın ticaret ve konut alanınadönüştürülmesi kararına,

- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın,Kocaeli'nin İzmit ilçesine bağlı Cedit Mahallesi'nde kentsel dönüşüm projesikapsamında yapılması planlanan kira yardımına,

- İzmir Milletvekili Kani Beko'nun,mahalleye dönüştürülen köylerde yaşayanların mağduriyetlerine,

- Mersin Milletvekili Rıdvan Turan'ın,Mersin'e bağlı Yalınayak Mahallesi'nde kimyasal atık üreten fabrikaların şehirdışına taşınması talebine,

- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Sakarya ilinde arazi satın alan yabancı gerçek ya da tüzel kişisayısına ve satın aldıkları arazi miktarına,

Uşak ilinde arazi satın alan yabancıgerçek ya da tüzel kişi sayısına ve satın aldıkları arazi miktarına,

Kahramanmaraş ilinde arazi satın alanyabancı gerçek ya da tüzel kişi sayısına ve satın aldıkları arazi miktarına,

Kırıkkale ilinde arazi satın alanyabancı gerçek ya da tüzel kişi sayısına ve satın aldıkları arazi miktarına,

- İstanbul Milletvekili MustafaYeneroğlu'nun, Erzincan'ın İliç ilçesinde bulunan bir altın madenine ait atıkhavuzunun çevreye ve insan sağlığına etkilerine,

- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi'nin,Uşak ilinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait binaların depreme karşıdayanıklılığına,

Kahramanmaraş ilinde Bakanlığa bağlıkurum ve kuruluşlara ait binaların depreme karşı dayanıklılığına,

Zonguldak ilinde Bakanlığa bağlıkurumlarda engelli personel istihdamına ve kurum binalarının engellikullanımına uygunluğuna,

Giresun ilinde Bakanlığa bağlıkurumlarda engelli personel istihdamına ve kurum binalarının engellikullanımına uygunluğuna,

Kayseri ilinde Bakanlığa bağlı kurum vekuruluşlara ait binaların depreme karşı dayanıklılığına,

Kastamonu ilinde Bakanlığa bağlıkurumlarda engelli personel istihdamına ve kurum binalarının engellikullanımına uygunluğuna,

- Kahramanmaraş Milletvekili AliÖztunç'un, Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı bazı mahallelerinsorunlarına,

- Kocaeli Milletvekili Ömer FarukGergerlioğlu'nun, Erzincan'ın İliç ilçesindeki bir maden ocağından sızansiyanüre yönelik alınacak tedbirlere,

- İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek'in,Erzincan'ın İliç ilçesindeki bir maden ocağından sızan siyanüre yönelikalınacak tedbirlere,

- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Denizli ilinde Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait binalarındepreme karşı dayanıklılığına,

Burdur ilinde Bakanlığa bağlı kurumlardaengelli personel istihdamına ve kurum binalarının engelli kullanımınauygunluğuna,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Hatay için hazırlanan projelere veile yapılan yatırımlara,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Kahramanmaraş için hazırlananprojelere ve ile yapılan yatırımlara,

Adıyaman ilinde yer alan ve üzerindeipotek bulunan tarım arazilerine,

Kırşehir ilinde yer alan ve üzerindeipotek bulunan tarım arazilerine,

Afyonkarahisar ilinde yer alan veüzerinde ipotek bulunan tarım arazilerine,

- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül'ün,Çerkeş, Gerede ve Soğanlı çaylarında yaşanan balık ölümlerine,

- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın,İzmit'in Şirintepe Mahallesine yapılan otobüs seferlerinin artırılmasıtalebine,

- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Yozgat ilinde arazi satın alan yabancı gerçek ya da tüzel kişisayısına ve satın aldıkları arazi miktarına,

Sivas ilinde yer alan ve üzerinde ipotekbulunan tarım arazilerine,

Kütahya ilinde Bakanlığa bağlıkurumlarda engelli personel istihdamına ve kurum binalarının engellikullanımına uygunluğuna,

Bolu ilinde Bakanlığa bağlı kurum vekuruluşlara ait binaların depreme karşı dayanıklılığına,

Yozgat ilinde yer alan ve üzerindeipotek bulunan tarım arazilerine,

- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel'in,2014-2022 yılları arasında İlbank tarafından belediyelere verilen kredilere ,

- Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş'in,Şırnak şehir merkezinde yürütülen altyapı ve yol çalışmalarının akıbetine,

- Siirt Milletvekili Meral DanışBeştaş'ın, plastik atık ithalatına,

- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un,Bodrum Cennet Koyu'nda yapılması planlanan bir inşaat projesine,

- Muş Milletvekili Gülüstan KılıçKoçyiğit'in, Bodrum Cennet Koyu'nda bulunan bir arazinin özelleştirilmesine,

- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan'ın,Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde bulunan Seyrek Mevkiindeki sahil şeridiprojesine,

- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in,İzmir'in Torbalı ilçesine bağlı 19 Mayıs Mahallesindeki Hazine arazilerininsatışına,

- Çanakkale Milletvekili ÖzgürCeylan'ın, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda engellilere ayrılan kadrosayısına ve engelli istihdamı talebine,

- Zonguldak Milletvekili ÜnalDemirtaş'ın, artan kira fiyatlarına ve alınan önlemlere,

- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün,Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde yapılan bir termal tesisin ÇED raporu almadığıiddiasına,

- İzmir Milletvekili Murat Çepni'nin,Aliağa'da yapılması planlanan bir gemi sökümünün çevreye etkilerine,

- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın,Aliağa'da yapılması planlanan bir gemi sökümünün çevreye etkilerine,

- İstanbul Milletvekili ZüleyhaGülüm'ün, İstanbul'un Güngören ilçesine bağlı Mehmet Nesi Özmen Mahallesisakinlerine tapularının verilmediği iddiasına,

- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın,İstanbul'da bulunan Çekmeköy Kışlası'nın imara açılmasına,

- Afyonkarahisar Milletvekili BurcuKöksal'ın, Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesindeki TOKİ konutlarının aidatındayapılan artışa,

- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan'ın,Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde yapılması planlanan jeotermal enerji santraline,

Kocaeli ilinde bulunan jeotermal enerjibölgelerine,

- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un,2002-2022 yılları arasında TOKİ tarafından yapılan konutlara,

- Adıyaman Milletvekili AbdurrahmanTutdere'nin, 2018-2022 yılları arasında Bakanlık ile Bakanlığa bağlı kurum vekuruluşlar tarafından kiralanan ve satın alınan binalara,

- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer'in, madencilik tesislerinde yapılan su, toprak ve hava analizlerine,

Madenlerdeki kimyasal kullanımına,

- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in,Muş'un Malazgirt ilçesine bağlı Kuruca Mahallesi'nde tapu ve kadastroçalışmalarının yapılmamasına,

- Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in,son 5 yılda Türk vatandaşı olan kişilerden TOKİ'den ev alanlara,

- İstanbul Milletvekili MustafaYeneroğlu'nun, Karaman'ın Kazımkarabekir ilçesine bağlı Subaşı Mahallesi'ndekaçak olarak inşa edildiği iddia edilen bir yapıya,

- Tokat Milletvekili Yücel Bulut'un,Tokat'ın Turhal ilçesine bağlı Camikebir ve Kova mahallelerinde başlatılankentsel dönüşüm projesine,

- Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir'in,Bingöl'ün Karlıova ilçesindeki Hacılar köyünde deprem nedeniyle yıkılan hane vebarınakların yenilenmesi talebine,

- İzmir Milletvekili Dursun MüsavatDervişoğlu'nun, İzmir'in Aliağa ilçesinde yapımına başlanan TOKİ konutlarınınakıbetine,

- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın,17 Ağustos depreminin ardından yıkılmayan orta ve ağır hasarlı binalara,

- İstanbul Milletvekili MehmetBekaroğlu'nun, Rize'de faaliyet gösteren bir çay fabrikasının çevreseletkilerine,

- İstanbul Milletvekili AliKenanoğlu'nun, İzmir'de sökümü yapılacak Brezilya menşeili bir geminin asbestiçerdiği iddialarına ve bu sökümün çevreye olan etkilerine,

- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in,Mersin'e bağlı Boğsak Koyu'nda orman yangınının meydana geldiği alanın satışaçıkarıldığı iddiasına,

- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül'ün,Aydın'ın Nazilli ilçesindeki Aşağı Yakacık Mahallesi'nde kestane ağaçlarınınkesildiği iddiasına,

- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer'in, imara açılan mera alanlarına,

İlişkin soruları ve Çevre, Şehircilik veİklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un cevabı (7/65828), (7/65829), (7/65830),(7/65831), (7/66045), (7/66046), (7/66350), (7/66352), (7/66666), (7/66673),(7/66866), (7/66872), (7/66884), (7/67032), (7/67314), (7/67316), (7/67317),(7/67318), (7/67476), (7/67740), (7/67741), (7/67828), (7/67829), (7/67830),(7/67831), (7/67993), (7/67995), (7/67996), (7/68124), (7/68125), (7/68234),(7/68235), (7/68236) ,(7/68237), (7/68238), (7/68475), (7/68661), (7/68787),(7/68788), (7/68789), (7/68790), (7/68791), (7/68959), (7/68968), (7/68969),(7/69090), (7/69091), (7/69283), (7/69411), (7/69651), (7/69911), (7/69912),(7/69914), (7/69915), (7/69916), (7/69917), (7/69918), (7/69919), (7/69920),(7/70083), (7/70085), (7/70086), (7/70088), (7/70193), (7/70194), (7/70195),(7/70196), (7/70198), (7/70200), (7/70202), (7/70551), (7/70559), (7/70561),(7/70798), (7/70799)

2.- İstanbul Milletvekili GökanZeybek'in, Erzincan'ın İliç ilçesindeki bir maden ocağından sızan siyanüreyönelik alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar BakanıFatih Dönmez'in cevabı (7/68011)

3.- Antalya Milletvekili RafetZeybek'in, Antalya'da bulunan maden ocaklarına ve verilen ruhsatlara ilişkinsorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/68491)

4.- İzmir Milletvekili Dursun MüsavatDervişoğlu'nun, Manisa'nın Soma ilçesinde linyit kömür üretimi yapan birişletmenin bir kısmının özelleştirilmesine ve özelleştirme sonrasında işçilerinözlük haklarının durumuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar BakanıFatih Dönmez'in cevabı (7/68974)

5.- Manisa Milletvekili BekirBaşevirgen'in, TKİ tarafından bazı maden işletmelerinin iştiraklerine devrineilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı(7/69098)

6.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur'un,Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Tokmacık köyünün elektrik direklerininyenilenmesi talebine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı FatihDönmez'in cevabı (7/69289)

7.- Kocaeli Milletvekili LütfüTürkkan'ın, Kocaeli'nin Gebze ilçesine bağlı Köşklü Çeşme Mahallesi'nde yaşananelektrik kesintilerine,

Kocaeli'nin Kartepe ilçesine bağlıİstasyon Mahallesindeki yürüyüş yolunda yer alan aydınlatmaların çalışmamasına,

İlişkin soruları ve Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/69293),(7/69294)

8.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuşİlgezdi'nin, Kayseri'nin Develi ilçesinde bulunan bir altın madeninde çalışanişçilerin sağlık durumuna ve madende alınması gereken önlemlere ilişkin sorusuve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/69413)

9.- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer'in, son 5 yılda Bakanlık ve bağlı kurumlarında disiplin cezası verilenmemur sayısına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı FatihDönmez'in cevabı (7/69810)

10.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal'ın, Çankırı ili Orta ilçesine bağlı bir köydeki maden ocağının kapasiteartırımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'incevabı (7/69921)

11.- Bingöl Milletvekili ErdalAydemir'in, Bingöl'ün Karlıova ilçesinde bulunan Soğukpınar köyünde yapılan RESprojesinin çevreye etkilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii KaynaklarBakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/69923)

12.- Antalya Milletvekili Çetin OsmanBudak'ın, Antalya'nın genelinde ve Kemer ilçesinde yaşanan elektrikkesintilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı FatihDönmez'in cevabı (7/69978)

13.- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer'in, maden işletmeleriyle ilgili verilere ilişkin sorusu ve Enerji veTabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/70099)

14.- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi'nin, Denizli ilinde Bakanlığa bağlı kurumlarda engelli personelistihdamına ve kurum binalarının engelli kullanımına uygunluğuna,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Nevşehir için hazırlanan projelere veile yapılan yatırımlara,

Edirne ilinde Bakanlığa bağlı kurumlardaengelli personel istihdamına ve kurum binalarının engelli kullanımınauygunluğuna,

Yozgat ilinde Bakanlığa bağlı kurum vekuruluşlara ait binaların depreme karşı dayanıklılığına,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Kırıkkale için hazırlanan projelereve ile yapılan yatırımlara,

Manisa ilinde Bakanlığa bağlı kurum vekuruluşlara ait binaların depreme karşı dayanıklılığına,

Artvin ilinde Bakanlığa bağlı kurumlardaengelli personel istihdamına ve kurum binalarının engelli kullanımınauygunluğuna,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Burdur için hazırlanan projelere veile yapılan yatırımlara,

2018-2022 yılları arasında Bakanlıkbütçesi ya da AB programları çerçevesinde Zonguldak için hazırlanan projelereve ile yapılan yatırımlara,

İlişkin soruları ve Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in cevabı (7/70296), (7/70297), (7/70298),(7/70299), (7/70300), (7/70301), (7/70302), (7/70303), (7/70304)

15.- Batman Milletvekili Ayşe AcarBaşaran'ın, yargılaması devam eden bir kaymakamın başka bir göreve atanmasına,

1 Eylül 2022 tarihinde İstanbul'dagerçekleşen yürüyüş sırasında gözaltına alınan bir kişiye,

İlişkin soruları ve CumhurbaşkanıYardımcısı Fuat Oktay'ın cevabı (7/70989), (7/70999)

16.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un,İçişleri Bakanlığının yayımladığı Üniversitelerde Güvenlik ve BarınmaTedbirleri Genelgesi'ne ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı FuatOktay'ın cevabı (7/70991)

17.- Aydın Milletvekili SüleymanBülbül'ün, Diyanet İşleri Başkanlığının 15 Ağustos 2022 tarihinde yaptığı birtoplantıya ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın cevabı(7/70994)

18.- Ankara Milletvekili FilizKerestecioğlu Demir'in, 30 Ağustos 2022 tarihinde Ankara'da gerçekleşen biryürüyüşe yapılan polis müdahalesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı YardımcısıFuat Oktay'ın cevabı (7/71000)

4Ekim 2022 Salı

BİRİNCİ OTURUM

AçılmaSaati: 15.00

BAŞKAN:Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ

KÂTİPÜYELER: Emine Sare AYDIN (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)

---0---

BAŞKAN– Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantıyeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkanı VekiliSüreyya Sadi Bilgiç’in, yeni yasama yılının yasama ve denetim faaliyetleriaçısından hayırlı geçmesini temenni ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin tarihinde ilk kezaçtığımız Altıncı Yasama Yılının başlangıcında sizleri saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimizyasama yılı tüm milletvekillerimizin ortak gayretleriyle yürütülen önemliçalışmalarla geçti. Bu yasama yılının da yasama ve denetim faaliyetlerimizaçısından hayırlı geçmesini temenni ediyor, milletvekillerimize başarılardiliyorum.

Gündemegeçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, Konya’ya yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen KonyaMilletvekili Halil Etyemez’e aittir.

BuyurunSayın Etyemez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem DışıKonuşmaları

1.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in,Konya’ya yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

HALİLETYEMEZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya yatırımlarınailişkin gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıylaselamlıyorum.

Millîiradenin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Dönem AltıncıYasama Yılının ülkemize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyor,milletvekili arkadaşlarıma Altıncı Yasama Dönemindeki çalışmalarında kolaylıklardiliyorum.

Değerlimilletvekilleri, Selçuklu başkenti, medeniyetimizin kutlu şehri olan Konyatarımda, sanayide, kültür ve ilimde zirvede olan kadim bir şehrimizdir. Sadecebugünlerimizin değil, yarınlarımızın da öncü şehri Konya’mız için CumhurbaşkanımızSayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çalışmalarımızı aralıksızsürdürmekteyiz.

Değerlimilletvekilleri, Konya eğitim şehridir. Konya’mızda 11 bin olan dersliksayısını 25 bine, 16 bin olan öğretmen sayısını 36 bine çıkardık. ŞehrimizeNecmettin Erbakan ve Konya Teknik Üniversitesi olmak üzere 2’si devlet, 1’i devakfa bağlı Gıda ve Tarım Üniversitesini kazandırdık. 8’den 31’e çıkardığımızyükseköğrenim yurt binalarıyla toplam 36.586 öğrenci kardeşimizin barınmaihtiyacını karşılıyoruz. Bu öğretim yılında da hiçbir sorun yaşanmamıştır.

Konyasağlık şehridir. Sağlıkta toplam 3.350’nin üzerinde yatak kapasiteli 33’ühastane olmak üzere 150’nin üzerinde sağlık tesisini şehrimizin hizmetinesunduk, 1.250 yataklı Konya Şehir Hastanemizi açtık.

Konyaulaşım şehridir. “Yol medeniyettir.” anlayışıyla Konya’mızda yapılan kara yoluyatırımlarını 1 milyar 373 milyon liradan 17 milyar 278 milyon lirayayükselttik. Bölünmüş yol uzunluğunu 167 kilometreden 1.261 kilometreyeçıkardık. Konya’mızı yüksek hızlı tren merkezi hâline getirdik. Selçuklu YüksekHızlı Tren Garı hemşehrilerimize hizmet vermeye başlamıştır. Yıllık 3 milyonyolcu kapasiteli havalimanının terminal binasını şehrimize kazandırdık.

Konyasanayi ve enerji şehridir. Konya’mızdaki organize sanayi bölgelerimizinsayısını 11’e çıkardık. Şehrimize 3 endüstri bölgesini kazandırdık. ASELSANKonya Silah Sistemleri Fabrikası üretime başlamıştır. “İlk Evim İlk İşyerim”Projesi kapsamında Konya’mızın merkezinde 500 tane sanayi iş yeri açacağız.Ülkemizin en büyük güneş enerjisi santrali olan Karapınar Güneş EnerjisiSantrali’ni Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriylehizmete açtık. Konya nüfusunun yüzde 90’ını ihtiva eden 15 ilçemizde doğal gazhizmeti veriyoruz. Yunak, Altınekin, Tuzlukçu, Hadim ve Emirgazi ilçelerimizegaz arzını bu yıl sağlayacağız. Akören, Güneysınır, Taşkent, Derebucak,Doğanhisar, Hüyük ve Çeltik ilçelerimiz ise önümüzdeki yıl doğal gaz kullanmayabaşlayacak. Böylece 27 ilçemizi doğal gazla buluşturmuş olacağız.

Değerlimilletvekilleri, Konya tarım şehridir. Tahıl üretiminde lider olan Konya’mız,hayvan varlığıyla, süt, kırmızı et, tohum, tarım makineleri üretimiyle de1’inci sıradadır. Bizler üreticilerimizin yanındayız. Konyalı üreticilerimizeson yirmi yılda yatırımlarla birlikte 57,3 milyar TL tarımsal destek sağladık.

“Sumedeniyettir.” düsturuyla, bir damlasını bile ziyan etmeden suyun gücünümilletle buluşturuyor ve bu kapsamda Konya’mızda çalışmalarımızı aralıksızsürdürüyoruz. Sulama alanında 19 milyar 137 milyon 272 bin TL yatırım yaparak24’ü baraj, 31’i gölet olmak üzere 301 tesisi hizmete aldık.

Sutasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerini hayata geçiriyoruz. Ereğli İvrizsağ ve sol sahil kapalı sulama sistemiyle, 5,5 milyar yatırım bedeliyle 400 bindekar araziyi kapalı sulama sistemiyle buluşturuyoruz.

Konyaşehirleşmede öncüdür. Konya’mızda 29.857 konut projesi yaptık, yapmaya da devamediyoruz. Sosyal konut projesi kapsamında Konya’mızda 7.655 konut dahayapıyoruz. Konya’mızda tam 11.390 konutluk ev yapmaya hazır arsamızı da ilketapta hemşehrilerimizin hizmetine sunduk.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sözlerinizi tamamlayın Sayın Etyemez.

Buyurun.

HALİLETYEMEZ (Devamla) – Daha yeşil bir Konya için çalışmalarımızı aralıksızsürdürüyoruz. Konya’mızda 120 milyon fidanı toprakla buluşturduk. 6 şehirormanı, 14 bal ormanı, 37 mesire yeri tesisi açtık. Konya’mıza 2 milyon 400 binmetrekare büyüklüğünde yeşil alan kazandırıyoruz, 14 millet bahçesi yapıyoruz.Ayrıca, ak belediyelerimizin Kelebekler Vadisi, Bilim Merkezi, şehir stadyumugibi yatırımlarıyla Konya’mıza vizyon kattık.

Değerlimilletvekilleri, güçlü, büyük Türkiye hedefiyle çıktığımız bu yolda önümüzdekiyüzyıl inşallah “Türkiye yüzyılı” olarak tarihe geçecektir. Bu duygu vedüşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarındanalkışlar)

BAŞKAN– Gündem dışı ikinci söz, Van’ın sorunları hakkında söz isteyen İstanbulMilletvekili Mahmut Tanal’a aittir.

BuyurunSayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; yeni döneminhepimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Tabii,biraz önce, Konya Milletvekilimiz Sayın Etyemez, Konya’nın yatırımlarınıanlatırken gönül isterdi ki Van da bu yatırımlardan istifade edebilsin.

Evet,yol medeniyettir. Van’da yol yok. Enerji medeniyettir. Van’da enerji yok. Sumedeniyettir. Van’da su yok. Hangisini sayayım değerli arkadaşlar?

ZİVERÖZDEMİR (Batman) – Olsun, deniz var orada.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Deniz var; denizi kirlettiler denizi, Van denizinikirlettiler. Vanlılar, Van Gölü’ne “Van denizi” diyor, eğer siz bunu bilebilmiyorsanız, Vanlı milletvekilleri size bunu öğretememişlerse bu, Vanmilletvekillerinin büyük bir ayıbıdır.

Değerlikardeşlerim, Van’ın sorunlarını tek tek sayacak olursak; bir, imar sorunu var;iki, Van Gölü’nün kirlilik sorunu var; üç, çevre yolu sorunu var; dört, gençişsizlik oranı çok yüksek; beş, pandemi öncesinde Van’a günde 15 uçak uçarkenşimdi 7 veya 8 uçak uçuyor arkadaşlar. 15 uçaktan 7-8 uçağa indi ve aynışekilde…

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Yahu, Van’a gittin mi? Van’a kaç defa gittin?

MAHMUTTANAL (Devamla) – Bana laf yetiştireceğine git, suçsuz, okula gidemeyenöğrencilere okul sağla!

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Biz, 48 kilometre mesafeden, Şamran kaynaklarından 2 metre 20 santim çapında, içinden otomobil geçecek çapta boru hattıyla Van veEdremit’e su getirdik.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Bu ülkede sen bakanlık yapmışsın, bakanlık. (CHP sıralarındanalkışlar) Senin bakanlığın sıfır, sıfır! Bakanlık yapmışsın sen, utanmadankonuşuyorsun. (CHP sıralarından alkışlar)

RAVZAKAVAKCI KAN (İstanbul) – Ayıp ya!

MAHMUTTANAL (Devamla) – Çocuklar orada aç, çocuklar orada işsiz, çocuklar orada subulamıyor; bana laf atacaksın sen!

MÜCAHİTDURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Ayıp ama ayıp! Hiç yakışmıyor Sayın Tanal.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Değerli kardeşlerim, Van halkı perişan durumda. Van’ın uçakbileti fiyatları yüksek, Van’da otopark sorunu var. Van BüyükşehirBelediyesinin arıtma tesisi çalışmıyor; Van Gölü kirletiliyor değerlikardeşlerim. Çocuklar -taşınamadığı için- okula gidemiyor; taşımalı eğitimsorunu var. Van ilinin Edremit ilçesi var, oradaki belediyeye ait taşınmazlareş dosta peşkeş çekilmiş durumda.

İran–Vansınırı 287 kilometre, oradaki gümrük kapısı sabah saat sekizde açılıyor, akşamaltıda bitiyor. Ya, böyle bir ayrımcılık olabilir mi, Edirne Sınır Kapısı sabahsekizle akşam altı arası mı çalışıyor? Ve Van’la 287 kilometre sınırı olan İran’ın konsolosluğu Erzurum’da. Şimdi, kapıdan gelenürünler laboratuvara gönderildiği zaman Erzurum’daki laboratuvara gönderiliyor.Neden Van’da olmuyor arkadaş? Yani bu ürün test laboratuvarının Van’da olmasıgerekmez mi?

Depremoldu, futbol stadyumu orada zarar gördü, oradaki tribünler zarar gördü;tribünler orada geçici olarak yapıldı ve bunun bir daha yapılması gerekiyor.

Hayvancılıksürekli kan kaybediyor.

Elektriksayaçları… Yahu, değerli arkadaşlar, böyle bir onursuzluk olmaz. Fakirfukaranın elektrik sayaçları elektrik direklerine takılıyor, zenginlerinelektrik sayaçları binanın kapısında. Aynı mahalleye gidiyoruz, Edremit YeniMahallesi’ne gidiyoruz, oradaki villa sahiplerinin elektrik sayaçları binanınönünde, fakir fukaranın elektrik sayaçları elektrik direklerinde. Bu,insanların onuruna dokunuyor. Böyle bir eşitsizlik olmaz. Değerli Bakanım,fakirin elektrik sayacı elektrik direğinde, zengininki kapının önünde. Buonursuzluk değil mi, bu eşitsizlik değil mi, bu ahlaksızlık değil mi? (CHPsıralarından alkışlar)

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Yahu, böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?

MAHMUTTANAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Vanlılar bunu hak etmiyor, Van bunu haketmiyor.

Bakın,belediyelerde toplu taşıma sorunu var. Belediye personeli alımındaliyakatsizlik var; AK PARTİ’ye yakın olanlar alınıyor, diğer vatandaşlaralınmıyor.

Van,turizm açısından tanıtılmıyor arkadaşlar. Van, hak ettiği yerde değil. Van’dafestivaller iptal ediliyor. Van’da okul servis ücretleri yüksek, Van’da hayatpahalı. Vatandaş bir imza için Erciş’ten Van’a gidiyor, ya, bir imza için;Erciş ile Van arası 100 kilometre. İlçelerde kamu hizmetine ulaşılamıyor.

Değerliarkadaşlar, biraz önce arkadaşımız neyi anlattı? TOKİ’nin Konya’yla ilgiliyaptığı evleri anlattı. Değerli Etyemez kardeşim, Van’ın listesini veriyorum, 7ilçeye TOKİ uğramamış, Van’ın 7 ilçesine. Niye Van bir Konya gibi yatırımı haketmesin?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi Sayın Tanal.

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Yeniden imar ettik.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Ya, kardeşim, sen bakanlığı boşuna yapmışsın, kusura bakmaya! Yani senin gibi bakanı cebimden çıkarırım ben, yapma bana bunu! (CHP sıralarındanalkışlar)

MÜCAHİTDURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Sayın Tanal, saygıya davet ediyorum sizi, saygıya!

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, uyarır mısınız? Temiz bir dil kullansın,lütfen uyarın! Böyle bir dil kullanılmaz!

MAHMUTTANAL (Devamla) – Değerli kardeşlerim, son sözler, özür diliyorum…

(CHPve HDP sıralarından ayağa kalkmalar, sürekli alkışlar; CHP sıralarındanpankartlar açılması)

MAHMUTTANAL (Devamla) – Bakın, değerli kardeşlerim, şimdi, son söz, Adıyaman’ın birmilletvekili var. Nerede o Adıyaman milletvekilleri? Biri var, bu Adıyamanmilletvekili gayet rahat Şanlıurfa’daki Bozova Muhtarlar Derneğine gider,Muhtarlar Derneği de şunu yapmak ister, muhtarlara der ki: “Toplanın.” 30muhtar gider. Ya, Şanlıurfa’nın milletvekilleri yok mu da Adıyaman Milletvekiligider?

BAKİŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Tanal, grubuna bak, grubuna!

MAHMUTTANAL (Devamla) – O Adıyaman milletvekili, bugüne kadar bu kürsüde konuşmamış,bugüne kadar herhangi bir sorunu dile getirmemiş ama bakıyorsunuz, gidiyorŞanlıurfa’daki muhtarları topluyor, muhtarlar ona selam vermiyor.

BAKİŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Tanal, grubun sana arkasını döndü, bak! Grubun seniprotesto ediyor, bak!

TAMERDAĞLI (Adana) – Sayın Tanal, arkadaşların arkasını dönmüş, arkasını!

MAHMUTTANAL (Devamla) – Onun için, adalet için, huzur için, barış için, eşitlik için,millî birlik ve beraberlik için Millet İttifakı olarak iktidara geliyoruz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TAMERDAĞLI (Adana) – Sayın Tanal, bak, bak, arkadaşlarına bak!

BAKİŞİMŞEK (Mersin) – Bak, grubun ne yapıyor? Sayın Tanal, grubuna bak, grubuna!

BAŞKAN– Sayın Tanal… Sayın Tanal, teşekkür ederim.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Değerli kardeşlerim, onlar adalete mesaj veriyorlar, onlarözgürlüğe mesaj veriyorlar.

BAŞKAN– Sayın Tanal…

Sayınmilletvekilleri…

MAHMUTTANAL (Devamla) – Değerli kardeşlerim…

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, bakın, milletvekili arkadaşınız kürsüde konuşuyor,arkanızı dönüyorsunuz, yapmayın lütfen!

ZİVERÖZDEMİR (Batman) – Sayın Tanal, protesto ediliyorsunuz.

BAŞKAN– Evet, arkadaşlar…

SayınTanal, süreniz doldu, rica etsem kürsüden ayrılırsanız…

ALİŞEKER (İstanbul) – Ya, kürsüde konuşuyor, siz sözünü kesiyorsunuz hatibin.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN– Bitti, bitti.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Son cümlem, son cümlem.

BAŞKAN– Bitti ama zaten bitti.

MAHMUTTANAL (Devamla) – Son cümlem, bitiriyorum.

Değerliarkadaşlar, şu anda İran’da kadınlar öldürülüyor, sansür var, dünyaya sesleriniduyuramıyorlar. Sizin getirdiğiniz yasa teklifi bu, arkadaşlarımızın isyanıbuna, arkadaşlarımızın mesajı buna. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Sayın Tanal…

MAHMUTTANAL (Devamla) – Eğer onları dikkate alırsanız yasa teklifini geri çekmenizgerekiyor.

BAŞKAN– Sayın Tanal, sizden rica ediyorum, lütfen…

MAHMUTTANAL (Devamla) – Teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarındanalkışlar)

FARUKSARIASLAN (Nevşehir) – Şimdi dönelim arkadaşlar.

ALİŞEKER (İstanbul) – Şimdi kürsüde kimse yok, dönebilirsiniz arkanızı.

BAŞKAN– Sayın Eroğlu, buyurun.

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Başkanım, bir söz hakkı doğdu, müsaade ederseniz birdakika kürsüden…

BAŞKAN– Sataşmadan yerinizden değil, kürsüden söz vereceğim.

Buyuruniki dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SayınEroğlu, lütfen, yeni bir sataşmaya yol açmayalım.

Buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Afyonkarahisar Milletvekili VeyselEroğlu’nun, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasısırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VEYSELEROĞLU (Afyonkarahisar) – Yok, yok.

DeğerliBaşkanım, değerli milletvekilleri; ben özellikle şunu ifade etmek istiyorum:Van depremi olduğu zaman o zamanki Başbakanımız, şu andaki Cumhurbaşkanımız vebütün bakanlar aynı gün Van’daydı ve çok…

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Her yerde vergi affı getirdiniz, Van depreminde niye vergiaffı getirmediniz?

ALİŞEKER (İstanbul) – Terkin yapılmadı.

MAHMUTTANAL (İstanbul) - Nasıl konuşuyorsun bunu! Niye vergi affı getirmediniz Van’a?

BAŞKAN– Sayın Tanal… Sayın Tanal, yerinize oturun.

VEYSELEROĞLU (Devamla) – Sayın Tanal, bir dakika, müsaade et, ben sataşmıyorum.

ALİŞEKER (İstanbul) – Terkin yapmadılar, hâlâ terkin bekliyor.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Van’da deprem oluyor -Van vekili orada- Düzce’ye getirdiniz,Karadeniz’e getirdiniz, niye oraya getirmediniz?

VEYSELEROĞLU (Devamla) – Deprem oldu, bütün bakanlar oradaydık ve Türkiye'den hertürlü destek verildi, kısa zamanda Van toparlandı.

ALİŞEKER (İstanbul) – Hâlâ terkin yapılmadı.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Boş konuşuyorsun, boş! Boş bakansın sen!

VEYSELEROĞLU (Devamla) – Van’ı yeniden inşa ettik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİŞEKER (İstanbul) – İnşa ettiniz, millet ödeyemiyor paralarını!

VEYSELEROĞLU (Devamla) – “Su meselesi” dediniz. Bakın, ben, Bakanken… Şamran kaynağıvar, tabii, Van’a gitmediğin için bilemezsin.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Yeni Mahallesi’ne Yeni Mahallesi’ne, Edremit’in YeniMahallesi’ne git; Muradiye’ye git, Muradiye’ye.

VEYSELEROĞLU (Devamla) – Şamran kaynağından, 48 kilometreden, 2 metre 20 santim çapında, içinden otomobil geçecek çapta bir boru hattıylaözellikle gerek Van’a gerek Edremit’e ve diğer bütün ilçelere su getirdik; iştebu, farkımız bu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın,ben 1999 depreminde İSKİ Genel Müdürüydüm; o zaman -Marmara depreminde- Hükûmetaşağı yukarı yirmi günde gelemedi ama deprem oldu, biz aynı gün oradaydık,bütün Hükûmet oradaydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Ya, başarılıydın, niye Bakanlıktan aldılar sizi? O kadarbaşarılıydın, Bakanlıktan niye aldılar sizi ya?

VEYSELEROĞLU (Devamla) – Ve şu ana kadar Van’a 30 milyardan fazla bir yatırım yaptıHükûmetimiz; bunun için teşekkür gerekir diye düşünüyorum.

(Video) Tanju Özcan: "11 cesur yürekli milletvekili istifa ederse ara seçim kararı alınır"

Hepinizisaygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Sayın Başkanım…

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Özür dilerim…

BAŞKAN– Arkadaşlar, müsaade ediniz.

BuyurunSayın Tanal.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Sayın Bakan “Efendim, su götürdüm.” dedi. Valiyi arasınlar,Edremit’in Yeni Mahallesi’nde su yok; Muradiye’de su yok, kaplıcalar kapalı.“Deprem” diyor…

BAŞKAN– Kayıtlara geçmiştir.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Son bir cümle Başkanım, özür diliyorum.

“Deprem”diyor; deprem olan tüm illerde vergiler affedildi, Van’ın vergisini niyeaffetmiyorsunuz, affettin mi?

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Tanal, yerinize lütfen.

BuyurunSayın Gülaçar.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Şimdi, Van’la ilgili konuşuluyor, Van milletvekillerininsöz alma hakkı var.

BAŞKAN– Efendim, böyle bir usul yok.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Ama şu an ilimizle ilgili konuşuluyor.

BAŞKAN– Yani size kişisel bir sataşma yok.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Sataşma var.

BAŞKAN– Sadece “Van milletvekilleri yeterli bilgilendirmeyi yapmamışlar.” dedileryani bu bir sataşma kapsamına girmez.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Sataşma var.

BAŞKAN– Nedir sataşma?

(CHPsıralarından pankartlar açılması, sürekli alkışlar)

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Van’ı biz temsil ediyoruz, Van’la ilgili hiçbir hizmetinolmadığı ifade ediliyor.

BAŞKAN– Bu sataşma değil, bu bir eleştiri.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) – Yani biz Van’ı temsil etmiyormuşuz Sayın Başkan!

BAŞKAN- Efendim, size de söz veririz sonra. Bu, sataşma değil. Sonra size sözveririz, siz de yapılan hizmetleri anlatırsınız.

(CHPsıralarından pankartlar açılması, sürekli alkışlar)

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) - Sayın Başkan, Van’ı temsil etmiyormuşuz! Hatip Van’ıtemsil etmediğimizi söylüyor.

BAŞKAN- Van’ı temsil etmediğinizi söyledi, doğru.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) - Evet.

BAŞKAN- Bu yüzden iki dakika kürsüden söz veriyorum.

Buyurun.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, Hatip “Van’ı temsil etmiyorlar.” dedi; bu,sataşmadır; lütfen, söz verir misiniz?

BAŞKAN- Efendim, sataşmanın gerekçesini bilmem lazım Sayın Ünal. Son anda doğrugerekçe geldi.

Buyurun.

2.- Van Milletvekili Osman NuriGülaçar’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı gündem dışı konuşmasısırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisimizkapandığı günden itibaren Van’ımızda ilçe ilçe, köy köy dolaşıyoruz. Mahmutağabey bu arada geldi mi, Van’a uğradı mı, onu bilmiyorum ama Allah aşkına yabenim ilimle ilgili konuşurken hiç olmazsa bana da bir soruver “Van’da ne varne yok?” diye, tamam mı? Sadece siyaset olsun diye, politika olsun diye busözler burada ifade edilmez.

Van,Allah’a hamdolsun, hizmetler itibarıyla, yapılanlar itibarıyla şu an belki deDoğu Anadolu’nun en fazla hizmet alan illerinin başında geliyor.

Bensuyla ilgili kısımda da söylüyorum: Bizim şu an suyla ilgili bir sorunumuz yok.Geçen yıl kuraklıktan mütevellit sorunlar vardı, onlar bu yıl bütün köyleritibarıyla telafi ediliyor.

Asfaltlamaçalışmamız… Şu an biz Büyükşehir olarak ciddi anlamda bir asfalt çalışmasıyaptık, her ilçemiz için 25 kilometre asfalt yaptık, her ilçemiz için. (AKPARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Şimdi,burada bütün bu çalışmaları sadece politik birtakım hesaplarla karalamak veyakamuoyuna böyle ifade etmek gerçekten bizleri üzüyor. Mahmut ağabey, seniseviyoruz ya, lütfen bize sor.

MAHMUTTANAL (İstanbul) - Ya, Bostaniçi’de su yok, su! Bostaniçi Mahallesi, YeniMahallesi…

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Allah’tan korkun yahu! Çocuklar 2 kilometre yol gidiyor, 2 kilometre yayan.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Devamla) – Mahmut ağabey, bunları bana söyleme ya, sahadangeliyorum ağabey, dün akşam itibarıyla geldim, dün de sahadaydım.

ALİŞEKER (İstanbul) – Mahalle adı veriyor.

OSMANNURİ GÜLAÇAR (Devamla) – Köy köy, ilçe ilçe, Allah’ın izniyle halkımızınderdiyle dertleniyoruz, taleplerini alıyoruz, sorunlarını hallediyoruz. Bunoktada Allah’ın izniyle çok da başarılıyız, bilginiz olsun.

Saygılarımı,hürmetlerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, burada, yerimde söyleyeceğim.

BAŞKAN– Sayın Tanal, bir tartışma yok.

MAHMUTTANAL (İstanbul) - Sayın Başkanım, Bostaniçi Mahallesi’nde su yok, YeniMahallesi’nde su yok, Muradiye’de su az geliyor; söylüyorum tek tek yahu! Yahuarkadaşım, depremde niye vergilerini affetmediniz? Başkan, depremde vergiyiniye affetmediniz yahu? Karadeniz’deki selde yapıyorsunuz da Van’da niyeyapmıyorsunuz?

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem DışıKonuşmaları (Devam)

3.- Hakkâri Milletvekili Sait Dede’nin,Hakkâri’nin ekonomik ve sosyal sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN– Gündem dışı üçüncü söz, Hakkâri’nin ekonomik ve sosyal sorunları hakkında sözisteyen Hakkâri Milletvekili Sait Dede’ye aittir.

BuyurunSayın Dede. (HDP sıralarından alkışlar)

SAİTDEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Hakkâri ilinde yaşanansorunları Genel Kurulla paylaşmak için söz almış bulunmaktayım.

Hepinizinbildiği gibi bugün ülkede birkaç yandaş grup haricinde tüm yurttaşlarımızaçlıkla, yoksullukla mücadele etmektedir. Tüm ülkede yaşanan bu olumsuz tabloyaek olarak, seçim bölgem olan Hakkâri’de adı konulmamış ama fiiliyatta var olanbir ekonomik ambargo söz konusudur. Türkiye'nin en az gelişmiş kentlerindenolan Hakkâri ilinde halkın refah düzeyini artıracak en küçük bir ekonomikyatırım olmadığından dolayı yurttaşlar yaşamlarını idame ettirmektezorlanmaktadırlar.

Bakın,eskiden Hakkâri, ders kitaplarında Türkiye'nin sayılı tarım ve hayvancılıkilleri arasında geçiyordu; gelinen aşamada tarım ve hayvancılık adına hiçbirşey kalmamış. Yaylalar yasak, otlaklar yasak, meralar yasak, neredeyse il veilçe merkezleri dışında her yer yasak; hayvanlar yaylalara götürülemiyor,götürmek isteyenlere de ne olduğunu Sertip Şen’in katledilmesinde gördük.“Hakkâri’de bir çoban öldürülmüş, kimin umurunda?” diyen babanın feryatları hâlenyüreklerimizde yankılanıyor.

Sayınmilletvekilleri, Hakkâri’de tarım ve hayvancılık tablosu böyleyken Hakkâri’nindoğal, kültürel ve tarihsel değerlerine rağmen tek bir turistik yatırımyapılmamıştır. Hakkâri’de hayatı çekilmez kılan, çoğu zaman doğrudan yaşamhakkını ihlal eden güvenlikçi politikalar sınır ticaretini de vurmuş durumda.İki ülkeye sınırı olmasına rağmen bu coğrafi konumundan faydalanmamaktadırHakkâri. Dış ticaret ve lojistik merkezi olma potansiyeli olan Hakkâri ilindebugün resmiyette 3 sınır kapısı bulunmaktadır. Birincisi, Esendere Sınır Kapısı1964 yılında açılmıştır. Üzümlü Sınır Kapısı 2015 yılında açıldı. 2011 yılındaise Derecik Umurlu Sınır Kapısı’nın Bakanlar Kurulu kararıyla açılmasına kararverilmiş; 2013 yılında dönemin Başbakanı tarafından açılışı yapıldı kapınınancak 2013 yılından bu yana yetkililer tarafından defalarca açılmasına rağmenhâlen faaliyete geçmemiştir.

Sayınmilletvekilleri, Hakkâri’nin 70’li, 80’li yıllarının anlatıldığı Vizontelefilmini çoğunuz izlemişsinizdir. Vizontele filminde Hakkâri’ye bir kütüphanemüdürü atanır ama ortada kütüphane yoktur. Derecik Umurlu Sınır Kapısı’nın dadurumu aynen böyledir, muhtemelen görevlileri de vardır, gümrük muhafazamemurları da vardır ama ortada bir kapı, hatta bir baraka, bir yol bile yoktur;gelinen kırk yılda değişen bir şey yok. Seçim yaklaşıyor, muhtemelen yineşaşaalı bir törenle “Derecik Umurlu Sınır Kapısı milletimize hayırlı olsun.”diyecektir iktidar ama yine bu kapı açılmayacaktır. Hakkârililer açıkça siyasaltercihlerinden dolayı cezalandırılıyor; eğer bunun başka bir anlamı varsaiktidar çıksın, bize söylesin. Sınır kapılarında yaşanan bu ciddiyetsizliğinbaşka bir anlamı olamaz.

Heranlamda bir ambargoyla karşı karşıyayız. Bakın, Derecik ilçemizde bulunan UmurluSınır Kapısı’nın kapalı olmasından dolayı, yurttaşlarımız yarım saattekatedecekleri yolu on dört on beş saatte ancak gidebiliyorlar. Bu kapı kapalıolduğu için Üzümlü Sınır Kapısı’na gelenler saatlerce ama saatlercebekletiliyorlar, kilometrelerce araç ve insan kuyruğu oluşuyor. Bunun benzerbir örneğini Kapıkule Sınır Kapısı’nda da görmüştük ama ilgili Bakan, komşuülkeyle diyaloğa girerek çözüm bulmuştu. Söz konusu Hakkâri olunca Bakanınnerede olduğunu bilmiyoruz.

Sayınmilletvekilleri, 2021 yılı TÜİK verilerine göre ortalama yıllık eş değer hanehalkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük, işsizlik oranının en yüksekolduğu bölgeler arasında Hakkâri yer almaktadır. Hakkâri’de en önemli geçimkaynaklarından biri sınır ticaretidir. Geçen hafta sivil toplum örgütütemsilcileri Meclisteydi, buraya gelip bütün gruplarla görüştüler, iktidargrubuyla da muhtemelen görüşmüşlerdir. Bu sorunun bir an önce çözülmesi sonderece önemlidir. Söz konusu kapıların Hakkâri iline sağlayacağı sosyal veekonomik katma değerler göz önünde bulundurulduğunda, kentin ekonomisinihareketlendireceği, aynı zamanda istihdamı artıracağı bir gerçektir ancakHakkâri ili sınır kapılarında yaşanan teknik yetersizlikler, altyapıeksiklikleri ve bürokratik engellemeler bu avantajlı durumundeğerlendirilmesini imkânsız kılmaktadır.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi Sayın Dede.

SAİTDEDE (Devamla) – Tamamlıyorum.

Sınırkapılarında bekleme süreleri makul olabilecek sürelerin çok ötesinde yurttaşlaraeziyet derecesine varmış durumdadır.

Birbaşka sorun da bürokratik işlemlerden arındırılmış, ihracat ve ithalatişlemlerine göre kaideleri basitleştirilmiş, uygulaması ve yapılması kolay birticaret dalı olması gereken sınır ticaretinde yaşanmaktadır. Sınır illerindeyaşayan yurttaşların ihtiyaç duydukları ürünlerin bir kısmını komşu ülkedentedarik etmesine imkân tanıyan sınır ticareti Hakkâri ilinde tamamen Valiliğinve güvenlik kuvvetlerinin keyfiyetine bırakılmıştır. Muafiyet kapsamında olduğuhâlde yurttaşların getirdikleri mallara çoğu zaman ya gümrük muhafaza elkoymakta ya da gümrükten geçtikten sonra yol kontrollerinde güvenlik kuvvetleritarafından kaçak işlemi yapılmaktadır. Bu konuda Kaçakçılıkla MücadeleKanunu’na muhalefetten açılmış sayısız dava bulunmaktadır. Hani suç vecezaların kanuniliği ilkesi?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Sait Dede.

SAİTDEDE (Devamla) – Esendere Sınır Kapısı’nda gümrük muhafazadan geçen mal nasılolur da üç beş kilometre sonra kaçak duruma düşer?

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerindenbirer dakika süreyle söz vereceğim.

SayınÇelebi, buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet AliÇelebi’nin, malul sayılmayan gazilere ilişkin açıklaması

MEHMETALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Terörlemücadele esnasında yaralanıp malul sayılmayan gazilerimiz iyi haber bekliyor.Kalbinde kurşunla yaşıyor, gazi değil; Kanas’la sırtından vurulup akciğeridelinmiş, gazi değil; beyninin içinde 3 roket parçası var, gazi değil; patlamanedeniyle duyma, görme kaybı yaşıyor, gazi değil; bedenindeki kurşun vücudunuzehirliyor, kronik ağır metal zehirlenmesi yaşıyor, tedavisi yok, gazi değil.Kısmen ilaç bağımlısı olan, sosyal yaşantıları bozulan da çok. İç Tüzük 37gereği Genel Kurula kanun teklifim inecek. Buna gerek kalmadan, öncesinde bütünpartilerimiz konsensüs sağlayıp bu işi çözmelidir; artık üvey evlat muamelesison bulmalıdır.

Gazilikberatı ve onuru verilsin, şeref aylıkları bağlansın diyorum, yüce Meclisisaygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Barut…

2.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un,basına sansür yasasına ve süt krizine ilişkin açıklaması

AYHANBARUT (Adana) – AKP eliyle ülkemizde neredeyse her alanda derin bir krizyaşanıyor. Milletin derdiyle dertleneceğinize basına sansür yasasıgetiriyorsunuz, bu tavrınızı kınıyorum.

Bugünsüt krizinden söz edeceğim. Yıllardır hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizedestek olunmasını, yemden samana maliyetlerin düşürülmesini ve çiftçinin uygunkoşullarda maliyet yükünden kurtarılmasını istedik. Biz söyledik, biz işittik;iktidar oralı bile olmadı. Bugün ülkemizde çok ciddi biçimde süt krizi yaşanıyor;olacağı buydu. Maliyetleri karşılayamadığı için besicinin süt veren ineklerimecburen kesime gönderildi. Elbette inekler kesilirse süt kalmaz; sütkalmayınca vatandaş çok daha pahalıya sütü içer; rafta olsa, bütçesi yetse bilepeynir alamaz; şu anda oraya geldik. Bu saatten sonra zamlar peş peşegelecektir çünkü inekler kesildi. Derhâl çiftçinin yüzünü güldürecek adımlaratın, maliyetleri düşürün, süt ve et fiyatlarını çiftçinin kazanacağı noktayagetirin.

BAŞKAN– Sayın Yılmazkaya…

3.- Gaziantep Milletvekili BayramYılmazkaya’nın, beyin göçüne ilişkin açıklaması

BAYRAMYILMAZKAYA (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Amerika,Almanya gibi gelişmiş ülkeler, bizim gibi ülkelerdeki yetişmiş beyin gücünükendi ülkelerine çekebilmek için birçok teşviki hayata geçirmektedir. Sonyıllarda ülkemizde giderek artan beyin göçüyle ilgili mevcut Hükûmetin deuyguladığı ötekileştirici dil nedeniyle Cumhurbaşkanının “Giderlersegitsinler.” dediği, idarecilerin mobbing uyguladığı ve aşağıladığı biliminsanı, akademisyen, doktor, mühendis, sağlık çalışanı, öğretmen, yazılımcıgibi kritik öneme sahip meslekler için birçok ülke harekete geçerek bu yetişmişbeyinleri kendi ülkelerine çekmek için önemli adımlar atmaktadır.

Güçlübir Türkiye için bilime, insanlığa, eğitime gereken önemin verilmesi, ülkedekibeyin göçünü tersine çevirmek hepimizin önceliği olmalıdır. Bir ülkeninbilgili, eğitimli, deneyimli, nitelikli, düşünen ve üreten insanların her zamanihtiyaç vardır. Ülkemizin yetişmiş beyin gücüne sahip çıkmak ulusal güvenliğimizinteminatıdır ve asıl beka meselesi budur diyor, Yüce heyeti saygıylaselamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Kemalbay Pekgözegü…

4.- İzmir Milletvekili Serpil KemalbayPekgözegü’nün, beyaz tülbentli annelere uygulanan şiddete ilişkin açıklaması

SERPİLKEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayınvekiller, her hafta perşembe günü, İstanbul’da 70 yaşını aşkın birkaç beyaztülbentli annenin sözde adalet sarayları önünde işkenceyle darbedilerekgözaltına alındığından haberiniz var mı? Çoğu çok yaşlı olan ve çocuklarıcezaevlerinde ölmesin diye ses çıkarmak için sokakta olan bu kadınlarınEmniyete gidene kadar coplandığını, polis araçlarının içinde dövüldüğünübiliyor musunuz? Bu hafta perşembe günü İstanbul’a bakın, bu zulmügöreceksiniz. Anneler neyi gündeme getirmek istiyor, biliyor musunuz? Mapusyakınları Hükûmetin adaletsizliğine isyan ediyor; adalet istiyorlar, adalet!Cezaevlerindeki insanlık dışı muamelelere, intiharlara, infaz yakmalara,tecride son verilsin istiyorlar; cezaevlerinde işkence ve şüpheli ölümlerbitsin istiyorlar.

BAŞKAN– Sayın Arkaz…

5.- İstanbul Milletvekili HayatiArkaz’ın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğine,sağlık çalışanlarına şiddete, şehit olan Polis Memuru Sedat Gezer, AstsubayYusuf Ataş ve Uzman Çavuş Hüseyin Cerit’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkinaçıklaması

HAYATİARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

27’nciDönem Altıncı Yasama Yılının Gazi Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum.

EsenyurtDevlet Hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Tuğrul Okudan 14 Eylüldeuğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Sağlık çalışanlarınaşiddetin son bulmasını arzuluyorum. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarınabaşsağlığı diliyorum.

Yine,Mersin’in Mezitli ilçesinde polisevine teröristler tarafından düzenlenensaldırıda şehit olan Polis Memuru Sedat Gezer’e, Pençe-Kilit Operasyonu’ndaterör örgütü mensupları tarafından açılan taciz ateşi sonucu şehit olanAstsubay Yusuf Ataş’a ve Kırklareli’de görevi esnasında meydana gelen trafikkazasında şehit olan Uzman Çavuş Hüseyin Cerit’e Allah’tan rahmet, yakınlarınave aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Vatan sağ olsun.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Kaya…

6.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın,27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğine ilişkinaçıklaması

İSMAİLKAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Aynıdönem içinde Meclis tarihinde bir ilki yaşadığımız Altıncı Yasama Yılınınöncelikle Gazi Meclisimize, milletvekillerimize, ülkemize ve milletimizehayırlı olmasını diliyorum. Açıldığı ilk günden bu yana Meclis çatısı altındagörev yapmış olup ahirete irtihal etmiş tüm milletvekillerimizi de rahmetleanıyorum.

Temennimodur ki yeni dönemde karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde başarılıçalışmalara hep birlikte imza atarız. Bu vesileyle, 27’nci Dönem Altıncı YasamaYılında aziz milletimizin birliği ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü için hizmetetmek gayesiyle çalışan tüm milletvekillerimize başarılar diliyor, yeni döneminhayırlı ve uğurlu olması temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Girgin…

7.- Muğla Milletvekili SüleymanGirgin’in, müzisyen Onur Şener cinayetine ilişkin açıklaması

SÜLEYMANGİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

2çocuk babası müzisyen Onur Şener’in çalışırken cinayete kurban gitmesi,sanatçıları hedef gösteren, festivalleri yasaklayan zihniyetin bir ürünüdür;sanatın, sanatçının, emeğin ve emekçinin, eğitimin ve liyakatin siyasi aidiyetduygusu karşısında ucuzlatılması, bir güruha kendilerinin kanunlar karşısındadokunulmaz oldukları öz güveninin verilmesi sonucudur. Dün doktorlara yapılanmuamele bugün sanatçılara yapılmaktadır. Pandemi döneminden beri çok sayıdamüzisyen dramına şahit olduk; onlarcası canına kıydı, yüzlercesi eşyalarınısatmak zorunda kaldı ve bir o kadarının da yuvası dağıldı. Müzisyenlerin cangüvenliği de sosyal güvenceleri de yok. Daha da vahimi, öldürenlerin çalışmayaşamından sorumlu bakanlıkta kamu görevlisi olmalarıdır. Emek cehennemini güvencelive örgütlü bir çalışma yaşamına dönüştürmek için, Onur Şener için adaletmücadelesini büyüteceğiz. Onur kardeşimize Allah'tan rahmet, yakınlarınabaşsağlığı diliyorum.

BAŞKAN– Sayın Adıgüzel…

8.- Ordu Milletvekili MustafaAdıgüzel’in, Ordu Çaybaşı İlküvez’deki vahşi katı atık depolama alanına ilişkinaçıklaması

MUSTAFAADIGÜZEL (Ordu) – Teşekkürler Sayın Başkan.

OrduÇaybaşı İlküvez’de vahşi katı atık depolama alanı var. Buranın ÇED izninde 1,5 metre çöp, 1 metre toprak şeklinde toplam 11 metreye müsaade edilmiş ama şuanda orası tam 35 metreye ulaşmış, ayrıca oradan arıtılmadan derelere susalınmaktadır. Dolayısıyla, burada olan şey hukuksuzdur, insan haklarınaaykırıdır, şehirciliğe uygun değildir ve derhâl kapatılmalıdır. Burayla ilgilidaha önce Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünden Ordu Büyükşehir Belediyesinedefaatle yazı yazılmasına ve ceza kesilmesine rağmen hiçbir işlemyapılmamıştır. Buradaki drama bir an önce son verilmelidir; Çevre ve ŞehircilikBakanlığını uyarıyorum.

BAŞKAN– Sayın Gaytancıoğlu…

9.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, akaryakıt zamlarına ve taksici esnafın taleplerine ilişkinaçıklaması

OKANGAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yarınyeni bir akaryakıt zammı geliyormuş; pardon, AKP’li arkadaşların anlaması için“zam” demiyorduk, yandaş basının diliyle “akaryakıtta yeni bir fiyatayarlaması” var. Yaptığınız ayarlamalarla vatandaşı canından bezdirdiğiniz gibişoför esnafımızı da bıktırdınız; kamyoncuyu, dolmuşçuyu, servisçiyi, taksiciyibatırıyorsunuz. Taksici esnafımız diyor ki: “Zamlardan geçtik, taksimetreyiayarlamak için verdiğimiz ücretler bile yük oldu artık.” Küçük bir ilçemizdebile taksici esnafı taksimetreyi ayarlayınca 800-1.000 lira para ödüyor, zamlaryağdıkça da ayarlar sürekli yenileniyor. Ayarlamaların peşi sıra, yeniayarlamalar şoförün ayarını bozdu artık.

Taksicimizinbir isteğini de burada AKP’ye ileteyim: “Madem zamdan vazgeçmiyorsunuz, enazından taksimetre ayarlamalarının ücretini düşürün ya da taksimetreayarlarının ücretlerini, faturalarını AKP Genel Merkezine ya da sarayagönderelim, onlar ödesin.” diyorlar.

BAŞKAN– Sayın Taşcıer…

10.- Ankara Milletvekili GamzeTaşçıer’in, Sağlık Bakanının Etlik Şehir Hastanesiyle ilgili açıklamalarınailişkin açıklaması

GAMZETAŞCIER (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimizhafta Ankara’da Etlik Şehir Hastanesi açıldı. Hastanenin açılışı öncesi,kentimizde bulunan 5 hastane için kapatılma kararı alındı. Personelingörevlendirilmesi yapılmış, ekipman ve cihazlar şehir hastanesine taşınmaya,kapatılacak hastanelerin içleri boşaltılmaya başlanmıştı. Sağlık emekçileriylebirlikte verdiğimiz mücadele neticesinde Bakanlığın kısmi bir geri adımattığını gördük ancak Sağlık Bakanı hastanelerin kapatılmayacağını söylemesinerağmen burada bir kelime oyunu söz konusuydu. Çünkü “Kapatılmayacak.” dediğinizhastanenin hekimi, personeli, cihazı, sarf malzemeleri bile taşınmışken buhastaneler nasıl çalışacak? Şehir hastaneleri anahtar teslimdi ancak kamuhastanelerinden kamyon kamyon cihaz ve ekipman taşındı. “Hastane garantisiyok.” dediniz, Sayıştay raporunda bir kez daha olduğu ispatlandı. Sayın Bakan,neden yalan söylemeye devam ediyor?

BAŞKAN- Sayın Aydın…

11.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın,yeni yasama yılının hayırlı olmasını dilediğine, Basın Kanunu’na ve İnegöl’ünHamzabey Mahallesi’nin sorunlarına ilişkin açıklaması

ERKANAYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle,yeni yasama yılımızın halkımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

BasınKanunu, kamuoyunda bilinen ismiyle de “dezenformasyon ve sansür kanunu” bugünMeclise geliyor; haziran ayında Komisyondan geçmişti. Bir kez daha uyarıyoruz,bugün ayarını bozduğunuz kantar, yarın gelir sizi tartar diyoruz ve buyanlıştan bir an önce vazgeçin, sansürün, insanları yasaklamanın bugün hemenyanı başımız İran’da işi nerelere getirdiğine de dikkat edin diyorum.

Yine,Meclisin kapalı olduğu dönemde İnegöl’ün Hamzabey Mahallesi’ni ziyaret ettik;büyük bir köyümüz, İnegöl’e çok yakın ancak çok yakın olmasına rağmen doğal gazyok, muhtar ve köylüler bu durumdan şikâyetçiler; sanayinin dibi, ayrıcaBoğazköy Barajı’nın da hemen bitişiğinde, köyde arıtma olmadığı için desulamada kullanılan baraj pis sularla besleniyor ve o ürünleri halkımıztüketiyor. Bu konuya da buradan bir kez daha dikkat çekiyorum.

BAŞKAN– Sayın Taşkın…

12.- Mersin Milletvekili Ali CumhurTaşkın’ın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasını dilediğineilişkin açıklaması

ALİCUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Meclistarihinde ilk olarak bir dönem içinde altıncı yasama yılına girerek bir ilkeimza atıyoruz. 27’nci Dönem Altıncı YASAMA Yılının öncelikle Gazi Meclisimize,milletvekillerimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Buvesileyle ilk açıldığı günden bu yana Meclis çatısı altında görev yapmış tümmilletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum, ahirete irtihal etmişmilletvekillerimizi rahmetle anıyorum.

Yüzelli yıla yaklaşan Parlamento geleneğine sahip köklü bir kurum olan Meclisimizönce Millî Mücadele’de, son olarak da 15 Temmuz gecesi “Gazi” unvanıylaşereflenmiş, eşine az rastlanan bir parlamentodur. 27’nci Dönemin bu son yasamayılında millî iradenin tecelligâhı Gazi Meclisimize yakışır bir şekildemilletimizin birliği ve vatanın bölünmez bütünlüğü için çalışan tümmilletvekillerimize başarılar diliyorum.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Kenanoğlu…

13.- İstanbul Milletvekili AliKenanoğlu’nun, müzisyen Onur Şener cinayetine ilişkin açıklaması

ALİKENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Onur Şener 45 yaşında, 2 çocuk babası birmüzisyen idi. Ankara Çayyolu’nda, bir eğlence mekânında istek şarkılarınıbilmediği gerekçesiyle 3 kişi tarafından yapılan saldırı sonucu öldürüldü.Mekân çıkışında pusu kuran saldırganlar Onur Şener’in kırık şişelerle boğazınıve yüzünü parçaladılar. Tutuklanan Ali G. Çalışma Bakanlığında müfettiş, İlkerK. Çalışma Bakanlığında müfettiş, Semih S. ise TAI’de mühendisti. Bu sabıkalıcanilerin kamuya torpille, liyakatsiz alımların da bir sonucu olduğunugörüyoruz.

OnurŞener’i vahşice katleden bu saldırganları kınıyorum, katillerin hak ettiklerien ağır cezaları alması konusunda takipçi olacağımızı belirtiyor ve OnurŞener’in ailesine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN– Sayın Yılmaz…

14.- Mersin Milletvekili Zeynep GülYılmaz’ın, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılına hayır dilekleriyle başladıklarınave alçak terör saldırısında şehit düşen kahraman Polis Memuru Sedat Gezer’eAllah’tan rahmet, yaralı polis memuruna acil şifalar dilediğine ilişkinaçıklaması

ZEYNEPGÜL YILMAZ (Mersin) – Millî iradenin tecelligâhı Gazi Meclisimizde 27’nci DönemAltıncı Yasama Yılına hayır dilekleriyle başlıyoruz.

AKPARTİ hükûmetleri olarak, son yirmi yılda ülkemize kazandırdığımız, her alanıkapsayan eser ve hizmet siyasetimizi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep TayyipErdoğan'ın liderliğinde, ülkemizin daha da gelişmesi ve güçlenmesi yolunda“Türkiye yüzyılı” mottosuyla bu yasama yılında da sürdüreceğiz. Tarihî günlerinyaşandığı, dünyada ve bölgemizde tüm güç merkezlerinin yeniden oluştuğu budönemde, ülkemiz hak ettiği yere adım adım yaklaşırken bunu baltalamak isteyenterör örgütleri ve destekçileriyle mücadelemiz de en son terörist etkisiz hâlegetirilinceye kadar sürecektir.

Buvesileyle 26 Eylülde Mezitli ilçemizde polisevine düzenlenen alçak terörsaldırısında şehit düşen kahraman Polis Memurumuz Sedat kardeşimize bir kezdaha Allah’tan rahmet, yaralı polis memurumuza acil şifalar diliyorum.

BAŞKAN- Sayın İlhan...

15.- Kırşehir Milletvekili Metinİlhan’ın, Türk çiftçisinin ve Kırşehirli ayçiçeği üreticilerinin sorunlarınailişkin açıklaması

METİNİLHAN (Kırşehir) – Teşekkür ederim Başkanım.

Kendineyetebilen bir tarım ülkesi iken üzülerek belirtmek isterim ki tarımda ithalatrekorları kırar hâle geldik. Bunun sorumluları ise kanuni destekleri bile tamödemedikleri gibi, çiftçimizi hâlâ hamasetle kandırma telaşına düşmüşlerdir.Türk çiftçisi, borç sarmalını aşamadığı gibi, tüccar ve rantçıların elinedüşmekten de bir türlü kurtulamamaktadır. Bakınız, ayçiçeğinin stratejik bir ürünolduğunu, geçen sene marketlerdeki talan görüntüleriyle çok acı bir şekildedeneyimledik ancak Hükûmet yine ders almışa benzememektedir. Sayın Bakanayçiçeği için “12 liranın üstünde alım olacak.” dedi ve çiftçilerimiz bu sözeitibar edip sabırla beklediler ama Kırşehir’de ne yazık ki bu fiyatları birtürlü göremediler. Bu sebeple “Boş yer kalmasın, her tarafı ekin.” diyensorumluluk makamındakiler, bu soruna bir an önce çözüm bulmak zorundadırlar.Zira, Kırşehir çiftçisi, kilometrelerce kuyruk beklemek ve zararına ürün vermekistemiyor artık.

Teşekkürederim.

BAŞKAN- Sayın Öcalan...

16.- Şanlıurfa Milletvekili ÖmerÖcalan’ın, pamuk üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

ÖMERÖCALAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, ülke pamuğunun yüzde 46’sı Urfa’da yetiştiriliyor.Bu yıl 44 randımanlı pamuk fiyatı 21 lira olarak açıklandı; Urfa’da 21 liralık44 randımanlı pamuk yetiştirilmiyor, bu randıman 41, 42, 39. Bakınız bu ülkenintarım politikalarını çöktürdüler; pamuğun kilo maliyeti 17 liradır, mazot,tohum, ilaç, gübre, su parası, tarla kiralama parası 17 liranın üstündedir. Buçiftçinin yakasından düşmesi gerekiyor bu Hükûmetin. Suruçlu çiftçiler,Harranlı çiftçiler, Akçakaleli çiftçiler, Bozovalı çiftçiler isyan ediyorlar,ektiklerinin karşılığı alamamaktadırlar. Bu ülkenin tarım politikası yerlerdesürünüyor, insanlar perişan durumdadır, çiftçiler perişan durumdadır. Bupolitikalar gözden geçirilmelidir, çiftçinin sekiz ay dayanacak gücükalmamıştır.

BAŞKAN– Sayın İskenderoğlu…

17.- Çanakkale Milletvekili Jülideİskenderoğlu’nun, Troya Kültür Yolu Festivali’ne ilişkin açıklaması

JÜLİDEİSKENDEROĞLU (Çanakkale) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri;Çanakkale’mizi marka şehir yapmak için Grup Başkan Vekilimiz Sayın BülentTuran’la, Valimizle, kaymakamlarımızla, belediye başkanlarımızla,yöneticilerimizle ve teşkilatımızla var gücümüzle çalışıyoruz. Geçtiğimiz ay,Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Çanakkale’de düzenlenen Troya Kültür YoluFestivali’nde de bunun önemli adımlarından birini gerçekleştirdik. On günboyunca yüzden fazla etkinliğin Çanakkale’de 41 noktada binden fazla sanatçınınon binlerce hemşehrimizle buluşmasına vesile olan başta Cumhurbaşkanımız RecepTayyip Erdoğan’a, Kültür ve Turizm Bakanımıza, Bakan Yardımcımız Özgül ÖzkanYavuz’a, il müdürlerimize ve Alan Başkanlığımızın tüm personeline, sanatçılarave organizasyonda görev alan tüm arkadaşlarımıza, özellikle, her gün etkinlikalanını dolduran Çanakkaleli hemşehrilerimize festivalimize sahip çıktıklarıiçin teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

18.- Adana Milletvekili MüzeyyenŞevkin’in, müzisyen Onur Şener cinayetine ve sansür yasasına ilişkin açıklaması

Müzeyyen şevkin (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tebrikederim, üzülerek söylüyorum ki başardınız. “Tüküreyim böyle sanatın içine.”diyerek başlattığınız, sanatı ve kültürü aşağıladığınız, her tür silahlıçatışmanın, ahlaksızlığın yer aldığı mafyavari dizilerle gençlere rol modelleryarattığınız bir iklimde her gün dudak uçuklatan cinayetler işleniyor; RTÜKbuna seyirci kalırken muhalif kanallara ceza üzerine ceza yağdırıyor. Şimdi desansür yasasını getiriyorsunuz. Liyakatsiz, yandaş, partili atamalar ortada;pırıl pırıl gençler yüksek puanlarla kamuya atama beklerken siz mülakatsafsatasıyla ve çoğu zaman buna bile gerek duymadan, işinize geleni sabıkakaydına bakmadan üst düzey mevkilere atadınız. Ekmeğini kazanma derdindekisanatçılar, kadınlar, çocuklar göz kırpmadan öldürülmeye başlandı. Tebrikediyorum, yasaklar ülkesine çevirdiniz ülkeyi, kindar bir nesil yetiştirmeyibaşardınız. Ama değerli halkımız umutsuzluğa kapılmasın…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın Özgüneş…

19.- Şırnak Milletvekili HasanÖzgüneş’in, Şırnak Silopi Kaymakamlığının Nevroz Parkı’nın renklerinideğiştirme faaliyetini kınadıklarına ilişkin açıklaması

HASANÖZGÜNEŞ (Şırnak) – Teşekkür ediyorum Başkan.

ŞırnakSilopi Belediyemizin kültürel faaliyetler için hazırlamış olduğu Nevroz ParkıSilopi Belediyesinin denetiminde olan bir alan ve her türlü kurum ve demokratikkitle örgütünün faaliyetlerine açık olan bir alan. Kaymakamlık önümüzdeki haftabir festival düzenlemek istiyor ama kayyum zihniyetiyle, hiçbir saygı ölçüsünüesas almadan, belediyeye danışmadan, bütün renklerini kendi zevklerine göre,polis zoruyla, belediyenin ve örgütlerimizin itirazına rağmen, değiştirmefaaliyetine girişmiştir. Biz bu kaba ve nezaketten uzak olan yaklaşımı buradankınıyoruz, belediye iradesine ve halkın iradesine saygı duymasını bekliyoruz.

BAŞKAN– Sayın Aycan…

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın,Kahramanmaraş’taki kırmızıbiber tarımına ilişkin açıklaması

SEFERAYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, gerek sofralık gerekse sanayi içinkırmızıbiber üretimi önemli bir tarımsal faaliyettir. Ülkemizde kırmızıbiber,şehrim Kahramanmaraş ve diğer güney iller ile bunun dışındaki bazı diğerillerde ekilmektedir. Kırmızıbiber üretiminde şehrim Kahramanmaraş önemli birildir. Maraş biberi coğrafi işareti tescilli bir üründür fakat Kahramanmaraş’tabiber tarımı gerilemektedir ve üretici tarımdan memnun değildir, gittikçe bibertarımından vazgeçilmektedir. Bu tehlikeli bir süreçtir. Ülkemizin biberüretiminde azalma, ithal biberin artması demektir. Biber üreticisidesteklenmelidir, bilimsel destekle biber üretiminde verim artışısağlanmalıdır, biber üretimi teşvik edilmelidir, kırmızıbibere fiyat ve alımgarantisi verilmelidir, ithal biberin ise gümrük vergisi artırılmalı ve kotakonulmalıdır; böylece yerli üretici korunmalıdır.

BAŞKAN– Sayın Filiz…

21.- Gaziantep Milletvekili İmam HüseyinFiliz’in, Gaziantepli çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması

İMAMHÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçimbölgem Gaziantep Oğuzeli ilçesi Aşağı Yeniyapan köyünden bir çiftçinin sesiniduyurmak istiyorum: 45 dönüm birinci sınıf susuz arazide toplamda 900 kilotohum eken çiftçi, gübre, mazot, ilaç kullandı, bir yıl bekledi, kuraklık veyeterli gübre atılamadığından rekolte çok düşük oldu. Biçerdöverci “Samanıbenim, buğdayı sizin olsun, ben biçeyim.” diye giriyor tarlaya, buğdayda biçeritutacak sap olmayınca birkaç saat içinde tüm tarlayı biçiyor. Sonuçta 1,5 vagonsaman ve sadece 2 torba, tohumun onda 1’i kadar buğday çıkıyor. Çitfçi buğdayıbiçerciye bırakıyor ve biçercinin de bu hasattan kârı sadece 1 paket sigara.Çiftçi “Bu yıl ekim yapmayacağım.” diyor. Sayın Bakana sesleniyorum: Çözümithalattan değil, çiftçimizi desteklemekten geçmektedir diyor, Genel Kurulusaygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN– Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

SayınDervişoğlu, buyurun.

22.- İzmir Milletvekili Dursun MüsavatDervişoğlu’nun, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasınıdilediğine, İYİ Parti olarak milletin meselelerini Meclis gündemine getirmeyedevam edeceklerine, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’ne ve Türk MedeniKanunu’nun yürürlüğe girmesinin yıl dönümüne ilişkin açıklaması

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TürkiyeBüyük Millet Meclisinin 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılı çalışmalarına bugünbaşlamış bulunmaktayız. Genel Kurul faaliyetlerimizin milletimize ve GaziMeclisimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Milletvekillerimize yapacaklarıçalışmalarında üstün muvaffakiyetler diliyorum.

Seçimöncesi gerçekleştirilecek son yasama yılında, İYİ Parti olarak milletimizin meseleleriniMeclis gündemine getirmeye devam edeceğiz. Temennim, seçimden kaynaklanankampanyaların ortaya çıkardığı tartışma ve gerginliklerin Meclis gündeminetaşınmamasıdır. İktidarın kutuplaştırma ve ayrıştırma politikası üzerindenazalan toplumsal desteğini tahkim etme arayışları İYİ Partinin asla gündemiolmayacaktır. İYİ Parti olarak biz, ay sonunu getiremeyen memurun, alın terininkarşılığını alamayan işçinin, emeği zayi edilen çiftçinin, borç yükü altındaezilen esnafın meselelerini konuşacağız; istikbali elinden çalınan, işsizliklesınanan ve âdeta ebedî bir stajyerliğe mahkûm kılınan gençlerin meselelerinikonuşacağız. Aziz milletimizin haklı taleplerini bu yasama yılında da Meclisgündeminde tutmaya ve ilgili kanun tekliflerini Meclis gündemine sunmaya devamedeceğiz. Milletimiz için gündüz oturmadan, gece uyumadan, yılmadan, yorulmadançalışmalarımızı sürdüreceğiz. İYİ Partinin iktidar günü geldiği vakit,milletimizle omuz omuza, üreterek kalkınan, liyakatle eşitlenen, adaletleözgürleşen güçlü ve müreffeh Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bugün 4 EkimDünya Hayvanları Koruma Günü, yaşamı birlikte paylaştığımız dilsiz canlılariçin farkındalık oluşturma günü. İYİ Parti olarak dünyayı ve sokakları sadeceinsanlar için değil, tüm canlılar için yaşanabilir bir hak olarak görüyoruz. Buhassasiyetle davranılması gerektiğine inanıyor, hayvanlara uygulanan şiddetincezalarının caydırıcılığının artması hususunu da yeniden gündeme taşıyoruz.

Bugünayrıca Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği gün, 4 Ekim; TürkiyeCumhuriyeti devletinin muasır medeniyetler ülküsüne ulaşması için atılmışönemli adımlardan biri olan Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin yıldönümü.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN– Buyurun.

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Buradaki gayretlerin, çabaların ve Türkiye’yimüreffeh, gelişmiş, kalkınmış ülkeler seviyesine çıkarma ülküsünün mimarı olanGazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de şükranla, minnetle yâd ediyor, Genel Kurulusaygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Bülbül…

23.- Sakarya Milletvekili MuhammedLevent Bülbül’ün, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasınıdilediğine, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü’ne, Libya ve Türkiyearasında yapılan anlaşmaların AB Komisyonunu neden rahatsız ettiğini öğrenmekistediğine ve İzmir Çiğli’de Kur’an-ı Kerim’e karşı yapılan çirkin saldırıyışiddetle kınadıklarına ilişkin açıklaması

MUHAMMEDLEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci DönemAltıncı Yasama Yılının aziz milletimize, ülkemize, devletimize hayırlargetirmesini diliyoruz. Bu vesileyle, bütün milletvekili arkadaşlarımıza, Meclisçalışanlarımıza yeni dönemde başarılar diliyorum.

SayınBaşkanım, 12 Kasım 2021 tarihinde İstanbul'da düzenlenen zirvenin ardından“Türk Devletleri Teşkilatı” adını alan Türk Konseyinin kurulması amacıylaTürkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan arasında 3 Ekim 2009 tarihindeimzalanan Nahçıvan Anlaşması sonucunda 3 Ekim, Türk Dili Konuşan Ülkelerİşbirliği Günü ilan edilmiştir. “Dilde, işte ve fikirde birlik” şiarıyla, Türkdünyasının her alanda birlik ve beraberliğinin güçlenmesini temenni ederek TürkDili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü’nü kutluyoruz.

SayınBaşkan, Doğu Akdeniz'de ülkemizin hak ve menfaatlerini güvence altına almak maksadıylaatmış olduğumuz adımlar ABD, Fransa ve Yunanistan başta olmak üzere bazıülkelerin kirli hesaplarını bozmaktadır. Bu kapsamda, son olarak, geçtiğimizgün Libya ile ülkemiz arasında ticari, askerî, eğitim ve enerji alanlarında işbirliğini arttıran anlaşmalar yapılmıştır. Bu anlaşmalar üzerine Mısır veYunanistan tarafından peş peşe tepki açıklamaları gelmiştir. AB KomisyonuSözcüsü tarafından da yanlı ve haksız bir şekilde, anlaşmanın bölgeselistikrara zarar verdiği açıklaması yapılmıştır. Bu açıklamalar akıllara zararaçıklamalardır. İki egemen devletin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletlerilkelerine uygun olarak yaptığı anlaşmalar AB Komisyonunu neden rahatsızetmiştir?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

MUHAMMEDLEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Gerçekten sormak istiyoruz: Bölgesel istikrarı kimbozuyor? Uluslararası hukuka aykırı ve usulsüz bir şekilde Güney Kıbrıs RumYönetimi’ni AB'ye üye olarak almak bölgesel istikrarı bozmuyor mu?Yunanistan'ın Lozan ve Paris Anlaşmalarını hiçe sayarak gayriaskerî statüdekiadaları silahlandırması bölgesel istikrarı bozmuyor mu? ABD tarafındanorantısız ve gerekçesiz olarak Yunanistan’a silah sevkiyatı ve orayı askerîüslerle donatması bölgesel istikrarı bozmuyor mu? Ticari amaçla kullanılanDedeağaç Limanı’nın silahlandırılması bölgesel istikrarı bozmuyor mu? ABDtarafından 1987’den bu yana Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uygulanan silahambargosunun kaldırılması kararının alınması bölgesel istikrarı bozmuyor mu?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin.

MUHAMMEDLEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Son olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ABD SavunmaBakanlığı bünyesindeki Eyalet Ortaklığı Programı’na dâhil edilerek ABD askeritarafından eğitilecek olması bölgesel istikrarı bozmuyor mu? Bu haksız veküstah hamleleri yapanlar huzur ve barış ortamının, bölgesel istikrarın bizzatbaşlıca düşmanlarıdırlar. Bölgemizde ve dünyada huzur ve istikrarı bozmayayönelik bu gelişmeler karşısında Türk milleti millî politikalar eksenindebirbirine kenetlenmek durumundadır. Altını çizerek belirtmek isteriz kiTürkiye’ye düşmanlık güden odaklara sessiz kalmadan hadlerini bildirmek sadeceiktidarın değil, bu vatanın ekmeğini yiyip suyunu içen herkesin görevi vesorumluluğudur.

SayınBaşkan, son olarak, İzmir Çiğli'de kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e karşıyapılan çirkin saldırıyı şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

Buyurun.

MUHAMMEDLEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Aziz milletimizin başının üstünde taşıdığı kutsalkitabımız Kur’an-ı Kerim’e saygısızlık yapan hadsizlerin tutuklandığını da buvesileyle öğrenmiş bulunmaktayız ve inanç dünyamıza saldıran faillerin en ağırcezayla tecziyelerini talep ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN– Sayın Beştaş...

24.- Siirt Milletvekili Meral DanışBeştaş’ın, vefat eden Meclis emekçisi Sezgin Okur’a Allah’tan rahmetdilediğine, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniyekentindekatledilen Kürt kadın gazeteci Nagihan Akarsel’e rahmetdilediğine, müzisyen Onur Şener cinayetine, BOTAŞ’ın doğal gaz ödemelerini 2024yılına erteleme girişiminin üstü kapalı bir moratoryum ilanı olduğuna,Hayvanları Koruma Günü’ne ve sansür ve susturma yasasına ilişkin açıklaması

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

ÖncelikleMeclis emekçilerinden Sezgin Okur'u tatil döneminde kaybettiğimizi paylaşmakisterim. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine ve tüm sevenlerinebaşsağlığı ve sabır dilediğimi öncelikle ifade etmek istiyorum.

İran'daJîna Amini’nin katledilmesinden sonra onlarca kadın maalesef İran rejimitarafından katledildi ve hâlâ bu protestolar devam ediyor. Bu vahşet devamederken bir Kürt kadın gazeteci Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ninSüleymaniye kentinde katledildi. Evinin önünde saat 10.00 sularında silahlısaldırıya uğrayan Nagihan Akarsel Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi birakademisyen ve Jineolojî dergisinin editörüydü. Akarsel, Kürdistan KadınKütüphanesinin kurulması kapsamında görev aldığı proje nedeniyle bir süredirSüleymaniye'de yaşıyordu. Kadın çalışmaları ve kadın haberciliği başlıklarındaönemli çalışmalara imza atan Akarsel’in ailesi ve arkadaşlarına, dostlarınabaşsağlığı ve kendisine rahmet diliyoruz. Akarsel’in ardından bu kadınlarayönelik şiddeti, katletmeyi kınıyoruz ve bütün dünyada söylendiği üzere kadınözgürlük mücadelesinin artık sembolü olan mottoyla “...”(*) demekistiyorum ve mücadelelerini selamlıyorum buradan. (HDP sıralarından alkışlar)

SayınBaşkan, müzisyen Onur Şener’in katledilmesi hakikaten toplumsal bir cinnet veşok hâlini yaşattı, bu toplumsal şok hâlâ devam ediyor. Biz buradan da partimizadına ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve kendisine Allah’tan rahmetdiliyoruz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin, buyurun.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu sıradan bir cinayet değildir aslında, yargı sürecidevam ediyor ama basına yansıyan haberlerden anladığımız kadarıyla alenişekilde işlenmiş, keyfî yönü ön planda olan bir cinayet ve maalesef, bürokratve müfettişler tarafından bu canice cinayet işlenmiş. Bu insanların bumakamlara nasıl geldiği sorusu dünden beridir yoğunca soruluyor. Açıkçası, dünsöyledik, yine söyleyelim: Onur Şener, AKP iktidarının yirmi yılda yarattığıahlaki erozyonun, liyakatsiz bürokrasinin ve kışkırtılmış cehaletin sonkurbanlarından birisidir. Her şeyin fiyatını artıran bu iktidar, yaşamındeğerini azaltmıştır çünkü insanca yaşamaya çalıştığımız her alandaadaletsizlik hâkimiyetini sürdürüyor. Ankara’nın ortasında bir müzisyeninboğazını camlarla kesmek aslında IŞİD zihniyetinin başka bir yansımasıdır.Buradan tekrar başsağlığı dileklerimi paylaşmak istiyorum.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, Türkiye moratoryumun kıyısında aslında.Bloomberg International’ın 4 Ekim 2022’de yayınlanan haberinde, Türkiye'ninRusya’dan doğal gaz ödemelerinin bir kısmını 2024 yılına ertelemeyi talepettiği iddia edildi. BOTAŞ’ın doğal gaz ödemelerini 2024 yılına ertelemegirişimi üstü kapalı bir moratoryum ilanıdır. Eğer bu iddia doğruysa maalesefekonomi yok olmakla karşı karşıyadır. Nedir bu gerçekler? Tabii ki en önemlisi,Merkez Bankası rezervlerinin yetersiz olmasıdır. Merkez Bankasıistatistiklerine göre, net rezervleri eksi 60 milyar dolar seviyesindedir. Birbaşka gerekçe ise dış borçların yüksekliği ve TL’nin değersizleşmesidir. Tüm buve sayamadığımız sebeplerle Türkiye ekonomisinin moratoryum ilan etmesiihtimali söz konusu olabilir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Buna karşın, biz mücadelemizi her yerde yükseltmeyedevam edeceğiz.

Hayvanseverlerede seslenmek istiyorum: Bugün Hayvanları Koruma Günü fakat maalesef, her günhayvanların katliamına, işkencelere tanıklık ediyoruz; onlar bu yeryüzünübirlikte paylaştığımız dostlarımız aslında. Hayvanlarla birlikte yaşam içinonların doğadaki yaşamlarını kolaylaştırmak, onlara zalimane muameleleriönlemek için bu Parlamento her zaman tetikte olmalı ve bu bilincin toplumasirayet ettirilmesi için çalışmalara ara vermeden devam etmelidir.

SayınBaşkan, bugün “sosyal medya yasası” olarak gündeme gelen, bizim “sansür vesusturma yasası” olarak ifade ettiğimiz teklifin görüşmelerine başlanacak.Açıkçası, Meclisin Altıncı Yasama Yılında toplumsal sorunlara çözüm, halkındertlerini daha çok dinleme, tartışma, yığınca sorunu konuşmak varken maalesefbu yasa teklifi “Toplumu daha fazla nasıl susturabiliriz?” yasasıdır.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın Beştaş, son kez açıyorum mikrofonunuzu.

Buyurun.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Aslında, yasama yılına halk susturularak başlanmakisteniyor; halk sussun, kimse konuşmasın; gerçekler saklansın. Bir olaygerçekleşiyor, hemen yayın yasağı geliyor çünkü gerçeklerin öğrenilmesi,iktidara olan tepkinin artması anlamına geliyor. Biz sansür ve susturmayasasına karşı ilk günden itibaren muhalefetimizi, sözlerimizi ve mücadele edeceğimiziifade ettik. Burada da bu yasanın kesinlikle kabul edilmemesi için, geçmemesiiçin bütün grubumuzla birlikte var gücümüzle muhalefet edeceğiz. Hem burada hembasın yayın kuruluşlarıyla birlikte sansür ve susturma yasasına hayır diyoruz.

Teşekkürediyorum.

BAŞKAN– Sayın Özkoç…

25.- Sakarya Milletvekili EnginÖzkoç’un, Medeni Kanun’un kabulünün yıl dönümüne, millet masası olarakgüçlendirilmiş parlamenter sistem için tüm güçleriyle çalıştıklarına ve sansüryasasına ilişkin açıklaması

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizisaygıyla selamlıyorum.

Bugün,ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşımanın en önemli adımlarından biriolan Medeni Kanun’un kabulünün yıl dönümüdür. Büyük Önder’imiz Mustafa KemalAtatürk’ü saygıyla sevgiyle anıyorum. Işığında asırlarca yürüyeceğiz, enönemlisi “En büyük eserim.” dediği cumhuriyete sahip çıkacak, Meclisimizi,milletin iradesini güçlendireceğiz. Ne yazık ki bugünün Meclisi, KurtuluşSavaşı’nı yöneten “gazi” unvanını elde etmiş Meclisten çok uzaktır. Meclisingücü, yetkisi, unvanı elinden alınmış durumdadır. Cumhurbaşkanlığı sistemi, tümgücü yukarıda, tek bir kişide toplamıştır. Ne doğru düzgün denetim ne yürütmene yasama yetkisi kalmıştır. En temel ve basit hakkımız… Bizler milletvekiliyizve soru soruyoruz. Soru önergelerimize ilgili bakanın on beş gün içinde cevapvermesi gerekir, on beş ayda değil. Yıllarca yanıtı verilmemiş soru önergeleriduruyor. Bunun anlamı nedir? Milletin vekiline ben inanmıyorum, ciddiye almıyorum,dikkate de almıyorum mu demektir? Böyle değilse karşılığı, yaptırımı nedir?Hiçbir şey. Değişecek, millet masası olarak güçlendirilmiş parlamenter sistemiçin tüm gücümüzle çalışıyoruz, hem seçim hem seçim sonrası için yolharitalarımızı hazırlıyoruz. Kurduğumuz seçim güvenliği komisyonu, iletişimkomisyonu, geçiş süreci yol haritası komisyonu, anayasal ve yasal reformkomisyonu, kurumsal reform komisyonu yarının Türkiyesi ve Meclisini inşa içinçalışmaktadır. Hep birlikte çalışacağız, hep birlikte kazanacağız.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin, buyurun.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Adayımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin 13’üncü Cumhurbaşkanıolacak…

MÜŞERREFPERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) – Recep Tayyip Erdoğan demek ki adayınız, adaybelli oldu o zaman.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – …ve parlamenter sisteme geçilecektir. Gelecek yasama yılıTürkiye bambaşka bir Meclis ve Meclis çoğunluğu görecektir; güçlü, demokratik,özgür. Milletin mutluluğu ve refahı için çalışan bir Meclis oluşacak. Bizlerbunun için mesai yapacağız.

Bugünaçlığın, işsizliğin, hayat pahalılığının can yaktığı, şiddetin her gün canaldığı bir dönemde bu Meclis sansür yasasıyla yasama yılını açıyor; mesaisiniacılarımızın, dertlerimizin çözümü için değil, bunların haber yapılmasını vekonuşulmasını yasaklamak için kullanıyor. Sansür yasasını da ülkenin gündemineböyle bir yabancı Meclis yapısını da kabul etmiyoruz. (CHP sıralarındanalkışlar) Sonuna kadar mücadele edeceğiz ve birlikte değiştireceğiz.

BAŞKAN– Sayın Ünal, buyurun.

26.- Kahramanmaraş Milletvekili MahirÜnal’ın, altıncı yasama yılının istikrarın göstergelerinden biri olduğuna vehayırlı olmasını dilediğine ve her bir milletvekilini yaz döneminde yaptıklarıçalışmalardan dolayı tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerlimilletvekilleri, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Altıncı Yasama Yılınabaşlıyor. Aslında Meclis tarihinde bir ilk olması itibarıyla son derece önemlibir olay. Geçtiğimiz süreçte yani Türk demokrasi tarihine baktığımızda, aslındabugün altıncı yasama yılına başlamış olmamızın bize gösterdiği bir şey var, oda şu: 1960 ile 2002 yılları arasına, kırk iki yıla baktığımızda 38 tanehükûmet değişmiş; ortalama görev süreleri bir buçuk yıl ve maalesef Türkiyekırk iki yıl, bu, 38 hükûmet değişme, erken seçimler, koalisyonlarla ciddianlamda bir kayıp yaşamış. Bugün bir şeyi çok iyi biliyoruz ki bir ülkeninkalkınmasında istikrar ve güven temel unsurdur. Geçtiğimiz yirmi yılTürkiye'nin güven ve istikrar anlamında, sürdürülebilirlik anlamında altınyılları olmuştur ve bugün altıncı yasama yılına başlamış olmamız da buistikrarın göstergelerinden bir tanesi.

Benyeni dönemde bütün arkadaşlarıma, diğer siyasi parti gruplarından milletvekiliarkadaşlarımıza hayırlı bir yasama yılı diliyorum ve milletin temsilcisi olanmilletvekillerimizle ilgili bir hususu da burada ifade etmenin bir hakkı iadeolduğuna inanıyorum.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin, buyurun.

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Burada her bir milletvekili Meclis tatile girdiğindetatile girmiyor; her bir milletvekili kendi seçim bölgesine gidiyor ve kendiseçim bölgesinde çalışmalarına devam ediyor. Gerçekten her bir milletvekiliarkadaşımız, şurada her bir arkadaşımızla konuşsak inanın, birçok arkadaşımıztatil bile yapmadan kendi seçim bölgelerinde çalışmalarını tamamlayarak TürkiyeBüyük Millet Meclisindeki yasama faaliyetine katılmak üzere bugün buraya gelmişbulunuyor. O yüzden her bir milletvekilimizi de yaz döneminde yaptıklarıçalışmalardan dolayı tebrik ediyorum. Yeni yasama dönemimizin herkese başarılı,hayırlı bir dönem getirmesini diliyorum.

Teşekkürediyorum.

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

BaşkanlığınGenel Kurula sunuşları vardır.

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULASUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, İstanbul MilletvekiliErol Katırcıoğlu ile Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Plan ve BütçeKomisyonu üyeliklerinden istifalarına ilişkin yazılarının 4/11/2022 tarihindeBaşkanlığa ulaştığına ilişkin önerge yazısı (4/178)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ile BatmanMilletvekili Necdet İpekyüz'ün Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliklerindenistifalarına ilişkin yazıları 4 Ekim 2022 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.

Bilgilerinizesunulur.

TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinizesunacağım.

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanlığının, Küba Meclisi Başkan Yardımcısı Ana Mari Machado’nun beraberindebir parlamento heyetiyle birlikte ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye BüyükMillet Meclisi Başkanlık Divanının 29/6/2022 tarihli ve 84 sayılı Karar’ıylauygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/2078)

TürkiyeBüyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Küba Meclisi Başkan Yardımcısı Ana MariMachado ve beraberinde bir Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret etmesi TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 29 Haziran 2022 tarih ve 84 sayılıKararı’yla uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyaretleri3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin DüzenlemesiHakkında Kanun’un 7’nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

MustafaŞentop

TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İYİ Parti grubunun İç Tüzük’ün 19’uncumaddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım veoylarınıza sunacağım.

IX.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun, KonyaMilletvekili Fahrettin Yokuş ve arkadaşları tarafından, TÜİK’in açıkladığıverilere ilişkin iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerinbelirlenmesi, kamuoyunun TÜİK’e olan güveninin yeniden sağlanması ve gerçekenflasyon verilerinin tespit edilmesi amacıyla 29/6/2022 tarihinde TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesininön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşimindeyapılmasına ilişkin önerisi

4/10/2022

TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/10/2022 Salı günü(bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19’uncumaddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

DursunMüsavat Dervişoğlu

İzmir

GrupBaşkan Vekili

Öneri:

KonyaMilletvekili Fahrettin Yokuş ve 19 milletvekili tarafından TÜİK'in açıkladığıverilere ilişkin iddiaların araştırılarak alınması gereken tedbirlerinbelirlenmesi, kamuoyunun TÜİK'e olan güveninin yeniden sağlanması ve gerçekenflasyon verilerinin tespit edilmesi amacıyla 29/6/2022 tarihinde TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırması önergesinindiğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 4/10/2022 Salı günkü birleşimdeyapılması önerilmiştir.

BAŞKAN– Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına Sayın FahrettinYokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerlimilletvekilleri; İYİ Parti Grubumuzun vermiş olduğu araştırma önergesi hakkındasöz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Meclisimizinyeni yasama yılının milletimize, Büyük Millet Meclisi çalışanlarımıza, hepimizehayırlar getirmesini Yüce Mevla'dan niyaz ediyor, geçen ay kaybettiğimiz Meclisçalışanımız Sezgin Okur Bey'e de Allah'tan rahmet diliyorum.

Değerlimilletvekilleri, TÜİK eylül ayı itibarıyla enflasyon rakamlarını açıkladı. Burakam yüzde 83’ü aştı. Bağımsız kuruluş olan ENAG ise aynı dönem için biryıllık enflasyonu yüzde 186 olarak açıkladı. Burada merak edilen şu: Vatandaşhangisine inanacak? Devletin açıkladığı rakamlara mı, TÜİK'in açıkladığırakamlara mı, bağımsız bir kuruluşun açıkladığı rakamlara mı? Yine, vatandaşaradaki yüzde 103’ü geçen farkı nasıl görecek? Aslında yaşayarak görüyor çünkühepimiz biliyoruz ki vatandaşın cebi her geçen gün soyuluyor.

Bugünitibarıyla, TÜİK'in gerçeklikten uzak, şeffaflığı yansıtmayan bir kurum olduğubir kez daha ortaya konulmuştur. Niye bunu söylüyorum? Yıllarca TÜİK Başkanlığıyapmış olan eski bir bürokrat “TÜİK verilerine güvenmiyorum. Ülkemizde en çokenflasyon rakamları tartışılıyor. Tüketici Fiyat Endeksi verilerinegüvenmiyorum. Birincisi, üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasında sonotuz kırk yıllık veriye baktığımızda, makas hiçbir dönem 10 puanı geçmemişti;eylül ayı itibarıyla Üretici Fiyat Endeksi ile Tüketici Fiyat Endeksi arasındatam yüzde 69 fark var. Bu, şu demektir: Üretici fiyat artırıyor fakat bunusatan esnaf hiç fiyat artırmadan sürekli zararına satıyor. Böyle bir şeyolabilir mi? Elbette olamaz. Ayrıca, fiyatların toplanmasında, enflasyonunhesaplanmasında müdahale var. Fiyatları piyasadan derleyen görevlilere‘İnternetten bir ürünün fiyatını belirleyip bunu gireceksiniz.’ talimatıveriliyor. Esas olan, her vilayetten ve belirlenmiş olan 225 ilçeden, onbinlerce iş yerinden fiyat derleyerek enflasyon hesabı yapmaktır.” diyor.

Değerlimilletvekilleri, bilindiği gibi, Tüketici Fiyat Endeksi emeklilerin,memurların, işçilerin aylık ücretlerinin belirlenmesinde temel alınan rakamdır.Enflasyon rakamlarının düşük gösterilmesi sayıları 30 milyona varan çalışanlarile sayıları 14 milyona yaklaşmış olan emekli, dul ve yetimin hakkının, alınterinin çalınması demektir. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları gerçek piyasakoşullarını yansıtmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırılık gösteriyor.TÜİK eskiden enflasyon sepetini açıklarken sepetteki kalemleri ve ağırlıklıoranlarını da açıklıyordu ancak şimdi enflasyon sepetini ve kalemleriniaçıklamıyor. Bu durum bile TÜİK’in açıkladığı verilerin yanlış olduğugösteriyor. Örneğin, TÜİK gıdada hangi ürünleri baz alıyor? Her haneye alınanyumurta ile belli bir kesimin alabildiği avokadonun ağırlık oranı nedir?Açıklanmayan kalemler üzerinden verilerle oynanıyor, böylece enflasyon daaşağıya çekilmiş oluyor; bu nasıl bir düzendir Allah aşkına?

Değerlimilletvekilleri, hatırlarsınız, TÜİK 2016 yılına kadar bağımsız kararlar alan,başkanı istifa etmediği müddetçe görevini beş yıl boyunca sürdüren bir kurumdu.O yasayı da AK PARTİ çıkarmıştı, yani başkana beş yıl istifa etmediği sürecegörevde kalma hakkı. Ama ne oldu? Şimdi, biliyorsunuz, artık yasa masa kalktı,Cumhurbaşkanlığı, başkanlık sistemi, Sayın Cumhurbaşkanı tam 3 defa TÜİKBaşkanını değiştirdi, aldı. Özellikle son bir yılda 3 TÜİK BaşkanınınCumhurbaşkanı tarafından görevden alınması oldukça manidardır. Bu durum kurumunbağımsız ve tarafsız kalmadığının, talimatlarla kararlar aldığının en belirgingöstergesidir. Buradan soruyorum: Bu başkanlar neden değişiyor? Bağımsızlığınıkaybeden ve sürekli başkan değişen bir kuruma güvenilebilir mi?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Tamamlayın sözlerinizi.

FAHRETTİNYOKUŞ (Devamla) – Bugün itibarıyla resmî bir devlet kurumu olarak enflasyonrakamını açıklayan TÜİK’in açıkladığı rakamların tarafsız ve güvenilir olduğunainanan -Allah aşkına- kaç kişi vardır? Ülkemizde vatandaşlar her geçen günyüksek enflasyon karşısında eziliyor, en temel ihtiyaçlarını dahikarşılayamıyorlar. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, vatandaşın yoksulluğunarağmen, çalışanların, emeklilerin hakları gasbedilmesine rağmen neden biz TÜİKüzerindeki bu gölgeleri kaldırmaktan imtina ediyoruz. Gelin, bu kamu kurumunuitibarsızlıktan kurtaralım. Gelin, AK PARTİ’nin bu Kuruma müdahalesikonusundaki gölgeleri de aydınlığa çıkaralım. Gelin, bu araştırmamıza destekverin, gerçekler ortaya çıksın. Siz haklıysanız biz takdir ederiz, bizhaklıysak memur, emekli hakkını alsın.

Teşekkürediyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Garo Paylan. (HDP sıralarındanalkışlar)

HDPGRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, yurttaşlarımız çoksayıda vergi ödüyorlar. Bunlar adaletsiz vergiler ama en adaletsiz vergi nedirarkadaşlar? Enflasyon vergisidir, enflasyon çünkü enflasyon dar gelirlinin alımgücünü götürür ama patronlar istedikleri gibi zam yaptıkları için servetlerineservet katarlar, patronlar daha ucuza işçi çalıştırırlar, daha zenginleşirler,enflasyonsa bütün yurttaşlarımızı yoksullaştırır. Şimdi böyle bir ortamda, buepistemolojik, nörolojik, heterodoks ekonomi politikalarının sonucundaenflasyon yüzde 19’dan TÜİK’e göre yüzde 83’e yükselmiş. Değerli arkadaşlar,içinizde bir kişi varsa bu enflasyon yüzde 83 rakamına doğru diyen buyursungelsin, burada anlatsın bize. Hangi ürün yüzde 83 artmış? Ya, kiralar yüzde200, yüzde 300 artmadı mı arkadaşlar? Siz şehirlerinizde görmüyor musunuz? 2bin liralık kira 8 bin lira, 10 bin lira oldu. Değerli arkadaşlar, peynireyüzde 300 zam gelmedi mi ya? Ete yüzde 200 zam gelmedi mi? Bütün temel gıdaürünlerine yüzde 200, yüzde 300 zam gelmedi mi? Yurttaşlarımıza doğal gaz,elektrik faturası geliyor, bunlar yüzde 200, yüzde 300 zamlanmadı mı; enflasyonnasıl yüzde 83 olur? Epistemolojik, nörolojik, heterodoks ekonomipolitikalarına göre oluyor.

SayınCumhurbaşkanı “Faiz sebep, enflasyon sonuç.” dedi ya, şimdi olmadı, faiz geçensene 19’du, faizi biraz düşürdü enflasyon 83’e çıktı. Şimdi buna inandırmakiçin ne yapacak? Ne diyor: “Ocakta düşecek.” diyor. Neye göre diyor? TÜİK’egöre diyor. TÜİK elinde ya, talimatı veririm, enflasyonu düşürürüm diyor.

Oysasayın arkadaşlar, enflasyon, ENAG’ın da belirttiği gibi -bağımsız bir kuruluşolan ENAG’ın da belirttiği gibi- en az yüzde 186. Şimdi siz diyeceksiniz ki:Arkadaşlar, yüzde 83 olsa ne olacak, yüzde 186 olsa ne olacak? Tabii, sizintuzunuz kuru ama yurttaşın tuzu kuru değil. Yurttaş zorda, darda, alım gücüçalınmış durumda. Bakın, size örnek vereyim. Bu aradaki yüzde 100’lük fark neyesebebiyet verecek? Şimdi, yılbaşında işçiye, memura, emekliye zam yapılacakdeğil mi; neye göre yapılacak? TÜİK’in rakamlarına göre. Böyle giderse TÜİKikinci altı aylık enflasyon rakamını yüzde 17 olarak açıklayacak arkadaşlaryüzde 17, ikinci altı ayın enflasyon farkı yani yılbaşında işçiye, memura,emekliye yüzde 17 zam yapılacak. Sayın Cumhurbaşkanı da diyecek ki: “Biz yüzde20 yapıyoruz, enflasyonun üzerinde zam yapıyoruz.” Oysa gerçek fark yüzde 100.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

GAROPAYLAN (Devamla) – Bunun sonucunda ne olacak? 5 bin lira maaş alan biremeklinin maaşı 6 bin lira olacak ama 6 bin liranın alım gücü geçtiğimiz yılın3 bin lirasının bile altında olacak yani gerçekte o emekli 10 bin lira maaşalması gerekirken 6 bin lira maaşa talim etmek zorunda kalacak sizin gibivicdansızlar yüzünden. Bakın, size iddiayla söylüyorum, on milyonlarca işçi,memur, emekli bu düşük gösterilen enflasyon üzerinden zam alacaklar. Bunu daiddiayla söylüyorum -hani bu kadar yolsuzluk var ya- Türkiye Cumhuriyetitarihinin en büyük yolsuzluğu TÜİK üzerinden yapılıyor arkadaşlar. Bu enflasyondüşük gösterildiği için işçinin, memurun, emeklinin sofrasından tam 1 trilyonlira çalınmış olacak. Nereye gidecek bu 1 trilyon lira? Yandaşlara gidecek,saraylara gidecek, savaşlara gidecek ama yurttaşlarımız yoksullaşacak. O yüzdengelin Meclis olarak bu konuda sorumluluk alalım, bu TÜİK yolsuzluğunu vehırsızlığını araştıralım arkadaşlar.

Saygılarsunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Göker. (CHP sıralarındanalkışlar)

CHPGRUBU ADINA MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;öncelikle yeni yasama yılımızın hepimize hayırlı olmasını, kavgasız gürültüsüzgeçmesini -özellikle bir idare amiri olarak- temenni ediyorum. 28’inci Dönemdeburada birlikte olacağımız arkadaşlara şimdiden merhaba, bizimle olamayacakarkadaşlara da elveda demeyi uygun görüyorum.

Meclisinkonuşulacak onca sorunu var iken ilk görüşme, ilk yasa teklifinin muhalefetisusturma yasası olmasını, sosyal medyaya yasak getirme yasası olmasını da buanlamda manidar buluyorum. Bu yasa teklifinin geriye çekilmesinin de demokratikbir Türkiye için son derece gerekli olduğu kanaatini taşıyorum çünkü birazdankonuşacağımız İYİ Partinin grup önerisinde TÜİK’in verileri değerlendirilecek.Eğer çıkıp dışarıda TÜİK için “Verileri yalandır.” diye bir ifade kullanırsanızbu size üç yıl hapis cezası olarak geri dönecek. İfade özgürlüğü demokrasidekatsayı dediğimiz bir ülkede bunlar kabul edilebilir şeyler değildir ancakCumhuriyet Halk Partisi olarak biz yine bir kelime eksik söylemeden, bir santimeğilmeden, bir adım geri gitmeden doğru bildiklerimizi söylemeye,vatandaşlarımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

TÜİKtarafından tespit edilen verilerin ne yazık ki güvenilirlik, tarafsızlık,güncellik ve şeffaflık ilkelerinden son derece uzak olduğunu pazara çıkan birarkadaşımız çok rahatlıkla görebilir; Bilmiyorum, pazardan mı alışverişyapıyorsunuz, marketten mi örneğin, patates yüzde 170, şeker yüzde 164, sütyüzde 127, ekmek yüzde 98 gibi artışlarla zamlanmış bir ülkede biz TÜİK’in zamörneklerinde bunları karşılık olarak göremiyoruz ama asgari ücretle geçinenmemur, esnaf bu zamların altında inim inim inlemekte.

Peki,buraya nasıl geldik? Evet, buraya gelişimiz gayet net. Ünlü bir ekonomist çıktıdedi ki: “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.” Buradan yürüyerek o tarihtesöylediğinde 19 olan tabela faizi bugün yüzde 12’ye geriledi. Oysa raffiyatlarında bunun böyle olmadığını biliyoruz. Çok net bir açık örnekle bunusize aktarmak istiyorum: 200 liralık banknot ilk çıktığında yani 2009 yılında132 dolar alabiliyordu, şimdi alabildiği rakam 11 dolar. Gelinen enflasyon,gelinen ekonomi, maalesef, bu kadar diplere inmiş seviyede.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

MEHMETGÖKER (Devamla) – Yine bağımsız ekonomi kuruluşu olan ENAG’ın açıkladığına göreyüzde 186 gibi bir enflasyonla vatandaşlarımız mücadele etmekte. Kezaçiftçilerimizin üre, DAP gübresi, mazot gibi girdi fiyatlarındaki zamlarınortalaması neredeyse yüzde 175’leri buluyor ama süte gelen zam bunun yanındasolda sıfır. Vatandaş ineğini kesime, çiftçi tarlasını icraya vermeye başladı.

Hükûmetinizsözün özünde bir metal yorgunluğuna ulaştı ve yapılacak ilk seçimlerde sizinüstünüzden bu yorgunluğu alacağız diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Orhan Yegin. (AK PARTİsıralarından alkışlar)

AKPARTİ GRUBU ADINA ORHAN YEGİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;aziz milletimizi ve onu temsil eden Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.Kıymetli milletvekilleri, Türkiye İstatistik Kurumu cumhuriyetin ilkyıllarında, 1926’da merkezî veri toplayıcı olarak kurulmuş ve 2005 Kasım ayında“Türkiye İstatistik Kurumu” adını almış köklü bir kurumumuzdur. 2005 yılındanbu yana, Avrupa Birliğiyle uyumlu olarak istatistik ölçmeye başlayıp AB’nin tümistatistiklerini tutan EUROSTAT’a üye bir kurum olan TÜİK, enflasyonhesaplamaları, örneklem ve ürün standartlarını EUROSTAT’A göre yapmaktadır vetüm ölçümlerini ve verilerini aylık olarak düzenli bir şekilde EUROSTAT’agöndermektedir.

GAROPAYLAN (Diyarbakır) – Bize de göndersin.

ORHANYEGİN (Devamla) – EUROSTAT standardını kullanarak yıl başında bir mal ve hizmetsepeti oluşturmakta, bu ürünler toplumun ortalama tüketim alışkanlıklarına veyoğunluğuna göre belirlenmekte ve ona göre ağırlık puanları verilmektedir.Sonra, 81 ilde, 225 ilçede bu ürünlerin fiyatları toplanıyor, aynı kalitede,aynı özellikte, aynı markadan ve aynı iş yerinden olmak şartıyla tüm il veseçilen ilçelerde bir ürün için yaklaşık 800 tane fiyat alınıyor. Tabletlerlebu ürünlerin fotoğrafları çekiliyor ve anında merkeze gönderiliyor, ayrıca,yaygın olan 5’in üzerinde zincir marketten satılan ürünlerin kasadan geçenbarkot verileri toplanıyor. 2022 yılı itibarıyla, toplamda, ay sonunda TÜFEkapsamında yaklaşık 560.392 fiyat derleniyor, sonra, yine EUROSTAT hesaplamayöntemiyle bu fiyatlar işlenip bir rakam ortaya çıkartılıyor. Fiyat toplama işibir ay içinde bazı ürünler için 2, bazı ürünler için -örneğin, sebze meyvefiyatlarında değişiklikler olabiliyor- 4 defa tekrarlanıyor. Ay sonunda kurumunelinde yüz binlerce fiyat ve bir o kadar fotoğraf oluyor ve bunların hepsiarşivleniyor. Fiyatları merkeze gönderen tabletlerin ayrıca “log”ları tutuluyorki on yıl boyunca geçmişe dönük denetim de bunların üzerinde yapılabilsin diye.Ayrıca, sepetteki ürünlerin isimleri, ağırlık değerleri, fiyatları ve hesaplamayöntemi her ay kurumun internet sitesinden yayınlanıyor. Niçin? Merak edenlerburadan bakıp neyin, nasıl yapabildiğini görsünler diye.

Kıymetlimilletvekilleri, evet, belki işin bu teknik sürecini ve bilimsel hesaplamayöntemini vatandaşımız bilmiyor olabilir ancak bu sürecin nasıl işlediğininbilinmesine rağmen özellikle son yıllarda böylesi köklü ve önemli görevler icraeden kurumlarımızı kasten itibarsızlaştırma gayreti içinde olanları da bizmilletimizin vicdanına havale ediyoruz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Devam edin, tamamlayın sözlerinizi.

ORHAN YEGİN (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

İnsanınolduğu her yerde hata olabilir; bunlar konuşulur doğrusu bulunur, varsa hatalardüzeltilir. Ancak elde hiçbir bilgi ve belge olmadan ne olduğu belli olmayankişi, grup veya şirketlerin söylediklerinden hareketle bu işi bilimsel veşeffaf bir şekilde yıllardır yapan devletin bir kurumunun ve o kurumunçalışanlarının rakamlarla oynadığını iddia etmek, onları karalamak vicdanasığmaz. Bazen açıklanan enflasyon oranından daha fazla enflasyon olduğuzannedilebilir, genelde sık satın alınan ürünlere bakılarak enflasyon algısıdeğişebilir. Kimi sadece gıdayı baz alır, kimi sadece yakıtı baz alır, kimibirkaçını. Oysa, TÜİK ülkedeki tüm ürünleri, tüm fiyatları baz alır ve gerçekbir değere ulaşır.

Kıymetlimilletvekilleri, biz buradan, milletin kürsüsünden kimseyi ayırt etmeden birçağrıda bulunmak istiyoruz: Sadece TÜİK'i değil tüm kurumlarımızı siyasitartışmaların bir parçası hâline getirmekten lütfen kaçınalım. (AK PARTİsıralarından alkışlar)

BAŞKAN– İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler…Kabul edilmemiştir.

HalklarınDemokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş birönerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, DiyarbakırMilletvekili Dersim Dağ ve arkadaşları tarafından, Kredi ve Yurtlar Kurumununyurtlara artan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması veöğrencilerin barınma sorunlarının giderilmesi amacıyla 30/9/2022 tarihindeTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırmasıönergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkübirleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/10/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

DanışmaKurulu 4/10/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdakiönerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayınasunulmasını saygılarımla arz ederim.

MeralDanış Beştaş

Siirt

GrupBaşkan Vekili

Öneri:

30Eylül 2022 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ ve arkadaşlarıtarafından verilen 21649 grup numaralı Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurtlaraartan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması ve öğrencilerinbarınma sorunlarının giderilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisineverilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarakgörüşmelerinin 4/10/2022 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

(Video) TBMM PLAN BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ 27/10/2022 3.BÖLÜM

BAŞKAN– Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu adınaSayın Gülüstan Kılıç Koçyiğit.

Buyurun.(HDP sıralarından alkışlar)

HDPGRUBU ADINA GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ekranlarıbaşında bizleri izleyen değerli halklarımız, hepinizi saygıyla sevgiyleselamlıyorum.

Bugünbizim için acılı bir gün çünkü yine bir suikast haberiyle güne başladık.Süleymaniye’de Jineoloji dergisinin aktivistlerinden aynı zamanda akademisyenve gazeteci olan Nagihan Akarsel’in evinin önünde hunharca katledildiğihaberini aldık. Bir kez daha kadın özgürlük mücadelesine yönelen bu saldırıyılanetlediğimizi ve Nagihan arkadaşın şahsında, kadın özgürlük mücadelesiyürüten bütün arkadaşlarımızı, bütün kız kardeşlerimizi saygıyla sevgiyle minnetleselamladığımı ifade etmek istiyorum.

Sadecekatledilen Nagihan Akarsel de değil aynı zamanda İran’da saçının teli göründüdiye katledilen Jina Mahsa Amini ve onun katliamını protesto eylemlerindeyaşamını yitirenleri de saygıyla anıyorum.

Evet,yeni bir yasama dönemindeyiz ama ne yazık ki ülkemizde yenilik adına hiçbir şeyyok. Her geçen gün sorunlar derinleşiyor, enflasyon gittikçe artıyor, işsizlikderinleşiyor, hayat pahalılaşıyor ve insanlar -deyim yerindeyse- bir parçaekmeğe muhtaç hâle geliyor. Ama bütün bunlar yaşanırken ne yazık ki mevcutiktidar partisi ve onun Ekonomi Bakanı bize güllük gülistanlık bir tabloçiziyor. Ben bu vesileyle, grup önerimiz olan aslında Türkiye’deki mevcutgidişattan en fazla etkilenen öğrencileri, üniversite öğrencilerini ifade etmekistiyorum.

Evet,yeni bir eğitim öğretim yılındayız ve bu yeni eğitim öğretim yılında ne yazıkki geçmiş sorunlar katlanarak devam ediyor. Bunların en başında da tabii kibarınma sorunu geliyor çünkü ülkemizde çok uzun süredir devlet yurduyapılmıyor; ülkemizde çok uzun süredir üniversite öğrencileri deortaöğretimdeki öğrenciler de cemaat yurtlarına muhtaç hâle getiriliyor;ülkemizde çok uzun süredir cemaat evleri, cemaat yurtları toplumuşekillendirmede, insanları aslında başka bir yere sevk etmede araçsal olarakkullanılıyor. Ve devletin asli görevi olan halkını, çocuklarını ücretsizeğitim, ücretsiz sağlık hizmetinden faydalandırma meselesinde bir arpa yolalamıyoruz.

Değerliarkadaşlar, bakın 2020-2021 yılında Türkiye’de Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı 773yurt bulunuyordu. Bir yıl sonra yani 2021-2022 döneminde sizce kaç yurt arttı?Sadece 3 tane yani 776 yurda ulaştı; 3 yurt yaptınız. Bu sırada dünya kadarşaşaalı rektörlük binası yaptınız, dünya kadar gereksiz yap-işlet-devret modelleriyleinşaatlar yaptınız, şehir hastaneleri yaptınız ama gencecik çocuklarımıza haniher gün “geleceğimiz” dediğimiz öğrencilerin gidip insanca yaşayabilecekleri,barınabilecekleri, kaygı duymadan gidip okullarına kayıt yaptıracaklarıyurtları onlara yapmadınız ama bir uyanıklığınız var, bu yıl bir şey yaptınız,geçen yıl bu eylemler büyüdükten sonra. Bu yıl getirdiniz mevcut odalara ranzakoydunuz, üst üste ranza koyarak da yatak kapasitesini artırdınız; sonuç? Oranzalardan bile çaldınız, o ranzalar bile çürük çıktı; öğrencileryaralandılar, ranzalar yıkıldı. Evet, bunu yapıyorsunuz. Farelerin olduğuyerde, böceklerin olduğu yerde, hiçbir hijyenik koşulun sağlanmadığı yurtlardaöğrencilerimizi barınmaya zorluyorsunuz ama bunların da sadece 825 binine bu hizmetisağlıyorsunuz. 7 milyon 829 bin öğrenci bu yıl, yeni dönemde eğitim öğretimebaşladı. Bunların sadece 825 binine barınma hizmeti verdiniz gerisine “Benbakmıyorum, ne hâliniz varsa görün.” dediniz; sonuç? Milyonlarca öğrenci okulkaydını yaptıramadı ya da gidip kaydını yaptırıp dondurmak zorunda kaldı. Ya dane yaptınız; gittiniz, misafirhaneleri öğrencilere açtınız ve kapasiteyiartırmış gösterdiniz ama bunların hiçbirinin mevcut yaraya çözüm olmadığını,sadece bir pansuman olduğunu, sadece günü kurtarmaya çalıştığını sizler de iyibiliyorsunuz. Bununla da yetinmediniz, metropol kentlerde kampüslerin çokuzağında, şehir dışlarına yurt yaptınız. Soruyoruz: Acaba hangi müteahhidi,hangi arsa sahibini bu projelerle ihya ettiniz?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

Nedenokulların olduğu yere, kampüslerin olduğu yere, yakın yerlere yurtyapmıyorsunuz? Neden öğrencilerimizin ücretsiz olarak okuyacağı imkânlarısağlamıyorsunuz? Neden çocuklarımız sabah okula aç gidip akşam eve açgeliyorlar? Neden insanlar çocuklarına 10 lira, 5 lira harçlık veremez durumageldiler? Neden artık öğrencilerimiz fotokopi bile çektiremez hâle geldiler,kaynakları alamıyorlar, kitaplara erişemiyorlar? Nedeni ne? Çünkü sizsaraylarda günde 10 milyon harcıyorsunuz; yediğiniz önünüzde, yemediğinizarkanızda. Saraya günlük 10 milyonu yetiştirmek için koca bir ülke çalışıyoruzve siz bizim çocuklarımızın nafakasını, bizim çocuklarımızın geleceğini,onların barınma hakkını, onların beslenme hakkını çalıyorsunuz. Biz bu sürecideğiştireceğiz; hem öğrencilerimizin hem halkımızın hem de emekçilerin hakkınısize soracağız.

Saygılarsunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– İYİ Parti Grubu adına Sayın Behiç Çelik konuşacak. (İYİ Parti sıralarındanalkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarının yeterliliği ve öğrencilerin yaşadığımağduriyetlere ilişkin HDP’nin grup önerisi üzerine söz aldım. Öncelikle 27’nciDönem Altıncı Yasama Yılının ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesileolmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerlimilletvekilleri, KYK yurt sayısında ciddi bir yetersizlik olduğu bilinmektedir.Hâl böyle olunca KYK dışındaki yurtlara talep artmakta, yetersizlik, ailebütçelerini olumsuz etkilemektedir. Her eğitim öğretim yılının başlangıcında,yükseköğrenimi kazanan öğrencilerimiz ve aileleri KYK yurtlarına yerleşebilmekiçin çırpınmakta ancak çoğu defa başarılı olamamaktadırlar. Enflasyonun yüzde200’lere yaklaştığı, hayat pahalılığı ve geçim zorluğunun had safhaya ulaştığıbir ortamda gencecik evlatlarımızın, onları binbir fedakârlıkla bugünleregetiren ailelerin taşıdıkları yükü bir nebze olsun hafifletmek sosyal devletolmanın gereğidir.

Arkadaşlar,enflasyonla mücadelede ciddi bir programı olmayan bir iktidarın, halkaçıkardığı faturalardan bir tanesinin de yükseköğrenim gençliğine olduğuaçıktır. Gençlerin eğitim, barınma, beslenme gibi temel insani taleplerigörmezden gelinmektedir. İktidarın, gençlerimize ve ailelerine karşı bu alandada büyük bir vebal taşıdığı malumunuzdur. Yurt meselesini bu bağlamdadeğerlendirmek icap eder. Dolayısıyla, bir sınavı dahi usulüne göre yapamayan,sözde mülakatlarla liyakati yok eden, eğitim öğretimi yazboz tahtasına çeviren,gençlere umutlarını başka ülkelerde aratan AKP, yeni mağduriyet ve zafiyetlerealan açmaktadır.

Değerliarkadaşlar, yurtlara yerleşmeyi başarabilen öğrencilerimize iktidarca yüksekstandartlı barınma sağlamak şu anda artık imkânsız hâldedir çünkü kapasitezorlanmakta, 2 öğrencili bir odaya 6, 8, 12 öğrenci -ranza usulü-yerleştirilerek özel alanlar neredeyse bütünüyle kaldırılmaktadır. Böyle birbarınma anlayışı olabilir mi arkadaşlar?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

BEHİÇÇELİK (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Şimdi,bizim iyi eğitim politikamız var, o konuda birkaç hususa değinmek istiyorum:Öncelikle, YURTKUR’un yeniden yapılandırılması ve yurtların üniversiteye devrisağlanacaktır, isteyen her öğrenciye yurt ve barınma imkânı verilecektir,sağlıklı ve dengeli beslenme desteği yapılacaktır, isteyen her öğrenciye bursve kredi desteği verilecektir; bu, iyi eğitim politikamız. Evet, yurtlaramusallat olan meczuplar, mafyöz gruplar, çıkarcılar, başlı başlına birer sorunyumağı olarak kendilerini gösteriyorlar. Devlet yurdundan malum yurtlara kaydazorlanan çocuklarımızın nasıl savrulduklarını da biliyoruz, buna izinvermeyeceğiz arkadaşlar.

Çocuklarımızave gençlerimize sahip çıkacağız diyorum, hepinize tekrar saygılar sunuyorum.

Teşekkürediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Yıldırım Kaya.

Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

CHPGRUBU ADINA YILDIRIM KAYA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılı çalışması hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.

Yarın5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü. Bugün Altındağ’da bir okulda öğretmenlerleÖğretmenler Günü’nü, dertlerini ve sorunlarını konuştuk. Bu kürsüdenöğrencilerinin sorunlarını konuşacağımı anlattığımda söyledikleri şu: Öğretmenhuzura kavuşmadan öğrencinin huzura kavuşması mümkün değil; önce öğretmenlerigirdaba sokan 19 Kasımda yapılacak bu ayrıştırma sınavına son verin, daha sonrabizim Öğretmenler Günü’müzü kutlayın; kuru kuru kurban olam, yaş yaş gadanalamla bu işler olmaz. Öğretmenlerin sizlere selamlarını getireyim.

Değerlimilletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin yirmi yıldır çözemediği birsorunu burada konuşuyoruz. Artık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarından busorunu çözmesini beklemek ham hayaldir. Dolayısıyla artık Adalet ve KalkınmaPartisinin öğrencilerin barınma sorununu çözemediğini, beslenme sorununuçözemediğini bizden iyi bilenler yaşayanlardır, 4 milyon öğrencidir. Bunuanlatmak yerine, artık biz bu sorunu nasıl çözeceğiz -öyle ya, gidiyor gitmekteolan, geliyor iktidar olacak olan- iktidar olacak olanın çözüm süreci nedir?

Şimdi,geçen yıl özel yurtlara 1.050 lira beslenme yardımı yapılıyordu, bu sene buyardımın 1.500 liraya çıkartılacağı söylenerek özel yurtlar, tarikat ve cemaatyurtları öğrenci topluyor. Bu doğru mu değil mi, bunun araştırılması gerekiyor.Eğer doğrusuysa devlet kendi öğrencisine sabah kahvaltıda 6 zeytin, 1 dilimekmek, 1 bardak çay vererek bu sorunu çözemez.

Peki,bu sorun nasıl çözülür? Cumhuriyet Halk Partili belediyelere bakalım. ÇankayaBelediyesi, her akşam, Ankara’da bulunan üniversite öğrencilerinin tamamınınbeslenme sorununu çözüyor; şimdi de her gün, günde 3 bin ilkokul öğrencisininbeslenme sorununu çözüyor. Bu sorunlar çözülebilir, yeter ki tercihiniz kimdenyana olacak, siz tercihinizi öğrenciden yana mı yapacaksınız, yoksa başka kesimlerdenyana mı? Biz tercihimizi öğrencilerden yana yaptık.

Yurtsorunu konusunda… İstanbul’da 258.341 öğrenci var, 30.795 öğrencinin yurtsorunu çözülmüş yani oran yüzde 11. Peki, İstanbul’da bu, Ankara’da bu,İzmir’de benzer bir durum; Türkiye’de ortalama yüzde 20’sinin yani 5 öğrenciden1’inin sorunu çözülmüş. Peki, dünya ortalaması kaç?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

YILDIRIMKAYA (Devamla) – Yüzde 40’ının ve yüzde 50’sinin sorunları çözülmüş. Dünya yüzde50’sinin sorununu çözerken siz yüzde 20’sinin sorununu çözerek dünya deviolduğunuzu söyleyemezsiniz.

Bakın,Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri 2019 yılında 22 olan yurt sayısını 83’eçıkarmış; 2.996 olan yurt kapasitesini 14.745’e çıkarmış; 12.105 öğrenciningeçici barınma sorununu çözmüş. Biz ne yapacağız? İvedilikle yurt ihtiyacınıkarşılamak için uygun binalar kiralayacağız, sorunu çözeceğiz. Bir yıliçerisinde, hiçbir öğrenci açıkta kalmayacak şekilde yurt sorununu TOKİvasıtasıyla çözeceğiz. TOKİ konut yapıyor, tamam, yapsın ama TOKİ’nin bir yıliçerisinde 2 bin yurt yapma kapasitesi var mı yok mu? Var. Biz TOKİ’yiöğrenciden yana çalıştıracağız.

Bekleyin,bu sorun Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çözülecektir. (CHP sıralarındanalkışlar)

BAŞKAN– Evet, Sayın Kaya, teşekkür ederim.

Adaletve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Selman Özboyacı. (AK PARTİ sıralarındanalkışlar)

AKPARTİ GRUBU ADINA SELMAN ÖZBOYACI (Konya) – Sayın Başkan, kıymetlimilletvekilleri; HDP grup önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulusaygıyla selamlıyor, 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılının hayırlı olmasınıdiliyorum.

Gençbir milletvekili olarak bu kürsüde gençler adına daha fazla konuşmalarınyapılmasını, gençlerin gerçek taleplerinin daha çok dile getirilmesini oldukçakıymetli buluyorum ama maalesef bugün, her satırı gerçeklikten uzak,masabaşında acelece hazırlanmış, gerçekleri asla yansıtmayan bir grup önerisiüzerinde konuşuyoruz. Neden masabaşında hazırlanmış diyorum? Çünkü bir önerihazırlanmadan önce doğru bilgiyi edinmek gerekir, bilgi bir güçtür. Sayınmilletvekili masabaşında hazırlık yaptığı için daha hangi konu hangi bakanlığaait onu dahi bilmeden böyle bir grup önerisi sunmuş. Kendisi not alırsa ben dedoğru bilgileri vermeden önce metindeki bazı yanlışları düzeltmek istiyorum.

Öneriningerekçe kısmında yer alan metinde “Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre…”denmiş, oysa bu veriler Gençlik ve Spor Bakanlığının geçen yılki verilerineait; daha sorumluluğun hangi bakanlıkta olduğunu dahi bilmeden hazırlanan buönerinin amacının ne olduğu da aşikârdır.

Yine,öneri metninde Kastamonu Üniversitesi içerisinde yer alan yurtlardanbahsedilmiş ancak üniversite yerleşkesi içerisinde faaliyet gösteren herhangibir yurdun bulunup bulunmadığı dahi araştırılmamış görünüyor. Üniversiteyerleşkesi içerisinde aktif herhangi bir yurt bulunmadığı gibi bölgede yaşananafetlerden zarar gören herhangi bir yurt da yoktur. Ayrıca, bu yıl Kastamonu’dabarınma talebinde bulunmuş 3.014 kardeşimizin hepsinin talebi karşılanmış olupşu anda hâlen 862 kız, 477 erkek boş yatak kapasitesi bulunmaktadır.

Benşimdi milletin kürsüsünden doğru bilgileri aktarmak istiyorum: 2022-2023 eğitimöğretim yılı yurt başvurularına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanlığımıza bağlı KHKyurtlarında ilk fazda yüzde 80, ikinci fazda ise yüzde 92 seviyesinde karşılamasağlandı. Şu anda ülkemizde Bakanlığımıza ait 850 bin kapasiteli -825 bindeğil, onlar eski veri- 800 yurdumuz bulunmaktadır. Bu, Türkiye Cumhuriyetitarihindeki en yüksek yurt kapasitesini ve en yüksek yerleştirmeyi ifadeediyor.

Benkendi şehrimden örnek vereyim: Konya’da 2002 yılında 7.992 öğrenciye kapasitesağlanırken bu rakam 2022 itibarıyla 36.586’dır ve sadece geçen yıl yaptığımız4 yurtla 8.481 kapasite sağlamışız. Yani bu, şu demek: Biz bir yılda yaptığımız4 yurtla seksen yılda yapılandan daha fazla kapasiteyi sadece Konya’dasağlamışız. Sadece ilk faz içerisinde, 41 ilimizde başvuran öğrencilerimizintamamı yurtlara yerleştirildi. Üstelik öğrencilerimizden elektrik, su, ısınma,güvenlik, temizlik, internet, sosyal, sportif ve kültürel faaliyetler içinhiçbir ücret alınmıyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

SELMANÖZBOYACI (Devamla) – Gençlerimizin barınma ihtiyacı bence siyasetüstü birkonudur. İşte, bu konuda da ortaya çıkan başarı iktidarıyla muhalefetiylealkışlanması gereken bir başarıdır. Bu başarı da hiç şüphesiz Recep TayyipErdoğan’ın her zaman gençleri öncelediğinin göstergesidir. Bu başarı, yirmiyıllık bir tecrübenin, gençlere yatırımın göstergesidir.

Ben,gençleri temsil eden bir milletvekili olarak gençler adına bu kıymetliyatırımlar için başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Gençlikve Spor Bakanımız Muharrem Kasapoğlu Bey’e teşekkürlerimi sunuyorum.

Keşkeöneri sahibi, imza sahibi milletvekili burada -genç bir milletvekili olarakgerçi kendisi konuşmadı ama- gerçekten gençleri önemsiyor olsaydı, biraz dakaçırılan çocuklarının hasretiyle binlerce gündür nöbet tutan Diyarbakırannelerini konuşsaydı, keşke kurban eti dağıtmak için evinden çıktığında daha16 yaşında şehit edilen Yasin Börü'yü, Karadeniz yaylalarında daha 15 yaşındaşehit edilen Eren Bülbül'ü konuşsaydı.

KEMALPEKÖZ (Adana) – Yaşlanmamışsın ama ihtiyarlamışsın.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Düşüncelerin genç değil ama hep yaşlılara ait.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELMANÖZBOYACI (Devamla) – Başkanım…

BAŞKAN– Ek sürenizi verdim zaten.

SELMANÖZBOYACI (Devamla) – Bırakın onlar hayallerini ve hayatlarını çaldıklarıgençleri değil, böyle yalan yanlış bilgileri konuşmaya devam etsinler. Bizonların yanlışlarını düzeltmeye ve gerçekleri onların yüzüne haykırmaya devamedeceğiz.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Teşekkür ederim Sayın Özboyacı.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan…

BAŞKAN– Buyurun.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hatip konuşmasında grubumuza ve milletvekilimizesataşmıştır, sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN– Duyamıyorum, ne dedi Sayın Beştaş?

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir kere, her şeyden önce “Laf kalabalığı.” “Gelişigüzel yazılmış.” “Gerçeklikten uzak.” gibi…

BAŞKAN– Eleştiri bunlar da.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Başkan, “Yalan.” dedi.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Eleştiri değil Sayın Başkan. Yani bizim gençlerinbarınma sorununa ilişkin yaptığımız konuşmayla, onun “Masabaşında…” Yani bu biraşağılamadır, bu yalan demektir.

BAŞKAN– Buyurun.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Vekilimiz konuşacak.

BAŞKAN– Buyurun Sayın Koçyiğit.

Süreniziki dakika.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR(Devam)

3.- Muş Milletvekili Gülüstan KılıçKoçyiğit’in, Konya Milletvekili Selman Özboyacı’nın HDP grup önerisi üzerindeyaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine ve şahsına sataşmasınedeniyle konuşması

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii,biz, yalan konusunda AKP ve grubuyla yarışamayız. Öncelikle hakkınızı teslimediyoruz, o konuda hiç sorun yok.

SELMANÖZBOYACI (Konya) – Siz çok daha iyi yalancılarsınız.

BAŞKAN– Yeni bir sataşmaya yol açmayın lütfen.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Ama şöyle bir şey söyleyeyim: Şimdi, benanlayamadım, Sayın Hatip, Millî Eğitim Bakanlığının verilerini kullanmamızdanniye rahatsız oldunuz?

SELMANÖZBOYACI (Konya) – O veriler Millî Eğitim Bakanlığının değil.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Sonuçta, bu ülkenin Millî Eğitim Bakanlığınınverileri yayınlamışsa, biz de buraya koymuşsak bunda sorun yok.

SELMANÖZBOYACI (Konya) – O veriler Millî Eğitim Bakanlığının değil, Gençlik ve SporBakanlığının.

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Siz sorunun özüne dair bir şey söyleyin. Bu ülkedebarınma sorunu var mı? Var. Bu ülkede öğrenciler barınamadıkları için gidipkayıt olamıyorlar mı? Olamıyorlar. Bu ülkede üniversiteler açıldığından beriÇatımız Gökyüzü Hareketi’ne bağlı birçok öğrenci parklarda yatıyor mu? Yatıyor.Sırf ev bulamadığı için her gün bizim maillerimize, “dm”mize “Vekilim, yardımedin, şu üniversiteyi kazandım, eğer yer bulamazsam kayıt yaptıramayacağım.”diye kaç bin tane mesaj geliyor, siz biliyor musunuz? Siz gençsiniz, gençlerinsorunlarından bahsediyorsunuz, ben size soruyorum: Yirmi yılda kaç tane yurtyaptınız? Şimdi, üst üste yatak koyarak kapasite artırıyorsunuz,misafirhaneleri açarak kapasite artırıyorsunuz. Ya, şu anda, bakın, ben 825 bindedim, siz “850 bin” dediniz; geri kalan 7 milyon öğrenci nerede barınıyor? (AKPARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFADEMİR (İstanbul) – 30 kişilik koğuşlarda kalınıyordu, 30 kişilik!

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – İstanbul gibi bir metropolde kira fiyatlarındanhaberiniz var mı? Bir öğrenci 7 bin lira, 8 bin lira kirayı nasıl ödeyecek?

MUSTAFADEMİR (İstanbul) – 30 kişilik koğuşlarda kalınıyordu AK PARTİ’den önce!

GÜLÜSTANKILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Yemek veremiyorsunuz, yurt yapmıyorsunuz, cemaatlerebütün alanı teslim etmişsiniz. Aladağ’da cemaatlerin yurdunda öğrenciler yandı,Elâzığ’da Enes Kara bir cemaat yurdunda kaldığı için yaşamını feda etti ve sizhâlâ kalkmışsınız buradan hamaset yapıyorsunuz. Yazıklar olsun ya! Hiçbir şeydemiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

IX.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, DiyarbakırMilletvekili Dersim Dağ ve arkadaşları tarafından, Kredi ve Yurtlar Kurumununyurtlara artan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması veöğrencilerin barınma sorunlarının giderilmesi amacıyla 30/9/2022 tarihindeTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırmasıönergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşimindeyapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza…

III.- YOKLAMA

(HDPsıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN– Yoklama talebi vardır, yerine getireceğim.

SayınBeştaş, Sayın Hatımoğulları, Sayın Ersoy, Sayın Koçyiğit, Sayın Çepni, SayınPeköz, Sayın Özgüneş, Sayın Gaydalı, Sayın Kemalbay, Sayın Toğrul, SayınKenanoğlu, Sayın Coşkun, Sayın Tiryaki, Sayın Koç, Sayın Aydemir, Sayın Bülbül,Sayın Kaçmaz, Sayın Öcalan, Sayın Dede, Sayın Taşçıer.

Yoklamaişlemi için üç dakika süre veriyorum.

Yoklamaişlemini başlatıyorum.

(Elektronikcihazla yoklamaya başlandı)

BAŞKAN– Pusula veren sayın milletvekilleri lütfen Genel Kurul Salonu’ndan ayrılmasınlar.

(Elektronikcihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN– Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşimeyirmi dakika ara veriyorum.

KapanmaSaati: 16.58

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.22

BAŞKAN: Başkan Vekili SüreyyaSadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Emine Sare AYDIN(İstanbul), Sevda ERDAN KILIÇ (İzmir)

---0---

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2’nci Birleşimininİkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasından önce, istem üzerineyapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdiyoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklamaiçin üç dakika süre veriyorum.

Yoklamaişlemini başlatıyorum.

(Elektronikcihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN– Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- ÖNERİLER(Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, DiyarbakırMilletvekili Dersim Dağ ve arkadaşları tarafından, Kredi ve Yurtlar Kurumununyurtlara artan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması veöğrencilerin barınma sorunlarının giderilmesi amacıyla 30/9/2022 tarihindeTürkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırmasıönergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022 Salı günkübirleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabuledenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

CumhuriyetHalk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisivardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, İstanbul MilletvekiliTuran Aydoğan ve arkadaşları tarafından, okullarda bir öğün sağlıklı yemeğinçıkması ve dolayısıyla eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla4/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olanMeclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2022Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/10/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

DanışmaKurulu 4/10/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdakiönerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayınasunulmasını saygılarımla arz ederim.

EnginÖzkoç

Sakarya

GrupBaşkan Vekili

Öneri:

İstanbulMilletvekili Turan Aydoğan ve arkadaşları tarafından, okullarda bir öğün sağlıklıyemeğin çıkması ve dolayısıyla eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amacıyla4/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan(3649 sıra no.lu) Meclis Araştırması Önergesi’nin diğer önergelerinönüne alınarak görüşmelerinin 4/10/2022 Salı günlü birleşimde yapılmasıönerilmiştir.

BAŞKAN– Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adınaSayın Turan Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHPGRUBU ADINA TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

AltıncıYasama Yılının hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Şimdi“ceylan derisi koltuklarda otururken halka sırtını dönenler” tanımına bizleridâhil etmemeniz için söyleyeceklerimi dikkatli dinlemenizi arzu ediyorum.

Sevgiliarkadaşlarım, Adalet ve Kalkınma Partisi sıraları; anlatacağım hikâye gerçektenvicdani anlamda hepimizin ortaklaşması gereken bir tabloyu gerektiriyor. 13yaşındaki bir çocuk televizyon ekranlarına çıktı, ağlayarak şunu söyledi:“Kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. Aç kalmamak için su içiyorum.” Ve babasınında çaresizlikten ağladığını söyledi. Allah ıslah etsin!

Anayasa’nın5’inci maddesi dâhil olmak üzere, yine bu Anayasa’nın içerisinde en az 6-7 tanemadde çevre, sağlık, gençlik, beslenme, barınma vesair gibi amir hükümleri içerirkenson dönemde yaratılan tablo, çocuklara yoksulluk transferi şekline dönüştü.Onların hiçbir kusuru yokken onların üzerine bir yoksulluk yıktık. Bununçözümünü, bununla ilgili konuları konuşalım diyorum ve burada asla siyasipolemik konusu yapmadan, gayet insani bir şekilde, ortaklaşa çözmemiz gerekenbir tablodan bahsedeceğim çünkü çocuklar melektir, melek gibi olan çocuklarınsorunlarını da burada konuşurken, siyasi istismar konusu dâhil olmak üzere,hiçbir şekilde başka bir yere malzeme yapamayız. Genel Başkanımızın söylediğibir söz var: “Bu ülkeye sözüm var, Türkiye'de hiçbir çocuk yatağa açgirmeyecek.” Biz bu tabloya bu niyetle yaklaşıyoruz ve o yüzden de ailedestekleri sigortası dâhil olmak üzere birçok konuyu son dönemde gündemegetirdik. Elli yıllık bir vebalden bahsediyoruz aslında, elli yıldıriktidarların hayata sürmedikleri, altında Türkiye Cumhuriyeti hükûmetininimzası olan bir anlaşmadan bahsediyoruz. Yirmi yıldır da siz yönetiyorsunuz,sizin de birazcık sorumluluğunuz olsun bu konuyla alakalı. Açlık insani birkonudur, az önce söylediğim gibi, kutuplaşmaya, kutuplaşma yüzünden birbiriylecebelleşmeye asla feda edilecek bir konu değildir, özellikle çocuk açlığıortaklaşa çözeceğimiz bir konudur, buradan bakmanızı istirham ediyorum, buradanyola çıkmayı istirham ediyorum size. “Umut” filmini hatırlarsınız, YılmazGüney’in Türk sinemasına sunduğu bir başyapıttır. Orada der ki: “Yoksullukdirliği bozar, düzeni de bozar.” Dirliğimizi ve düzenimizi bozan biryoksullukla karşı karşıyayız. Bedelini küçücük çocuklar neden ödüyor? Çocuklaraçlıktan baygınlık geçirebilecekleri bir ortama nasıl feda ediliyor? Bunları buMecliste konuşalım, birlikte ortaklaşalım, birlikte çözümüne akıl yoralım diyeburadayım ben. Palavracı bir kurum var -siz seviyorsunuz, az önce tartıştınız-TÜİK “Enflasyon yüzde 83.” diyor, İstanbul Ticaret Odası “107”diyor, ENAK “188” diyor, ne fark eder? Tamamının faturasını bu çocuklar ödüyor,tamamının faturasını çocuklar ödüyor. Yoksul ailelerin çocuklarının -DerinYoksulluK Ağı’nın yaptığı çalışmaya göre- neredeyse yarıya yakını tamamen temelbeslenmeden mahrum bir hâlde. Bu ülkede yoksul aileler üzerinde yapılanaraştırmada yoksul aile çocuklarının yüzde 15’e yakını eğitim çağında çalışmakzorunda kalıyor, eğitimini yapamıyor. Yine, bunların yüzde 6’sı o aileye tekgelir kaynağı. Düşünebiliyor musunuz, bir çocuk çalışıyor, küçücük bir çocukbir aileye bakıyor. 7,4 milyon çocuk yoksul. Vicdanlarınıza sesleniyorum:Bunları konuşmayacak mıyız, bunları yok mu sayacağız? Ha, iyi örnekler yok mu?Size iyi örnekler de vereyim ben: Bizim Beylikdüzü Belediyemiz “Beslenme Saati”projesi diye bir şeyi hayata geçirdi. Beylikdüzü’nde 675 ihtiyaç sahibi ailetespit edildi, 1.075 çocuğa gün içerisinde, çantayla, faklı zamanlarda, farklıyiyeceklerden oluşan beslenme desteği veriliyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

TURANAYDOĞAN (Devamla) - Aynı şekilde Çankaya Belediye Başkanımız da bunu uygulamayasoktu. Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık’a buradan teşekkürediyorum, Çankaya Belediye Başkanımız Alper Taşdelen’e teşekkür ediyorum.İstanbul Büyükşehir Belediyesi 180 bin çocuğa süt ulaştırıyor, onlara dateşekkür ediyorum. Buradan, yüreğini ortaya koyan, Genel Başkanımızın “Dezavantajlıgruplara sahip çıkın.” talimatına uyan bütün belediyelerime teşekkür ediyorum.

Vesize çağrıda bulunuyorum: Vicdanınızın olduğuna eminim, hepimiz vicdanlıinsanlarız; otomatik el kaldırarak yoksul çocuklara burada sırtınızı dönmeyin,o yoksulluğa çare arayalım. O yoksulluğa çare, çözüm üretmeyecek bir TürkiyeBüyük Millet Meclisinin halk karşısında meşruluğu tartışılır hâle gelir. Eğerelinizi otomatik kaldıracaksanız sizin oturduğunuz koltuk ile bizimki aynıolmayacak, halkımız bunu bilsin.

Saygılarsunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– İYİ Parti Grubu adına Sayın Zeki Hakan Sıdalı.

BuyurunSayın Sıdalı. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) - Sayın Başkan, değerlimilletvekilleri; 27’nci Dönem Altıncı Yasama Yılımız hayırlı olsun. Tüm sayınmilletvekillerimize yasama çalışmalarında üstün başarılar diliyor, çıkarılacaktüm kanunların milletimizin ve memleketimizin faydasına olmasını temenniediyorum.

Değerlimilletvekilleri, cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri olan fırsateşitliğinin kaybolduğu, derin yoksulluğun sıradanlaştığı bir döneme hep beraberşahitlik ediyoruz. İktidarın vatandaşlarımızı mahkûm ettiği bu derin yoksullukherkesten çok en kıymetlilerimizi, çocuklarımızı vuruyor. Bunu söylerken bilebüyük üzüntü duyuyorum. Ama bugün 1,3 milyon çocuğumuz okullarına karnı açgidiyor. Çocuklarımızın maruz kaldığı bu düzenli beslenememe durumu, kansızlık,bodurluk, aşırı zayıflık, enfeksiyon başta olmak üzere birçok hastalığı da tetikliyor,algılama ve kavramada zorluklar ortaya çıkarıyor. Ülkemizde 10 yaşına gelmişher 100 çocuktan 22’si -evet tam 22’si- öğrenme yoksulu. Yani bu ne demek?Çocuklarımız ya basit bir metni okuyamıyor ya da okuduğunu tam anlayamıyor; buçocukların yüzde 90’ı açlık sınırındaki ailelerin çocukları. Bir çocuk okuldaaçlıktan bayılıyor ya da beslenme çantasını boş getirip götürüyorsa burada birinsanlık dramı var demektir. Bu sorunun giderilmesi, çocuklarımızın aç yatıpokula aç giderek eğitimden geri kalmaması gerektiğini buradan yıllardır ifadeediyoruz fakat biz söylüyoruz, biz dinliyoruz; aynen şimdiki gibi. Geçen süredeartan, karın tokluğu değil, aç öğrencilerimizin, aç çocuklarımızın sayısıoluyor.

Kıymetlimilletvekilleri, her ne kadar sorumlu olanlar yani sizler çığlıkları duymasanızda İYİ Parti olarak biz, derin yoksullukla boğuşan ailelerin yaşadığı ekonomikkrizi görüyor, çocuklarımız için en iyisini yapmayı görev biliyoruz. Ekim2021’de Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener Rüzgârgülü Projemizi açıklamıştı;sağlık, eğitim, istihdam, yoksulluk, gelir eşitsizliği gibi sorunlara çözümüreten bu çok yönlü kalkınma projesi; işte çözüm budur. Bu kapsamda, özetle,devlet okullarında ilk ve ortaöğretimde okuyan 15 milyon çocuğumuza kahvaltı veöğlen yemeğini ücretsiz vereceğiz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

ZEKİHAKAN SIDALI (Devamla) – Eğitim Politikaları Başkanlığımız tarafından açıklananCumhuriyetimizin 100. Yılında İYİ EĞİTİM Raporu’nda da ifade edildiği gibi,ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeğiyle öğrencilerimiz yalnızca sağlıklı değil aynızamanda başarılı bireyler olacaklar.

Ailelerinçocuklarının karnını nasıl doyuracaklarına değil, yalnızca eğitim başarılarına,kariyer planlarına odaklanacağı, refah ve mutlulukta eşitlenen bir Türkiyemümkün. Bugünün adaletsiz gelir dağılımına bir nebze merhem olabildiğimizdebugünkü kaygıların yerini huzur, açlığın yerini ise tokluk alacak.Çocuklarımıza söz veriyoruz, karnı tok, başı dik, fikri ve vicdanı hür nesilleriçin iyi eğitim ve ekonomi politikalarımızla geliyoruz, az kaldı.

YüceMeclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Kemal Bülbül. (HDPsıralarından alkışlar)

HDPGRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;yeni yasama yılının eşitliğe, özgürlüğe, adalete hizmet etmesi dileğiyleherkese sevgi ve saygılar.

Evet,çocukları aç, gençleri işsiz, yaşlıları hasta olan bir ülkede çocuklarınaçlığına, gençlerin işsizliğine, yaşlıların hastalığına sanal çözümler arayansiyaset, elbette ki sanal kavramlar kullanıp “epistemolojik kopuş”“nöroekonomi” gibi ultra entelektüel kavramlarla toplumu uyutmaya çalışacaktır.Burada dayatılmış bir yoksulluk var; çocuğa dayatılmış bir yoksulluk, mecburibir yoksulluk, mahkûm olunmuş bir yoksulluk. Çocuğun sınıftaki adaptasyonuna yada adapte olamama durumuna yıllarca tanık olan bir öğretmen olarak şunu çokrahatlıkla söyleyebilirim: Beslenme bozukluğu, beslenme yetersizliği olan birçocuğun ne öğrenmeye ne okula ne derse ne yaşama ne sevgiye adaptasyonu mümkündeğildir. Bu, bir sevgisizlik sorunudur. Bu, bir demokrasi sorunudur. Bu, birinsan hakları sorunudur.

Bakın,velilerin kayıt masrafı, velilerin okul kıyafeti masrafı, kırtasiye masrafı,servis giderleri ve benzeri eklendiğinde ve velilerin çalışma koşulları, aldığıücretler dikkate alındığında Türkiye’de öğrencilerin çok büyük bir bölümününaçlığa mahkûm olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz. Bu, edinilmiş bir çaresizliktir.Bu çaresizlik karşısında Hükûmetin ve yetkililerin -Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığının, Millî Eğitim Bakanlığının, Tarım ve Orman Bakanlığının, SağlıkBakanlığının ve belediyelerin- bir duyarsızlığı, bir umarsızlığı ve maalesef vene yazık ki bir aymazlığı söz konusudur. Bunun giderilmesi şöyle telakkiediliyor: İşte, yardımseverlik; semirtilmiş, zengin edilmiş yandaşlararacılığıyla okullara bir yardımseverlik. Yardımseverlik değil, sosyal devlet;yardımseverlik değil, hakları ve özgürlükleri düzenlenmiş bir devlet;demokratik bir eğitime, insan haklarına, çocuk haklarına, beslenme, barınma,ulaşım hakkına riayet eden bir devlet anlayışı. Bakın, beslenme, barınma veulaşım hakkına riayet edilmiyorsa o ülkede özgürlüğe, eşitliğe, adalete, hiçbirşeye riayet edilmez ve bunların üçü topluma karşı işlenmiş bir suçtur.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

KEMALBÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi,ekonomi üzerine yorum yaparken Louis Althusser’den aşırdığı “epistemolojikkopuş” kavramıyla... Ki Louis Althusser bunu Marksizmin güncellenmesi anlamındakullanmıştır. AKP’liler bir kavram kullanacağı zaman ya solculardan yasosyalistlerden ya yurtseverlerden devşiriyorlar çünkü politik literatürlerindeentelektüel siyasal bir kavram yoktur, sadece günlük bir iki cümleyle, bir ikikelimeyle konuşacak kadar siyaset yetisine sahiptirler. Louis Althusser’dendevşirdiği epistemolojik kopuşu kendilerinin... Zulümden epistemolojik kopuşyapın; faşizmden, inkârcılıktan, tekçilikten, toplumu yoksulluğa mahkûmetmekten, topluma zulmetmekten bir epistemolojik kopuş yaparsanız halk belkibiraz dikkate alır sizi.

Saygılarsunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Cemal Taşar.

Buyurun.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AKPARTİ GRUBU ADINA CEMAL TAŞAR (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;AK PARTİ Grubumuz adına CHP grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım.Öncelikle hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum, yeni yasama yılımızıtebrik ediyorum. Meclisimizde alınacak kararların vatandaşlarımıza, devletimizeve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Değerlimilletvekilleri, CHP Grubunun sunmuş olduğu önergeye bir göz attım, sankiAfrika ülkelerinden bahsediliyor; bir tarafta obezitenin önlenmesi konusundakiplanlarından bahsediyor, diğer taraftan da “Çocuklar aç.” diyorlar. Böylesineözensiz ve yanlış bilgilerle sunulan bir önerge üzerinde yüce Meclisimizinkıymetli zamanının alınması, harcanması vicdanımızı sızlatıyor. Özellikle,birbirleriyle “Kim daha fazla önerge verdi?” diye sayı kasmaya çalışanarkadaşlarım, rica ediyorum, böylesine önemli kararların alındığı yüceMeclisimizi yanlış bilgilerle donatılmış önergelerinizle meşgul etmeyiniz.

ALİŞEKER (İstanbul) – TÜİK’ten mi alalım bilgileri?

CEMALTAŞAR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bundan yirmi yıl önce, görevegeldiğimizde ülkemizi üzerinde yükselteceğimiz 4 sütunun ilkine eğitim dedik,eğitim konusundaki önceliğimizden asla taviz vermedik, büyüme sağlanırkenkaliteyi sürekli iyileştirdik.

ALİŞEKER (İstanbul) – Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk; hepsini yücelttiniz.

CEMALTAŞAR (Devamla) – Öyle kolay bir şey değil ama AK PARTİ “Yaptım.” dedi miyapar.

ALİŞEKER (İstanbul) – Yaptı, yaptı! Üçünü de yücelttiniz; yolsuzluk, yoksulluk,yasaklar.

CEMALTAŞAR (Devamla) – Daha geçtiğimiz ay Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı, eğitimhayatı süren çocuklar için ailelere nakit yardımı yapacağız, kitap ve okul araçgereci yardımlarına nakit yardım da eklenecek, aile destek yardımı dagenişletilecek, rakamları artacak. Yükseköğrenimde ve öncesinde verdiğimizdesteklerle dünyanın en iyileri arasındayız. Okullarımızı en modern imkânlarladonattık; ders kitaplarını, yardımcı kaynakları ücretsiz olarak sunduk. Kütüphanesizokul kalmadı; sadece bununla da kalmadık, kütüphanelerdeki kitap çeşitleriniartırdık. Yurt başvurusu yapan öğrencilerimizin neredeyse tamamı -yüzde92-yerleşti, duyurulur. Yurtlarımızda öğrencilere verdiğimiz beslenme yardımıgünlük 25 liradan 60 liraya çıkarıldı. Derslik sayılarının artırılmasındanöğretmen atamalarına, ücretsiz ders kitaplarından ekonomik şartları kısıtlıailelere dönük yardımlara kadar her alanda eğitim altyapısını güçlendirmeningayreti içindeyiz. Bizim ülkemizde anaokulundan üniversiteye kadareğitim ve öğretim kademelerinin tamamı ücretsizdir. Herhâlde duymadınız, bizbütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

CEMALTAŞAR (Devamla) – Erkeğiyle kadınıyla tüm evlatlarımız okusun, hervatandaşımızın çocuğu en nitelikli eğitim imkânına kavuşsun istiyoruz. Bizyapıyoruz, biz her alanda başarı sağlıyoruz hem de size rağmen yapıyoruz veinşallah bu ülkenin bütün sorunlarını çözmeye devam edeceğiz; durmak yok, yoladevam diyoruz.

KEMALBÜLBÜL (Antalya) – Devam, devam!

CEMALTAŞAR (Devamla) – Bu vesileyle, 2022-2023 eğitim öğretim yılınınöğrencilerimiz, velilerimiz ve eğitim camiamız için hayırlı olmasını temenniediyorum.

Öneriyidesteklemediğimizin altını çiziyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AKPARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Adaletve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş birönerisi vardır, öneriyi okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun; 4,5, 6, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 25, 26 ve 27 Ekim 2022 ile 1, 2, 3, 8, 9, 10, 15,16, 17, 22, 23, 24, 29 ve 30 Kasım 2022 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkübirleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündemin “Kanun Teklifleriile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine,Genel Kurulun çalışma saatlerine, 4 Ekim 2022 Salı günkü birleşiminde 340 sırasayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamalarınıntamamlanmasına kadar, 5 Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde AnayasaMahkemesinde boşalacak 1, Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boşalacak 2 üyelikiçin seçim yapılmasına ilişkin önerisi

4/10/2022

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

DanışmaKurulu 4/10/2022 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncumaddesi gereğince, grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayınasunulmasını arz ederim.

MahirÜnal

Kahramanmaraş

AKPARTİ Grubu

BaşkanVekili

Öneri:

GenelKurulun; 4, 5, 6, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 25, 26 ve 27 Ekim 2022 ile 1, 2, 3,8, 9, 10, 15, 16, 17, 22, 23, 24, 29 ve 30 Kasım 2022 Salı, Çarşamba vePerşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin“Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alanişlerin görüşülmesi ve 11, 12, 13, 18, 19, 20, 25, 26 ve 27 Ekim 2022 ile 1, 2,3, 8, 9, 10, 15, 16, 17, 22, 23, 24, 29 ve 30 Kasım 2022 Salı, Çarşamba vePerşembe günkü birleşimlerinde saat 24.00'e kadar,

4Ekim 2022 Salı günkü (bugün) birleşiminde 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’ninbirinci bölümünde yer alan maddelerin oylamalarının tamamlanmasına kadar,

5Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde Anayasa Mahkemesinde boşalacak 1, KişiselVerileri Koruma Kurulunda boşalacak 2 üyelik için seçim yapılması ve gündemin“Seçim” kısmında bulunan işlerin tamamlanmasına kadar,

6Ekim 2022 Perşembe günkü birleşiminde 340 sıra sayılı Kanun Teklifi'ningörüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

6Ekim 2022 Perşembe günkü birleşiminde 340 sıra sayılı Kanun Teklifi'ningörüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde haftalık çalışma günlerinin dışında 7Ekim 2022 Cuma günü saat 14.00'te toplanması ve bu birleşiminde denetimkonularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan GelenDiğer İşler" kısmında bulunan işlerin görüşülmesi ve aynı birleşiminde 340sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarınısürdürmesi önerilmiştir.

BAŞKAN– Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerinde İYİ Parti Grubu adına SayınAyhan Erel. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,yüce Türk milleti; AK PARTİ grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım.Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BizİYİ Parti olarak, çalışma saatlerinin artırılmasına, Meclisin gece gündüzdemeden çalıştırılmasına bir diyeceğimiz yok ancak çalışma saatleriylevatandaşın sesini kısmak, vatandaşın görüşlerinin önüne setler çekmek yerinevatandaşımızın mutlu, devletimizin güçlü olması yönünde kanunları getirmişolsanız daha heyecanla, daha şevkle, daha umutla çalışacağımızı Türk milletiönünde beyan ediyorum.

Şimdi,mesela, baktığımızda “Türkiye Cumhuriyeti devleti sosyal, hukuk devleti.” diyorAnayasa’mız ama bu çerçevede engelli vatandaşlarımızın maaşlarına baktığımızda,1.227 lira ile 1.840 TL arasında engelli maaşı almaktadırlar. Engellivatandaşlarımız en azından asgari ücret kadar, devletin imkânları buna müsaitdeğilse en az emekli maaşı olan 3.500 lira tutarında ücret beklemektedirler.Engelli vatandaşlarımız merak etmesin, az kaldı, AK PARTİ bunu yerinegetirmezse İYİ Parti iktidarında engelli vatandaşlarımızın maaşları yaşamsalihtiyaçlarını karşılayacak düzeye getirilecek.

Yine,engelli kadınlar için doğum öncesi ve doğum sonrası izin gün sayısıartırılacak. Ağır engelli çocuğuna bakan ve çalışamayacak durumda olanannelerin sigorta primi devlet tarafından ödenecektir.

Yine,baktığımızda, devletimiz, sosyal devlet ilkesi gereği -bir nebze- yoksulvatandaşlarımızın doğal gaz ücretlerinin bir kısmını yandaşı kayırarak da yapsabiz bundan mutlu olmaktayız ancak doğal gaz olmayan köylerde, beldelerde,yerleşim birimlerinde bir mutfak tüpünün 330, 350 lira olduğunu düşünürseniz,bu vatandaşlara doğal gazda olduğu gibi bir yardım yapmayı, planlamayıdüşünüyor musunuz? Bunu da AK PARTİ'li vekillerimizin dikkatine sunuyorum.

Yine,çiftçilerimizin tarımda kullandıkları elektrik parasının -burada söyleyesöyleye- hasat sonunda alınması yönündeki kararınızı tebrik ediyoruz ancakGüneydoğu’da 6 ilde uygulanan tarımda kullanılan elektrikteki indiriminözellikle İç Anadolu'da ve Türkiye'deki bütün tarımda kullanılan elektriklerdeuygulanarak yüzde 75’e varan indirimler yapılmasını çiftçilerimiz adınabeklemekteyiz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

AYHANEREL (Devamla) – Yine, atama bekleyen fahri imamlar, vekil fahri imam kursuöğreticileri ve vekil imamların talepleri, feryatları sosyal medyada tarafımızailetilmektedir. Yine, 2020 KPSS puanıyla atama bekleyen sağlıkçılarımızınümitleri hâlâ devam etmektedir. Yüce Meclisin, bu gençlerimizin, bu fahriKur’an kursu öğreticilerinin ve vekil imamların da feryatlarına, figanlarınabir çare bulmasını beklemekteyiz.

Yine,emekliler arasında, bizce ve vatandaşlarca anlaşılmayan bir 2000 yılıkıstasıyla, aldıkları maaşlar arasında büyük bir uçurum vardır. Aynı şartlardayaşayan, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı çarşıdan alışveriş yapan 2000öncesi emekliler ile 2000 sonrası emekliler arasındaki bu ayrımın giderilmeside devlete düşen bir görevdir diye bakmaktayız.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ettim Sayın Erel.

HalklarınDemokratik Partisi Grubu adına Sayın Meral Danış Beştaş. (HDP sıralarındanalkışlar)

HDPGRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerive bizi izleyen özellikle kadınlara seslenmek istiyorum, kadınlar içinde deannelere çünkü bugün grubumuzu ve grup toplantımızı ziyaret eden adaletnöbetindeki annelerden söz edeceğim.

10anne Diyarbakır, Van, İzmir ve İstanbul’dan grubumuzu ziyaret ettiler. Bizlerde Eş Genel Başkanımızla da milletvekillerimizle de birlikte bir görüşmeyaptık. Doğrusu o görüşmelerin ve anlatımların bütün detaylarını aktarma şansımyok ancak satır başlarıyla şunu söyleyeyim: Bu anneler Türkiye’nin 4 ilindehapishanelerde olan çocukları, kardeşleri, eşleri, birinci derece yakınlarıiçin bir adalet nöbeti tutuyorlar. Bazılarının çocuğu ağır hasta, tedaviedilmiyor, tahliye edilmiyor. Bazılarının çocuklarının infazı aylardır yakılmışdurumda. Bazılarının çok daha, işkenceye dair şikâyetleri var ve bu annelerdenbazılarının, özellikle İstanbul’daki annelerin yaşadıkları aslında Adalet veKalkınma Partisinin annelere de işkenceye de nasıl yaklaştığını ortaya koyuyor.

Anneleribizzat dinledim. Ya, her hafta bu anneler işkence görüyor. Vücutlarına baktıkya -vekilim burada, Serpil Vekilim- vücutlarına, darp izleri var. Her hafta buanneler ters kelepçeyle gözaltına alınıyorlar, arabada olmadık küfürlere,hakaretlere maruz kalıyorlar -gözaltına alınıyorlar- bazen beş saat, bazen altısaat, bazen daha uzun sürelerle gözaltında tutuluyorlar. Neden? Çünkü adalet istiyorlar,çünkü cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri için bir itirazları var tıpkıŞenyaşar ailesinden Emine annenin adalet talebi ve çığlığı gibi. Açıkçası, bu,bir vicdani mesele, bu, insani bir mesele, hukuktan önce insani ve vicdani birmesele. Bu ülkede vicdanı öldürmek istiyorsunuz, adaleti ortadan kaldırdınız.Ama vicdanı olanlara sesleniyorum: Sizin çocuğunuz hapishanede ölümdöşeğindeyken onu ziyaret edemiyorsanız aldığı disiplin cezası sebebiyle vetedavi edilmiyorsa ne hissederseniz o anne aynısını hissediyor. Sizinkardeşiniz ya da eşiniz otuz yıldır cezaevinde ve o uyduruk İnfaz Yasası’yla üçay, üç ay, üç ay daha cezası pişmanlık dayatılarak uzatılıyorsa nehissediyorsanız o anneler de bunu hissediyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Tamamlıyorum.

Annelerşunu söylüyor: “Çocuklarımızın cenazelerini değil, kendilerini istiyoruz.”diyorlar ve dokuz ayda 62 cenaze çıktı hapishanelerden. Ya, bu, dile kolay,korkunç bir rakam. Cezaevleri artık ölüm evlerine dönüştü, dün de bunu ifadeettik. Evet, artık adliyeler, önündeki adalet nöbetleriyle ünlendi,Çağlayan’dan Diyarbakır’a, Van’a, İzmir’e, Türkiye'nin her yerine çünkü adaletkalmadı çünkü yargı kalmadı çünkü bağımsız, adil bir yargılama kalmadı; ülkeninher yerinden adalet isteyen çığlıkları duyuyoruz ve adaletsizlik diz boyu,zulüm diz boyu. Keşke siz de o annenin sırtındaki ve kolundaki morluklarıgörseydiniz, şu anda ne söylediğimi, ne hissettiğimi anlardınız. Lütfen,annelere işkence yapmaktan vazgeçin. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabuledenler… Etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

İçTüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesivardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULASUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

2.- Kütahya Milletvekili Ali FazılKasap’ın, (2/3832) esas numaralı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesineİlişkin Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündemealınmasına ilişkin önergesi (4/179)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/3832) esas numaralı KanunTeklifi’mizin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündeminealınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

AliFazıl Kasap

Kütahya

BAŞKAN– Önerge üzerinde, teklif sahibi olarak Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasapkonuşacaktır.

BuyurunSayın Kasap. (CHP sıralarından alkışlar)

Sürenizbeş dakikadır.

ALİFAZIL KASAP (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; GenelKurulu saygıyla selamlıyorum.

Yeniyasama yılının tüm Meclise ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Değerlimilletvekilleri, üniversite sınavını öğrencilerimiz kazandılar,yerleştirildiler; 8 milyon öğrenci var Türkiye’de üniversite kapsamında ve buöğrencilerimizin kazandıktan sonra bir sıkıntıları başladı, barınma sorunu.Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizlere de -hepinize- bu barınma sorunuylailgili, yurtlara yerleştirilmek için telefon geldi, talepte bulundular veliler,yakınları. 8 milyon öğrenciye karşılık olarak, her ne kadar cilalanmışrakamlarınız olsa da şöyle izah edeyim: Bakın, bu, İstanbul’daki toplam öğrencisayısı, 824 bin öğrenci var; yurt kapasitesi 29 bin, Kredi ve Yurtlar Kurumunaait, yüzde 3’üne tekabül ediyor. Peki, Ankara ilimizde nasıl? 315 binöğrencimiz var, 31 bin yurt kapasitesi var. İzmir’de -3’üncü büyük metropolde-175 bin öğrenci var, 19 bin yurt kapasitesi var. Diyeceksiniz ki: “Yüzde 90kapasiteyle yurtları doldurduk, ihtiyaçlara cevap verdik.” Ama ben size envahim örneği göstereyim, seçim bölgem Kütahya’da Pazarlar ilçesinde 700öğrencinin kayıtlı olduğu meslek yüksekokulu var ve Kredi ve Yurtlara ait birtek yatak yok. Sayın Gençlik ve Spor Bakanı diyor ki: “Yüzde 91 oranındayerleştirdik, kapasitemizi artırdık.” Ondan sonra, Sayın Cumhurbaşkanı Meclisinaçılış konuşmasında “2002’de 182 bin olan kapasiteyi 850 bine çıkardık.” diyor.Ya, kardeş, 2002’deki öğrenci sayısı 1,5 milyon, şimdi 8 milyon; aynı artışoranıyla bile devam etmiyor. Bu seneki balonlu, hormonlu şişirme nasıl yapıldıbiliyor musunuz “Kapasiteyi artırdık.” dedikleri? Şu şekilde değerliarkadaşlar: 4 kişilik ranzaları 8 kişilik yaptınız, 2 kişilikleri 4 kişilik yaptınız.Ranza, hani yatay büyüme olacaktı, dikey… Uzaya gidecek yakında ranza ranza.Normalde -bakın, ben de bir sağlıkçıyım- 12 metreküp dünya standardı ve özel yurtlarda ortamda öğrencilere kişi başına 12 metreküp havalandırma alanı tanıyorsunuz ama burada sıkış tepiş ve göğe doğrugiden gökdelen gibi ranzalar yapıyorsunuz, sağlıksız. Öğrencileri sizyerleştiremediniz. Peki, öğrencilerin akıbeti ne oldu? Kayıtlarını donduranöğrencilerden bir kısmı ağlayarak… “Sayın Vekilim, ben bu çocuğumu okutamayacağım.”diyen telefonlar size gelmedi mi? Kayıtlarını dondurdular. Bodrum gibimezbelelik sözde dairelerde konaklamak zorunda kaldılar ve en son, ucube olankısmı da sizin beslediğiniz hormonlu vakıfların yurtlarında çocuklar barınmakzorunda kaldılar. Neden bazı vakıflara gıda yardımı, yemek yardımı, 2 binliraya yakın yardım yapıyorsunuz da özel yurtlara yapmıyorsunuz? Kamu yurdundaistihdam edemediğiniz, KYK’nin yurtlarında ikamet etmesini sağlayamadığınız,barındıramadığınız öğrenci arkadaşlarımıza neden siz en azından maliyeti kadar,asgari ücretin yarısı kadar barınma bursu vermiyorsunuz? Ayrıca, SayınCumhurbaşkanının da Gençlik ve Spor Bakanının da söylediği gibi “60 lirabeslenme desteği veriyoruz.” diyorsunuz. Kahvaltıda sadece basit, fiks menüyegeçildi, akşam yemeklerinde fiks menüye geçildi, seçme hakları ellerindenalındı ve öğrenciler bir tek ekmeği, bir dilim ekmeği iki dilim olarak KYKyurtlarında alamıyorlar biliyor musunuz, KYK yurtlarında alamıyorlar.

Gelelimbugüne değerli arkadaşlar. Siz, yirmi yılda onca yurt sorununu çözemediniz,beceremediniz ve bugüne geldik. Öğrencileri ve gençleri umutsuz bırakıyorsunuzyurt dışına çıkan öğrenciler gibi. Öğrenciler depresyonda, aileler mutsuz, annebabalar mutsuz, kayıt donduranlar var; bu ucube sistem bitecek.

İSMAİLGÜNEŞ (Uşak) – Kütahya’nın yurt kapasitesi ne? 15 bin.

ALİFAZIL KASAP (Devamla) – Kütahya’nın kapasitesi… Pazarlar’da şu anda 700 öğrenciboşta, KYK yurdu yok. KYK yurdu yok, 700 öğrenci boşta Pazarlar’da şu anda,çocuklar evde de kalamıyorlar, kentsel dönüşümden her yeri yıktınız.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

ALİFAZIL KASAP (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Sayın Genel Başkanımızın dasöylediği gibi ben size şöyle söyleyeyim: Siz yapamadınız; bir yıl içindeüniversite öğrencilerinin barınma sorununu gidereceğiz, bu bir sözdür, bu birmüjdedir; siz beceremediniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerlimilletvekili arkadaşlarım, gelin, aileleri, anne ve babaları ve bu gençlerimizibugünden mutsuz etmeyelim, onlara bir can suyu, bir ekonomik destek verelim, bukanun teklifiyle getirdiğimiz şey odur. Öğrencilere KYK’nin maliyeti kadar bileolmayan, asgari ücretin yarısı kadar bir barınma desteği verelim, bu kanunteklifinin içeriği odur. Ben diyorum ki değerli milletvekili arkadaşlarım:Safınız belli olsun; gelin, en azından bu gençleri, halkı, yoksulları gerçektenkoruyorsanız bu kanun teklifine “evet” deyin ve safınız belli olsun.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Gündemin“Seçim” kısmına geçiyoruz.

X.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan ÜyeliklereSeçim

1.- Kamu İktisadi TeşebbüsleriKomisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, komisyonlarda boş bulunan üyelikler için seçimyapacağız.

Kamuİktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan ve Cumhuriyet Halk PartisiGrubuna düşen 1 üyelik için İstanbul Milletvekili Özgür Karabat adaygösterilmiştir.

Oylarınızasunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2.- Plan ve Bütçe Komisyonunda boşbulunan üyeliklere seçim

BAŞKAN- Plan ve Bütçe Komisyonunda boşalan ve Halkların Demokratik Partisi Grubunadüşen 2 üyelik için Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ile Ağrı MilletvekiliDirayet Dilan Taşdemir aday gösterilmişlerdir.

Oylarınızasunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınankarar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ileKomisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’ncisırada yer alan, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbulMilletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Dijital Mecralar Komisyonu veAdalet Komisyonu Raporları’nın görüşmelerine başlayacağız.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340) (*)

BAŞKAN- Komisyon? Yerinde.

KomisyonRaporu 340 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayınmilletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesikapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, teklifin tümüüzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonrabölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrıoylanacaktır.

Teklifintümü üzerinde gruplar adına ilk söz, İYİ Parti Grubu adına Sayın Dursun MüsavatDervişoğlu’nun.

Buyurun.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Sayın Başkan…

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan…

BAŞKAN- Pardon…

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Biz kaçırdık, yani, kanun…

BAŞKAN- Siz kaçırdınız ama ben de geçtim, yapacak bir şey yok.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) - Ben el kaldırdım ama.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ben de el kaldırdım, sonra oturdum.

BAŞKAN- Ama ben “Söyleyeceğiniz bir şey, sözünüz var mı?” dedim.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ben ayaktaydım.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) - Hayır, kanun teklifinde el kaldırdım efendim. Size dahaönceden de söyledim, el de kaldırdım.

BAŞKAN- Unuttum onu, sizin söylediğinizi. Yani…

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) - Ama el de kaldırdım efendim.

BAŞKAN- Sayın Dervişoğlu, işlem de başladı, nasıl yapalım?

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) - Müsavat Bey müsaade ederse usul tartışmasını açalım.

BAŞKAN- Sayın Dervişoğlu, işlem de başladı nasıl yapalım?

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Efendim takdir zatıalinizindir.

BAŞKAN– Bir usul tartışması talebi var, ben de açacağıma dair söz vermiştim.

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Takdir zatıalinizin efendim.

BAŞKAN– Peki.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Anlayışınız için teşekkür ederiz efendim, sağ olun.

BAŞKAN– Evet, ben önce sizi bir dinleyeyim, usul tartışması talebiniz kayıtlarageçsin.

Buyurun.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim, anlayışınıza.

BasınKanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nintartışılmasını gerektiren, ele alınıp kanunlaşmasına mani olan iki temel kusuruvardır. Öncelikle söz konusu teklif çok sayıda Anayasa maddesine aykırılık daiçermektedir. Bunun yanında teklif metni bir etki analizi de içermemektedir.Anayasa’ya hangi konularda aykırılık içerdiğini anlatabilmemiz için bir usultartışmasının açılmasını talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN– Sayın Beştaş, buyurun.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Benim de talebim aynı yöndeydi. Yani söz konusu teklifinAnayasa’ya aykırı olduğu yönündeki düşüncelerimizi aslında Komisyon aşamasındada geniş bir şekilde ifade etti üyelerimiz. Özellikle kanun teklifinin 26’ncımaddesi ve 28’inci maddesi ve daha bir çok maddeyle birlikte teklif Anayasa’yaaykırılık teşkil ediyor. Buna dair, Anayasa’ya aykırılık yönünden tekrardüşüncelerimizi ifade ederek usul tartışması açılmasını ifade etmek isterim.

XII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan SüreyyaSadi Bilgiç’in, 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Anayasa’ya aykırı olduğugerekçesiyle Komisyona iade edilip edilmemesi hakkında

BAŞKAN– Evet, usul tartışmasını karşılayacağım, lehte ve aleyhte olmak üzere ikişerkişiye söz vereceğim.

RAMAZANCAN (Kırıkkale) - Lehte…

AHMETÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Lehte…

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Aleyhte…

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Aleyhte…

BAŞKAN– Lehte Ahmet Özdemir ve Ramazan Can, aleyhte Sayın Meral Danış Beştaş ve SayınEngin Özkoç.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – İbrahim Kaboğlu…

BAŞKAN– Engin Özkoç değil, İbrahim Kaboğlu…

SayınÖzdemir, lehte olmak üzere.

Buyurun.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMETÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; GenelKurulu saygıyla selamlıyorum.

Buteklifin aynı zamanda Feti Bey’le birlikte birinci imza sahibiyiz.Arkadaşlarımızla çalışırken, aslında her aşamada bu teklifin ilgililerinintamamıyla iletişim kurarak, onların bilgilerine başvurarak iyi bir metinhazırladığımızı düşünüyoruz fakat her kanun teklifi buraya geldiğinde, kanunteklifi muhalefetin hoşuna gitmediğinde tam da bu aşamada bir usultartışmasıyla Anayasa’ya aykırılık iddiasında bulunuluyor. Teknik olarakaslında tam da itiraz yapılmayacak bir yerde bu usul tartışmasını ve itirazıyapıyorlar ama yine de biz üzerimize düşen sorumluluğu nasıl yerinegetirdiğimizi burada kısaca izah edelim.

Biliyorsunuz,malumunuz, bu teklif 2 tane komisyondan geçti. Bu 2 komisyon da... İçTüzük’ümüzde emredici hüküm var “Komisyonlar öncelikle Anayasa’ya aykırılıkiddiasını değerlendirir." diye. Burada hem Dijital Mecralar Komisyonundahem Adalet Komisyonunda bu teklifin Anayasa’ya aykırılıkla ilgili yönleri varsabunlar üzerinde bir inceleme yapıldı ve bu aşamalar geçti aslında ama yine deşunu bilmenizi istiyorum: Biz bu teklifi hazırlarken Anayasa Mahkemesininkararlarını da dikkate alarak hazırladık. Nitekim de 5651 sayılı Kanun’lailgili Anayasa Mahkemesinin bir kararı vardı, yeni metnimizde, teklifteki yenio maddeyi düzenlerken Anayasa Mahkemesinin gösterdiği doğrultuda düzelterek buteklifimizi hazırladık.

Yine,komisyonda arkadaşlarımızla bunu istişare etmiştik, Anayasa Mahkemesinin başkabir kararını dikkate alarak teklifimize şekil verdik. Dolayısıyla, aslında,biz, üzerimize düşen sorumluluğu daha teklifin hazırlık aşamasında, komisyonaşamasında Anayasa Mahkemesinin kararlarını dikkate alarak yerine getirdik.

Şimdi,Grup Başkan Vekilimiz, Saygıdeğer Grup Başkan Vekili dedi ki: “Etki analiziiçermiyor.” ve Anayasa’ya aykırılık iddiası var. İşte, Anayasa’ya aykırılıkiddiası olmadığını, hem Anayasa’nın, kanunun lafzını hem de AnayasaMahkemesinin kararlarını dikkate alarak hazırladığımızı hem AdaletKomisyonundaki, muhalefetteki arkadaşlarımız hem de Dijital Mecralar Komisyonundakiarkadaşlarımız yakinen gördüler. Dolayısıyla, aslında bugün burada yaptığımızbu tartışma anlamsız kaldı, kadük kaldı çünkü buna çok dikkat ederek hazırladıkama öte yandan da bizi bağlayan, çalışmalarımızı esas aldığımız Türkiye BüyükMillet Meclisi İçtüzüğü’nün kuralları gereği, aslında, bu aşamada böyle biritirazın yapılmasını hukuki bir değerlendirme olarak görmüyoruz; sadece,Meclisin çalışma şartlarını ve zamanını biraz yok etmek, heba etmek gibideğerlendiriyorum. O yüzden de Meclisi yöneten Başkanımızın görüşü lehinde bizde bu usul tartışmasının yersiz ve anlamsız olduğunu düşünüyoruz.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Evet, aleyhte olmak üzere Sayın İbrahim Özden Kaboğlu. (CHP sıralarındanalkışlar)

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli üyeler; Anayasa’yaaykırılık konusunda, esasen, İç Tüzük madde 38 tetkik ve gerekçe yükümlülüğünüöngörmektedir. İlk önce, tetkik edilecek ve gerekçe ortaya konulacak. Buradatetkik etmek yazılı bir işlemdir; bu, yapılmamıştır; bu, yapılmamıştır. BizAnayasa’ya aykırılık gerekçelerini ilk komisyonda ve ikinci komisyonda tekerteker ortaya koyduk ama çoğunluk vekilleri yalnızca el kaldırdılar “Anayasa'yaaykırı değildir.” diye, oysa burada gerekçe yükümlülüğü de bulunmaktadır. Buçerçevede yoruma bağlı Anayasa maddelerine aykırılık değil, aynı zamanda savaşve barış hukuku açısından savaş hükümlerinin barış düzenine uygulanmasıeşiğinde bir Anayasa'ya aykırılık söz konusudur, bu açıktır. (CHP sıralarındanalkışlar) Evet, Anayasa'ya aykırılık, birçok maddeye aykırılık söz konusudur.Anayasa Mahkemesi kararları gereği düzenleme yapma bakımından da AnayasaMahkemesi kararlarının gerekleri karşılanmadığı için aykırılık söz konusudur,pilot kararlar bulunduğu hâlde onlar hiç dikkate alınmadığı için aykırılık sözkonusudur ama basın kartının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, onuntakdirine verilmesi parti başkanlığı yoluyla devlet başkanlığı ve yürütmesisteminde tamamen basın özgürlüğü açısından Anayasa madde 26 ve madde 28’eaykırılık oluşturan bir durumdur; madde 2, madde 10 da aynı düzenlemeyiiçermektedir.

Bununyanı sıra yine basın kartlarıyla ilgili olarak medya kuruluşlarında aranacakşartların, kontenjanların, Basın Kartı Komisyonunun üyelerinin belirlenmesi,çalışma ve karar alma usullerinin ve başvuru türlerinin genel çerçevesininkanun düzeyinde belirlenmeyip yine aynı şekilde bir yönetmeliğe bırakılması-Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı- ki bir, yönetmelik tarafındandüzenlenemez bu özgürlük konusu; iki, İletişim Başkanlığının kamu tüzelkişiliği bulunmadığı için yönetmelik çıkarmaya yetkili değildir. Bu nedenleAnayasa madde 2, 10, 13, 26, 28 ve 124’üncü maddelerine aykırılık teşkiletmektedir. Benzer şekilde 23’üncü maddesiyle “İnternet haber sitelerinde resmîilan ve reklam yayınlayacakların sorumlulukları” başlıklı madde çerçevesindeBasın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından altı ayda çıkarılacak yönetmelik dekanunla düzenlenmesi gereken konunun yönetmeliğe verilmiş olması itibarıylaAnayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Burada en sorunlu madde her 2 komisyonda da dilegetirdiğimiz üzere 29’uncu maddedir. 29’uncu madde, teklif sahiplerinin debelirttiği gibi her 2 komisyonda, Türk Ceza Kanunu’nun savaşta yalan haberyayma maddesi olan 323’üncü maddenin buraya aktarılmasıdır. Bu madde, Anayasamadde 15 gereği olağan hukuk düzeninde, barış hukukunda mümkün değildir. Çünkühak ve özgürlüklere olağan düzende 13’üncü madde uygulanır oysa 15’inci maddeyalnızca olağanüstü hâl ve savaş durumunda uygulanır. Şu anda Anayasaaskıdadır, bunu biz defalarca dile getirdik; Anayasa’ya aykırılığı açıktır,seçiktir hiçbir tartışmaya mahal vermeyecek derecede ve madde de çoktehlikelidir. Öte yandan etki analizi istedik ama etki analizi parlamentohukukunun genel ilkesi olduğu hâlde yapılmamıştır. 7254 sayılı Yasa…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Kaboğlu.

Lehteolmak üzere Sayın Ramazan Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RAMAZANCAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıylaselamlıyorum.

Öncelikle,hocamız anayasa hukuku hocası, saygı duyuyoruz ancak Anayasa’ya aykırılıkitirazı bir defidir, iddiadır, mücerrettir; ispatı ise yargısal denetimetabidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bunun şartları bellidir. TürkiyeBüyük Millet Meclisi İçtüzüğü madde 23, “Başkan kanun teklifini inceler ve sevkeder.” Bir takdir yetkisi var, Anayasa’ya aykırı ise reddedebilir; nitekimörnekleri de vardır, örneklerine girmeyeceğim. Sonra ne yapmış bu kanunteklifini? Dijital Mecralar Komisyonuna havale etmiş. Dijital MecralarKomisyonu toplanmış, orada, aynı şekilde, arkadaşlarımız, üye arkadaşlarımızAnayasa’ya aykırılık itirazında bulunmuşlar ve Dijital Mecralar KomisyonuAnayasa’ya aykırılık itirazını İç Tüzük 38’e göre reddetmiş. Ardından talikomisyon raporunu hazırlamış ve Adalet Komisyonuna göndermiş. Adalet Komisyonundada aynı şekilde üye arkadaşlarımız Anayasa’ya aykırılık itirazında bulunmuşlar.Adalet Komisyonu üyeleri de aynı şekilde gerekçesiyle beraber itirazıreddetmiş. Bu arada ne olmuş? Adalet Komisyonu da raporunu hazırladıktan sonraTürkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna göndermiş. Türkiye Büyük MilletMeclisi Genel Kurulu 22 Haziran tarihinde 105’inci Birleşimde AK PARTİ grupönerisiyle 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’ni gündemin 1’inci maddesine almış.Dolayısıyla eğer orada itiraz olsa idi AK PARTİ'nin grup önerisine itirazedilmeliydi. 22 Haziran 2022 tarihinde 105’inci Birleşimde kabul edilmiş vegündeme girmiştir. Dolayısıyla Divanın bu kanun teklifini şu an itibarıylagörüşmesi gerekiyor.

Bütünbunları değerlendirdik ve Genel Kurula geldi. Genel Kurulda ne yapabiliriz?Genel Kurulda da milletvekili arkadaşlarımız İç Tüzük 84’e göre Anayasa’yaaykırılık itirazında bulunabilirler. İç Tüzük 84 ne diyor? “Anayasa'yaaykırılık itirazları diğer önergelerden öncelikle görüşülür.” Bütün bunlarıdeğerlendirdiğimizde bütün yollar tüketilebilir. Tüketildikten sonra da eğerkanun teklifinin Anayasa’ya aykırı olduğu itirazında ısrar ediyor isek yollarbellidir, Anayasa Mahkemesine de gidilebilir ama şunu özellikle söylemekistiyorum, siz diyorsunuz ki: “Anayasa’ya aykırıdır.” biz de diyoruz ki -GenelKurulda birazdan oylanacak ve 22 Haziran’da da oylanmış- “Anayasa’ya aykırıdeğildir.” Peki, bunu ilerletmek istiyorsak, ısrar ediyorsak yargısal denetimemuhtaçtır. Yargısal denetimin yeri de Anayasa Mahkemesinin “kazaimurakabesidir” diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlarken Meclis BaşkanVekilimizin tutumunun lehinde olduğumu beyan ediyorum. (AK PARTİ ve MHPsıralarından alkışlar)

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Efendim, sadece kayıtlara geçmesi için ifade ediyorum.

BAŞKAN– Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece kayıtlara geçmesi için söylüyorum. Ramazan Canarkadaşımızın az önce söylediği o bütün yollar tüketildikten sonra, buMeclisten geçen kanunların Anayasa Mahkemesine aykırılıktan geriye döndüğüne buülke çok şahit olmuştur.

(Video) CHP'li Gök: Meclis, ortak refleks göstermeli

BAŞKAN– Efendim, zaten daha bütün yollar tüketilmedi.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Biz onun için de bu yolu deniyoruz

BAŞKAN– Genel Kurul aşamasında Anayasa’ya aykırılık iddialarını getirmeniz mümkün veonu getireceksiniz zaten.

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – O yüzden de Sayın Başkan diyoruz ki: “Anayasa’ya aykırı olanbir şeyi siz Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşmeye açmayın.” diye itirazdabulunuyoruz.

BAŞKAN– Görüşmeler esnasında da getirebilirsiniz bu iddianızı buna da mani bir hâl yok.

SayınBeştaş aleyhte olmak üzere buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet buParlamento’da Anayasa’ya aykırılık yönünden birçok kanun teklifine dairiddialarımız, tezlerimiz, dilekçelerimiz oldu, komisyon aşamasında da saatlercebunları tartışıyoruz ama daha önceki Anayasa’ya aykırılık ve usultartışmalarında da ifade ettiğim bir konuyu özenle, önemle tekrar söylemekistiyorum: Çoğulculuk sistemi, parmak sayısı çok olanın sözünün geçmesimeselesi, bu Parlamentoda bir Meclis pratiği hâline getirilmiştir. Yani iktidarve ortağı diyor ki: “Ben milletvekili sayısı olarak yükseğim, komisyonaAnayasa’ya aykırı bir teklifi de getiririm ama siz neticede oylamayasunarsınız, benim parmağım daha fazla olduğu için ben Anayasa’ya aykırı birteklifi yasallaştırırım, Meclise de getiririm.” Burada yaptığınız da bu. DeminSayın Kaboğlu Hocam aslında çok net söyledi yani burada ne ihlal ediliyor,Anayasa’nın hangi maddeleri? Belli başlı olanları söyleyeyim: Bir kere, düşünceözgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğü, 26’ncı madde yönünden çok netAnayasa’ya aykırı; basın hürriyeti, basın özgürlüğüne aykırı. Yine, haberleşmehürriyetini düzenleyen 22’nci maddesi, özel hayatın gizliliğini düzenleyen20’nci maddesi, temel hak ve hürriyetleri düzenleyen 12’nci maddesi. Hak vehürriyetlerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13 ve 15’inci maddeyi özellikledikkatinize sunmak istiyorum, savaş, seferberlik ve olağanüstü hâllerdemilletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi kaydıgetirilmiş; ya, siz bunu bile dikkate almıyorsunuz yani sanki Türkiye birsavaşta, sanki olağanüstü hâl var, sanki sıkıyönetim var; böyle bir durumdabile sizin temel olarak ulusal üstü belgelere riayet etmeniz gerekiyor. Buradaaçıkça despotik bir yaklaşım var, çoğulculuk temelinde Parlamentoyu işlevsizhâle getirme ve neticede şunu söyleme hâli var: “Anayasa’ya aykırı olabilir amaben iktidarım, bu yasayı Anayasa’ya aykırı bir şekilde oylar, geçiririm;isterseniz Anayasa Mahkemesine gidin.” Bunun örnekleri var, AnayasaMahkemesinden dönenler de var, dönmeyenler de var. Şimdi, iktidar diyor ki:Anayasa Mahkemesini de ele geçireyim -ki o konuda birçok şaibe var- orayagittiğinde de geri gelmesin yani ben kaynaktan bu işi çözeyim.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ya, bu Parlamento eğer önündeki Anayasa’ya aykırıkanun çıkarmaya devam ederse Anayasa ve yasalar arasındaki makas giderekaçılacaktır ve bu dönemde AKP’nin en büyük mahareti; hiçbir hukuk ilkesini,hiçbir anayasal ilkeyi, hiçbir uluslararası sözleşmeyi özellikle dikkatealmadan kendi menfaatleri, kendi istekleri, kendi ihtiyaçları -hele hele seçimsürecinde kendi ihtiyaçları- doğrultusunda kanun yapma pratiğini bu ülkeyeartık getirmek oldu ama az kaldı, siz de gideceksiniz, bu pratiğiniz debitecek. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, teklifin Anayasa’ya aykırılığı itirazlarına ilişkinBaşkanlığımızın görüşünü kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslına bakarsanızhüküm cümlesi şudur: Usulüne uygun şekilde komisyonda görüşülmüş ve Genel Kurulgündemine girmiş bir teklifin görüşmelerine, Anayasa’ya aykırılık iddiasıylabaşlanmaması İç Tüzük’e uygun olmayacaktır; Başkanlığımıza bu konuda verilmişbir yetki de bulunmamaktadır.

Bilindiğiüzere, İç Tüzük’ün 38’inci maddesine göre Komisyonlar, kendilerine havaleedilen tekliflerin ilk önce Anayasa’nın metnine ve ruhuna aykırı olupolmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Komisyon, Anayasa’ya aykırı gördüğüteklifi maddelerine geçmeden reddetmek zorundadır. Esas komisyon olarak teklifigörüşen Adalet Komisyonu, teklifi Anayasa’ya aykırı görmeyerek görüşmüş veraporunu Başkanlığımıza intikal ettirmiş ve teklif 340 sıra sayısını alarakgündemdeki yerini de almıştır. Genel Kurulda, az önce de ifade ettiğim üzereteklifin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında Anayasa’ya aykırılık iddialarınındile getirilmesi mümkündür. Genel Kurulun bu görüşmelerden sonra Anayasa’yaaykırılık iddialarını ciddi görerek maddelere geçilmesini reddetme yetkisibulunmaktadır.

Yineİç Tüzük’ün 84’üncü maddesine göre, teklifin belli bir maddesinin Genel Kuruldagörüşülmesi sırasında Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyenönergeler, diğer önergelerden önce oylanır. Görüldüğü gibi teklifin Anayasa’yaaykırı görülmesi hâlinde gerek komisyonda gerekse Genel Kurulda reddedilmesineolanak tanıyan çok sayıda da kural bulunmaktadır.

Açıkladığımgerekçelerle teklifin görüşmelerine başlama tutumumda değişiklikbulunmamaktadır, Genel Kurulun bilgisine sunulur.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Evet, geneli üzerinde ilk söz İYİ Parti Grubu adına Sayın Dursun MüsavatDervişoğlu'nun.

SayınDervişoğlu, buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİPARTİ GRUBU ADINA DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, saygıdeğermilletvekilleri; Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun Teklifi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. YüceMeclisi saygılarımla selamlıyorum.

Bugünböyle bir kanun teklifiyle ilgili olarak Meclis kürsüsünde bulunmaktanziyadesiyle muzdaripim. Dünyada eşi benzeri olmayan ve ülkemizi üçüncü dünyaülkeleriyle aynı skalaya sokacak bu yasal düzenleme girişimi tarih sayfalarındakara bir leke olarak yer alacaktır. Oysa 25 Temmuz 1908’de, Meşrutiyet ilanedildikten iki gün sonra tüm gazeteler sansürsüz olarak yayımlanmayabaşlanmıştı. Bu tarihten itibaren farklı düşüncelerde yüzlerce gazete ve mecmuayayın hayatına yeniden girmişti. Aradan geçen yüz on dört yılda basın-yayım veiletişim teknolojileri değişti, bilgi ve telekomünikasyon dijitalleşti, ayrıcaistibdat döneminden bugüne tevarüs eden sansür ve baskıya dayalı yönetimanlayışı maalesef ve maatteessüf değişmedi.

Bugüntüm dünya kabul etmektedir ki 21’inci yüzyılın başlangıcında “web 2.0”olarak da ifade edilen sosyal medya mecrası, bireylerin kendilerini özgürceifade ettikleri bir yer olma niteliği taşımaktadır. Bunun yanında, sosyal medyatüm nimet ve külfetleriyle yeni bir kavram ve vakıadır, tüm dünyanın yarısınınkullandığı milyarlarca dolarlık da bir endüstridir. Bu geniş kullanım zeminindeelbette bir kanuni düzenleme ihtiyacı da bulunmaktadır. Bize göre, yapılmasıgereken, sıhhatli bir çalışma, doğru bir müzakere, ortak akıl ve tümpaydaşların katılımıyla kişiye ve kamu barışına karşı Türk Ceza Kanunu’ndadüzenlenmiş somut suç tanımları üzerinden bir sosyal medya kanunudur. Nitekim,gelişmiş demokrasilerde ihdas edilmiş sosyal medya kanunları, hakaret, tehdit,nefret söylemi ve terör propagandası gibi konularda somut suç tanımlamalarınıesas almıştır. Nitekim, her ne hikmetse, çok beğendiğiniz Alman sosyal medyayasası ırkçı Nazi söylemleriyle halkı düşmanlığa ve şiddete teşvik eden,barışçıl kamu düzenini hedef alan, çocuk pornografisi içeren ya da terör örgütüpropagandası niteliği taşıyan içeriklere cezayı esas kılmıştır. Ancak iktidarpartisi ortak akıl ve demokratik temayülleri nazarıdikkate almadan, iyi niyetliolmayan bu yasayı dayatmayı, sansür ve baskıyı dijital mecraya taşımayı tercihetmiştir.

Üzerinekonuştuğumuz kanun teklifi Anayasa’mızın 2’nci maddesinde güvence altına alınanhukuk devleti ilkesiyle de açıkça çelişmektedir. Çünkü kanun teklifindekanunilik ilkesi karşılanmamakta, aksine, öngörülemez ve belirsiz unsurlar esasalınmaktadır. Bu noktada, nihai amacın sosyal medyayı kontrol altına alarakmuhalif paylaşımların önüne geçmek olduğu, asıl niyetin bu olduğu bir gerçekolarak karşımızda duruyor.

Kanunteklifinin 29’uncu maddesiyle yalan haberin cezalandırılması girişimi, hakikatitanımlama yetkisini iktidarın kontrolüne devretmek anlamına geliyor. Hakikatiniktidar tarafından belirlendiği bir siyasal düzende yalan da iktidar tarafındanbelirlenecek ve şayet cezalandırılacaksa bunun adı demokrasi değil, istibdattır.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Bukanun teklifinin yasalaşması hâlinde gerçeğin iktidarın hoşuna gitmeyen birboyutunun dile getirilmesi kolaylıkla “gerçeğe aykırı bilginin yayılması”olarak nitelendirilebilecektir. “Dezenformasyona karşı mücadele” söylemiüzerinden ilk önce meşrulaştırılmaya, şimdi ise kanunlaştırılmaya çalışılanteklifin asıl hedefi -tırnak içinde söylüyorum- ak formasyondur. Bu kanunteklifi, atanmış idari kurumları yargıya mahsus yetkilerle donatma, gelenekselmedya araçlarındaki sansür ve baskıyı dijital mecralara taşıma, muğlak ve soyutifadeler üzerinden kanunlara göre suçlu belirlemek için değil, suçluya görekanun yapma girişimidir. Türk Ceza Kanunu mevcut hâliyle kişiye, kamu barışınave dezenformasyona karşı işlenen suçlara gerekli cezai yaptırımları uygulamayaelverişliyken tespiti oldukça güç, uygulamada zorluk çıkaracak mahiyette,çerçevesi belirsiz ve ziyadesiyle muğlak olan 217/A maddesini eklemek Türk CezaKanunu'nda var olan bir noksanlıktan değil, iktidarın siyasi ve sivil toplumubaskı altına alma arzusundan kaynaklanmaktadır. Kanun teklifinde “alenen yayma”kapsamının belirsizliği siyasi iktidarın niyet okuyarak cezalandırma yolunatevessül ettiğinin de açık bir göstergesidir.

Sözümiktidar partisinin milletvekillerinedir; adı “İletişim” görevi propaganda olanBaşkanlıktan gelen bu tasarıyı Komisyonda istemeye istemeye savundunuz vegördüğünüz hataları düzeltmek için herhangi bir gayret sarf etmeden de TürkiyeBüyük Millet Meclisinin gündemine taşıdınız. Nedir bu yasadan muradınız?Dezenformasyonun engellenmesi, öyle mi? Kusura bakmayın ama dezenformasyon AKPARTİ’nin engellemek istediği değil, tekelleştirmek istediği bir sahadır. (İYİParti sıralarından alkışlar) Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının varlıksebebi ve varlığını idame ettirmesinin yegâne yolu ve yöntemi budur. Eski yolarkadaşlarınızdan öğrendiklerinizi ne güzel de uyguluyorsunuz. “Yeliz”nicknameli milletvekilinizden ve trol ordusu kuran bakanınızdan başlayıp adı“İletişim” görevi propaganda olan Başkanlığınıza kadar bu işi şu aşamayagetiren aslında sizlersiniz. Son kırk yıllık siyasi ve son yirmi yıllık iktidarmücadelenizi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesine ve kazanımlarına karşıdezenformasyon yaparak icra ettiniz. Partinizde en az 4 farklı sosyal medyatrol ordusu var. Başta İçişleri Bakanınız olmak üzere, Goebbels FahrettinBey’e, belediye başkanlarının fonladığı trol çiftliklerine kadar kurulmuş çoksayıda dezenformasyon grubu var içinizde. Siz, siyasal gücünüz nispetinde cüreteden, cüreti nispetinde de cumhuriyetin kazanımlarına hasımlık eden bir iktidarolarak Türk siyasi tarihine geçeceksiniz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)Geçmişten bugüne yürüttüğünüz dezenformasyon, ister konvansiyonel basınyollarıyla olsun ister sosyal medya trolleriyle ister açıktan olsun ister zımniyollarla ister pervasızca olsun ister korkakça, daima Türkiye Cumhuriyetidevletinin kurucu ilkelerini hedef almıştır. Devletin kuruluş tapusu olanLozan'dan devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e kadar hedef aldığınız hertemel değer ve ilkeyle kayıp nesiller yetiştirdiniz; bu ideolojik duruşuntarafı ve temsilcisi olduğunuz için de iftihar edin, kendinizle istediğinizkadar övünün ama Türk milleti sizi asla ve kata affetmeyecektir. (İYİ Parti sıralarındanalkışlar)

Şimdi,geldiğimiz bu noktada, iktidarınızın son kertesinde, devlet olduğunuz zannıiçinde olmanız ifade ettiğim siyasi gerçekleri görmenize engel teşkiletmektedir. Şunu anlayınız: Türk devlet geleneği kişilerle ve gruplarla müsemmabir yapı değildir ve asla olmamıştır. Size tavsiyem şudur: Beş bin yıllık Türkdevlet geleneği ile yirmi yıllık iktidarınızı mukayese etmeye kalkışmayınız;iktidarınızı kaybettiğinizde, bugüne kadar icra ettiğiniz tarihselçarpıtmaların tamamı unutulacak, kurtuluş ve kuruluşa dair yalan ve iftiralarhatırlanmayacak ancak Atatürk'ün kurduğu büyük Türkiye Cumhuriyeti devletiilelebet var olacaktır. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerlimilletvekilleri, bu sansür ve baskı yasasının muhtevası yönüyle bir de ironikyanı var çünkü eğer mesele, memlekette endişe, korku ve paniği tetiklemekse hiçkimse bu konuda AK PARTİ'nin eline su dökemez. Soruyorum sizlere: Mesela“Camide içki içtiler.” diye yalan söyleyerek toplumu provoke eden kimdi?Mesela, Kabataş manipülasyonunun arkasına sığınarak siyasi rant devşirmeyekalkışanlar kimlerdi? Mesela, teröristbaşı ve kardeşiyle iş birliği yaparakdevletin basın organları üzerinden seçim propagandası yapanlar kimlerdi?Mesela, SPK Başkanının trilyonluk mal varlığını, kardeşinin ve eski eşininservetini sormayıp kulağının üstüne yatanlar kimlerdi? Eğer yalan haberyasaklanacaksa ilk önce kamu kaynaklarıyla beslediğiniz trollerinizi tasfiyeediniz, bunu siz yapmazsanız başkaları yapıyor. İnanmazsanız Twitter’ın 2020yılında AK PARTİ’yle ilişkili 7 binden fazla hesabı kapattığına dair haberlerebakabilirsiniz. Saray medyasının kara propaganda çarkını finanse etmektenlütfen artık vazgeçiniz. Eğer yalan bilgiyi yaymak yasaklanacaksa milletindeğil, iktidarın enflasyon verilerini açıklayarak işçinin, memurun, emeklininhakkını gasbeden TÜİK Başkanını görevden alın; dezenformasyonla mücadeledeönemli bir adım atmış olursunuz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Görüneno dur ki Adalet ve Kalkınma Partisi azalan toplumsal desteğini tahkim etmekiçin cehaleti ödüllendirmekte, dezenformasyonu beslemekte, gerçekleri ifadeeden siyasal ve sivil toplum mensuplarını cezalandırmaktadır. Bu kanun teklifidezenformasyonun değil, dezenformasyonun ifşa edilmesinin engellenmesineyönelik olarak hazırlanmıştır.

Sayınmilletvekilleri, aziz milletim; iktidara göre Türkiye'de yoksulluk, yoksunluk,hayat pahalılığı yok; bunu söyleyenler yalancı. İktidara göre Türkiye’de örtülübir istila yok, demografik tehdit yok, sığınmacı ve kaçak göçmen sorunu yok;bunu dile getirenler provokatörler. İktidara göre Türkiye’de adaletsizlik,hakkaniyetsizlik, liyakatsizlik yok; buna isyan edenler dış güçlerin maşası.

Yahu,milletin gerçekleriyle iyice bağınızı koparmışsınız. Bakın, biz milletimizle içiçeyiz, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in liderliğinde çiftçiyidinliyoruz, sanayiciyi dinliyoruz, esnafı dinliyoruz, gençleri dinliyoruz ve bukürsüden sessiz çoğunluğun sesi olmak için de gayret sarf ediyoruz; her geçengün yoksullaşan, bugünü ve istikbali elinden çalınan, baskı ve sansürlesusturulan, sindirilen, konuşturulmayan sessiz milyonların sesi olmayaçabalıyoruz. Peki, biz milletimizi dinlerken siz kimi dinliyorsunuz? Siz sadecebirbirinizi dinliyorsunuz ve işte bu yüzden kaybetmeye mahkûmsunuz, bu yüzdenilk seçimden itibaren tarih yazan değil, tarih olan tarafta bulunacaksınız.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Adaletve Kalkınma Partisi iktidarı ve milletvekilleri simüle edilmiş bir gerçekliğiniçinde kaybolmuş durumdadırlar. Bu yasaya gelene kadar birçok sorunumuz var vekeşke onları ele alsaydınız. Eğitim, sağlık, ekonomi, toplumsal ve… Her birkurum sorun yaşamakta. Örneğin, eğitim alanında okul yöneticisinden öğretmene,velilerden öğrenciye her bir bileşen sistemden umutsuz ve dertli. Öğrenme eksiklikleriöğrenme yoksunluğuna dönüşmüş, binlerce öğrenci ortaöğretim çağında işeyaramayan liselere kayıt olmak mecburiyetinde bırakılmış. Üniversite kazanançocuklar yurt bulamıyor, karnı aç derse giriyor. Binlerce üniversite mezunu üçharfli marketlerde günde on iki saat ayakta asgari ücret için çalışıyor. Öncebunlara çare bulun. Bunu yapamayanlar, bu sorunların dile getirildiği sosyalmedyayı kontrol altına almaya çalışır, asıl yapmak istediğiniz budur.

Şimdi,bu kanun teklifiyle birlikte, yüzleşmediğiniz gerçeklerin çarpıtılması amacıylao çok sevdiğiniz yönteme başvuruyorsunuz yani fiilî duruma hukuki çerçeveçiziyorsunuz. Türk milletini yönetme şerefine nail oldunuz ancak Türkmilletinin hasletlerini hiçbir zaman tam ve kâmil bir şekilde tanıyamadınız,içselleştiremediniz. Türk milleti baskıya, zulme ve istibdada boyun eğmez, bunugörmediniz. Bu büyük millet, hiç merak etmeyin ki sizi gerçeklerletanıştıracak. İşte sandık geliyor, biz de milletimize bu müjdeyi veriyoruz veaz kaldı diyoruz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Değerlimilletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye’de her alanısiyasallaştırarak kutuplaştıran bir iktidardır ancak biz İYİ Parti olarakTürkiye’yi popülist siyasetin kutuplaştıran zehirli diline teslim etmeyeceğiz.Biz böldüğünüz, kutuplaştırdığınız, ayrıştırdığınız her mecrada milletin sesiolmaya devam edeceğiz çünkü biliyoruz ki bölerek idare etmek kolay,birleştirerek büyütmek zordur; çünkü yoksulluğu yönetmek kolay, refahıpaylaştırmak zordur; biz sizin yapamadığınızı yapmak için buradayız. (İYİ Partisıralarından alkışlar) Biz devlet yönetmeye namzet bir siyasi parti olarakprojelerimizle ve liyakatli kadrolarımızla gelecek yirmi yılın tasavvurunuortaya koyarken siz dönüp son yirmi yılın muhasebesini yapmaktan korkuyorsunuz;sarayın yalanlarının milletin gerçeklerine yenilmesinden endişe ediyorsunuz;adaletin tecellisinden, rant düzeninin çökmesinden, ayrıcalıkların vezenginliklerin yerini kolektif bir vicdan muhakemesine bırakmasındankorkuyorsunuz. Ancak size kötü bir haberimiz var; “Kral çıplak!” diyenleriaforoz edip aynı çarpık yolda yola devam etmek mümkün değildir çünkü yapılacakilk genel seçimle birlikte yolun sonuna gelinmiştir. Gücü geçici olarak elindebulundurmanıza ya da yargı üzerindeki hâkimiyetinize güvenereksiyasallaştırdığınız her bir devlet kurumunu istikbaliniz üzerindeki muhtemeletkileri nazarından da dikkate alınız çünkü adaletin bir gün herkese lazımolacağı hakikati tecrübeye muhtaç bir husus değildir. AK PARTİ iktidarıgerçeklerin konuşulmadığı, hatalarının yazılmadığı, kusurlarının üzerininörtüldüğü bir siyasal zeminde tüm sorunların ortadan kalkacağına inanıyor ancakişsizlik konuşulmadı diye istihdam artmaz, yanlış ekonomi politikalarıeleştirilmediğinde döviz kuru düşmez, TÜİK’in manipüle edilmiş verileriylemilletimizi kuşatan enflasyon da asla azalmaz. Bu teklif iktidar tarafından“dezenformasyonla mücadele kanunu” olarak tanımlanmaktadır. Oysa bu teklifiktidarın kendi yöntemleriyle hiperenflasyonu, yolsuzlukları, liyakatsizliklerisaklama teklifidir.

Yirmiyıldır Türkiye’yi yöneten bu Hükûmet, enflasyonu, yolsuzluğu, liyakatsizliği,dış politikadaki aymazlıkları; kısaca sebep olduğu ancak çözmeye muktedirolamadığı tüm sorunları konuşturmama, sansürleme ve üstünü örtme yoluna tevessületmektedir. İktidar partisinin en büyük alametifarikası geçmişte sebep olduğukriz ve sorunlara kısmi çözümler getirmekle övünmektir. Sansür ve istibdatdüzenine sarılma hevesinizin asıl sebebi de budur. Adalet ve Kalkınma Partisibasını kendi varlığını idame ettirebilmek için ikna siyasetinin bir aparatıolarak görmektedir. Sayın Erdoğan’ın “prompter”la katıldığı canlı yayınlar veköşe yazarlarına verdiği aleni talimatlar iktidarın arzu ettiği medya düzenininmüşahhas delilleridir.

Komisyondadefaaten ihtar ettiğimiz hususları bir kere de buradan ifade ediyoruz. TürkCeza Kanunu muğlak, net olmayan, subjektif değil, somut olgulara ve objektiftanımlara dayanarak ceza öngörüsünde bulunur çünkü demokratik hukuk devletiniyet okumaz; demokratik hukuk devleti mülahazalara göre değil, eylemlere görekarar verir. İktidarın bu kanun teklifiyle basın ve ifade özgürlüğü ortadankaldırılacaktır, toplumda ağır bir sansür baskısı tahkim edilecektir,vatandaşlarımızın haber alma hakkı engellenecektir, milletimiz içinde yaşadığıgerçekleri ifade edemez hâle gelecektir. Bu kanun teklifiyle yargıyla müsemmagörev ve yetkiler bürokrasiye devredilecektir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Merak ediyoruz, 21’inci yüzyılda Türkiye’yiGeorge Orwell’in “1984” adlı distopyasına sürükleme isteğinizin sebebi vekaynağı nedir? Aziz milletimizi baskı ve sansürle sınayan, yoksulluğa veyoksunluğa sürükleyen saray ve çeperindeki rant odakları şunu iyi bilsinler: Bufetret dönemi er ya da geç sona erecektir. Unutulmamalıdır ki her şey zıddıylakaimdir. Eğer çevresi rantçı yandaşlarla kuşatılmış bir tek adam rejimi varsave tüm karar ve kanunların meşruiyeti bu azınlıksa o hâlde tarihte olduğu gibibugün de vasatın vesayetine “Dur!” diyecek bir millî irade tecelli edecektir.Türk milletine çektirilen ezanın ve cefanın karşısında toplumu baskıdan,sansürden ve yasaklardan; milletimizi içine hapsedilen derin yoksulluktan…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Bir dakika daha…

BAŞKAN– Selamlama cümlenizi alayım.

DURSUNMÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – …kurumlarımızı liyakatsiz yönetim anlayışından,bürokrasimizi ciddiyetsizlikten ve partizanlıktan ve millî iradeninteveccühüyle Türkiye'yi bu ucube düzenden kurtaracak bir iktidar mutlakaişbaşına gelecektir. Bu kötü gidişatı seçimlere kadar uzatabilirsiniz ancaksonucu asla değiştiremeyeceksiniz, değiştiremezsiniz. İYİ Parti olarak Meclisedayatılan ve adı “deformasyon yasası” diye anlatılan bu ak formasyon yasasınasonuna kadar karşı olacak ve “ret” oyu kullanacağız.

GenelKurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN– Sataşmaya göre mi?

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 60’a göre yerimden bir dakika söz istiyorum.

BAŞKAN– Buyurun.

Birdakika.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Siirt Milletvekili Meral DanışBeştaş’ın, Diyarbakır’da, “Nagihan Akarsel” isimli gazetecinin katledilmesiniprotesto eden grubun abluka altına alındığına ve “Azat Taşkın” ile “EylemAkdağ” isimli gazetecilerin serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugünkonuşmamda da söylemiştim, Süleymaniye’de bugün “Nagihan Akarsel” isimli birgazeteci katledildi ve bunu protesto etmek için Amed’de, Diyarbakır’dagazeteciler bir etkinlik yapıyor, bir tepki. Milletvekilimiz Dersim Dağ daorada, İl Eş Başkanımız da orada. Şu anda kendileri, gazeteciler, 3 avukat SuzanAkipa, Necat Çiçek ve Ruşen Seydaoğlu’yla birlikte ablukadalar, gözaltı içinbekletiliyorlar. Yani Basın Yasası’na karşı burada söz kurarken, basının özgürolmadığını söylerken sahada şu anda “Azat Taşkın”, “Eylem Akdağ” isimligazeteciler sadece haber takibi yaptıkları için gözaltına alınmışlar ve ablukadevam ediyor. İktidar grubuna sesleniyoruz: Lütfen toplantı ve gösteri hakkını,basın açıklaması hakkını daha fazla gasbetmeyin, arkadaşlarımızı serbestbırakın demek istiyorum.

Teşekkürler.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Feti Yıldız.

Buyurun.(MHP sıralarından alkışlar)

MHPGRUBU ADINA FETİ YILDIZ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;kamuoyunda “sosyal medya yasası” olarak bilinen Basın Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümüüzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Konuşmamabaşlamadan önce millî iradenin tecelligâhı olarak ilelebet varlığını sürdürecekGazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kanunteklifi Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonunda görüşülerek nihayetuzun bir tatilden sonra Genel Kurula getirildi. Her 2 Komisyondamilletvekilleri, uzmanlar, meslek örgütleri, sendikalar süre sınırı olmadangörüş ve önerilerini dile getirdiler. Komisyonlarda kanun teklifi üzerinde bazıdeğişiklikler yapıldı, Genel Kurulda da bazı değişiklikler yapılabilir.Öncelikle, katkı sunan herkese teşekkür ederim.

Sayınmilletvekilleri, bu yasayla özgürlüklerin kısıtlanacağını, basına sansürgetirileceğini, haber yapan, yazan herkesin hâkim karşısına çıkarılacağınıseçimlerin yapılmasının bile tehlikeye gireceğini iddia edenleri gördük.Komisyon sıralarında cep telefonuyla naklen yayın yapan, tirat atan arkadaşlargördük. Sosyal medyanın bir ahlaki yenilenmeye ihtiyacı olduğunu söylediğimizanlarda kısık bir sesle “Haklısınız.” diyen milletvekillerini gördük.Emperyalizmin inşa ettiği sosyal medya ahlakını savunanları gördük. Ülkemizekarşı yürütülen algı operasyonlarının, milletimize karşı kurgulanan kumpaslarıniş birlikçilerini gördük. Dünyanın her yerinde maliyeti düşük darbeler peşindekoşan derin Amerika’nın istasyon şeflerini gördük. Küresel güçlerdensiyasetimize müdahale talep edenleri gördük. Uluslararası kuruluşların hiçbirsoruna çare üretemediğini gördük. Naylon gazetelerle her ay yüz binlerce lirayıhortumlarken “emek, özgürlük” sloganı atanları gördük. İktidara karşı yayınyapmak şartıyla yurt dışından fonlanan medya kuruluşlarını gördük. Gruptoplantısında İbrahim Temo gibi slogan atanları gördük. Kapitalizmin satınaldığı solun, dünyada artık ciddiye alınmadığını gördük. Her iddiası günbatmadan çöpe atılan politikacılar gördük. Sivil toplum örgütü maskeli yalanüretim merkezleri gördük. Bağımsızlığımıza göz diken yeni mandacıları gördük.Bunlar karşında hayata, hikmet ve hakikat gözüyle bakan derviş gönüllü davaadamlarını gördük. (MHP sıralarından alkışlar) Siyasi duruşumuzu tarihindefalarca doğruladığını gördük. Millet olma hâlinden daha güçlü bir yapınınbulunmadığını gördük. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayınmilletvekilleri, ahlak ve hukuk kuralları toplumsal düzeni sağlayan kurallarolması nedeniyle birbirinin içine geçmiş kurallardır. Birçok hukuk kuralıaslında bir ahlak kuralıdır. Bu iklime yabancı olanların fikren çölleşmişdünyalarını kovayla su taşıyarak yeşertemeyeceğimizi de biliyoruz. Anlatacağız,anlatmaya devam edeceğiz, ihanet odaklarını bir bir deşifre edeceğiz ve adaletiyeryüzüne hâkim kılacağız, mimarını da Türk milleti yapacağız.

Sayınmilletvekilleri, internet ortamının sınır tanımayan olgusu, hızlı erişim vegeniş paylaşım kolaylığı beşinci kol faaliyeti olarak ortaya sürülen yalan veyayanlış bilgi ve içeriklerin gösterilen şekilde kabul edilmesini sağlıyor.Günümüzde habere ve bilgiye ulaşmak için genel olarak sosyal medyakullanılmaktadır, ürün ve hizmetlerin tüketiciye sunulmasından siyasal iletişimkampanyalarına kadar hayatın her alanına hâkim olduğu görülmektedir. Bu başdöndürücü gelişmelerle birlikte sosyal ve hukuki problemler oluşmuştur. Bunakarşı, sosyal ağ sağlayıcılarının veya dijital dünyanın arka planında rol alanaktörlerin geniş çaplı kullanıcı sayılarıyla kullanıcı verilerinden yararlanarakelde ettikleri milyarlarca dolara, gelire ve özel bilgiye rağmen kişidokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, ailenin korunması, temel haklarınkorunması gibi ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu mekanizmalarıgeliştirmedikleri veya etkin tedbir almadıkları, kullanıcıların ve devletlerinhaklı taleplerine direnç gösterdikleri görülmektedir. Temel hak ve özgürlüklerikorumak devletin görevidir. Her Türk vatandaşı millî kültür, medeniyet ve hukukdüzeni içinde onurlu bir hayat sürme, maddi ve manevi varlığını bu yöndegeliştirme hakkına sahiptir. Dinamik olan bu süreci yönetebilmek için bu alandayeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu herkesin kabulüdür. Bu teklifle 23kanunun 51 maddesinde değişiklik ve 13 yeni madde ihdası düşünülmektedir.

Sayınmilletvekilleri, kanun teklifinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıkomisyonlarda değerlendirilmiş, oylamalar yapılmış; teklifin Anayasa’ya aykırıolmadığı sonucuna varılmıştır. Bilindiği gibi ceza hukukuna ilişkin evrenselilkeler sıralamasında kanunilik ilkesi ilk sırada yer alır. Evet, kanunsuz suçve ceza olmaz. Kanunilik ilkesi, suç ve ceza tekelini elinde bulunduran devletekarşı bireyin özgürlüğünün güvencesidir, bunda bir şüphe yoktur. Düzenlenenceza normu tartışmaya, keyfîliğe izin vermeyecek şekilde açık; suç tanımındabelirsizlik yoktur. Barış içinde bir arada yaşamak için ceza hukuku alanındacezanın da vazgeçilmez olduğu muhakkaktır. Dünyada suçun işlenmediği bir toplumve toplumsal yapının etkilenmediği bir suç yoktur. Bazı arkadaşların suç veceza konusunda suç sosyolojisine uymayan hüküm cümleleri kurmakta olduklarıgörülmektedir. Arkadaşlar, kendimizi gereksiz yere paralamaya gerek yok. 12Levha Kanunlarında dahi kişinin kişiye karşı işlediği suçlar cevabınıbulmuştur.

İhtiyaçlarhiyerarşisinin başında güvenlik ihtiyacı gelmektedir; rahat olun. İnternetortamının, ulusal sınır tanımayan olgusu, hızlı erişim ve geniş paylaşımkolaylığı sağlaması, çok değişkenli ve dinamik küresel ağ yapısı nedeniyle kötüniyetli kişilerin kimliklerini gizleyerek yasa dışı iş ve eylemlerine fırsattanıdığı da bir gerçektir. İçinizde bu konuda mağdur olmamış bir arkadaşınolduğunu zannetmiyorum. Sahte isimli hesaplarla yasa dışı içerik oluşturuppaylaşma, farklı siyasi düşüncelerde olan kişilere, herhangi bir alanda rakipolarak gördüklerine, farklı dinlere veya milletlere yönelik küfür, iftira veyahakaret etmek, karalamak ya da itibarsızlaştırmak amacıyla kullanıldığıdurumlarda düzenleme yapılması şart olmuştur. Kanun teklifiyle ileri sürülenitirazları başından beri biliyoruz, dünyadaki uygulamaları biliyoruz;birbiriyle çatışan ve çakışan alanlarda dikkatli ve hassas adımlar atmasorumluluğumuzun da farkındayız.

Sayınmilletvekilleri, yalan haberi kasıtlı olarak üretme ve yayma eyleminin yanidezenformasyonun birey ve toplum hayatını da ipotek altına aldığı, vatandaşıngerçek bilgiye ulaşma imkânını engellediği, ciddi bir tehdit olduğu noktasındatoplumda ortak bir kanaat vardır. Kültür, finans, sosyal hayat, siyasette yalanve yanıltıcı bilgi yaymak toplum hayatında ciddi hasarlara sebep olmaktadır.Sosyal medyada insanların onuru, namusu, şerefi ayaklar altına alınmaktadır.Dünyada yalan habere en çok muhatap olan ülke de Türkiye’dir.

Kanunteklifinin 29’uncu maddesinde, sırf halk arasında korku veya panik yaratmaksaikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıylailgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi kamu barışını bozmaya elverişli şekildeyaymak, suç olarak düzenlenmektedir.

Sayınmilletvekilleri, ceza hukuku, yalnız, insan hareketlerinin bilfiil doğansonuçlarıyla değil, doğabilecek sonuçlarla da ilgilenir. Bu noktada, tehlikekavramı karşımıza çıkar. Tehlike suçlarında suçun işlenerek netice alınmasıhâlinde suçla mücadelede geç kalmış olursunuz. Ceza hukukunu ilgilendiren butehlike, bir nevi bir tür neticedir. Bu suçun oluşabilmesi için şu 4 şartın birarada gerçekleşmesi gerekir: Bir, özel kast; iki, gerçeğe aykırı bilgi; üç,suçun kamu barışını bozmaya elverişli olması; dört, alenen yaymak. Bu suçuntaksirle işlenmesi mümkün olmadığı gibi icra hareketleri kısımlara bölünüyorsasuça teşebbüs de mümkündür. Bir tek kişi tarafından işlenebileceği gibi birdençok kişi tarafından iştirak hâlinde de işlenebilir.

Sayınmilletvekilleri, hâkimler, Anayasa’ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanikanaatlerine göre karar verirler. Kovuşturma aşamasında yargılama konusu fiilinyazılı suçu oluşturup oluşturmadığı konusunda duraksama oluşursa hâkim, hâkimtarafından yapılacak hukuki değerlendirmeler hariç olmak üzere, bilirkişiheyetinden rapor isteyebilir. Bildiğiniz gibi usulüne uygun yürürlüğe konulmuşmilletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Bu itibarla, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 10’uncu maddesiyle güvence altına alınan düşünce ve ifadeözgürlüğünün sınırlarının aşılıp aşılmadığı yönünden değerlendirme yapılırken,görev ve sorumluluk da yükleyen bu özgürlükler kullanılırken demokratik birtoplumda millî güvenliğin, toprak bütünlüğünün ve kamu düzeninin korunması, suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın ve ahlakın yanında, başkalarının hak veşöhretlerinin korunması için bazı yaptırımlar tabi tutulabilir. Bunun dünyanınher tarafında böyle olduğu da unutulmamalıdır.

İfadeözgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir. Şu hususu belirtmeliyiz:Dezenformasyona konu içerik, doğrudan asılsız bir bilgi olabileceği gibi tahrifedilmiş bir bilgi de olabilir. Kamu barışına yönelik suçların kapsamında ihdasedilen bu suç, bölümde yer alan diğer suçlardan farklı bir alanıdüzenlemektedir. Suçun oluşması için yasanın aradığı unsurların bulunmasıhâlinde fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun,failin gerçek kimliğini saklamak suretiyle veya bir örgütün faaliyetiçerçevesinde işlenmesi hâlinde temel ceza yarı oranında artırılır. Kamubarışına karşı işlenen suçların ortak hükümleri Türk Ceza Kanunu’nun 218’incimaddesinde düzenlenmiştir. Buna göre -kanundan okuyorum- haber verme sınırınıaşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları bu suçu oluşturmaz.Yani bu tabelaları burada keyfinize göre yapmışsınız ama bir gerçekliğigöstermiyor. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gerek Anayasa’nın 26’ncımaddesinde düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti gerekse basınözgürlüğü, Basın Kanunu’nun 3’üncü maddesiyle koruma altına alınan, haber vermehakkı kapsamını aşmayan, eleştiri amacını taşıyan ifadeler bu 29’uncumaddedeki, düzenlemedeki suçu oluşturmaz. Hukuk, kendi düzeni içerisindekendisiyle çelişkiye düşmez. 218’inci maddeyi size bunun için okudum.

Değerliarkadaşlar, Anayasa’da ifade edilen “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” ilkesi gereğiolarak suçların tanımlanması ve ceza yaptırımları koyma yetkisi sadece TürkiyeBüyük Millet Meclisine aittir. “Suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin doğalsonucu olarak ceza kanunlarının uygulanmasında kıyasa ve genişletici yoruma yeryoktur, bunun için rahat olun. Suç, tipe uygunluk, hukuka aykırılık, kusurlulukniteliklerine sahip bir eylemle ceza normunun ihlalidir yani biz kafamızdanburada herhangi bir suç ihdas etmiş değiliz.

Değerliarkadaşlar, Komisyonda bir Yargıtay üyesini dinledik. O, 8. Ceza Dairesindekiarkadaşın verdiği kararları biliyoruz, burada anlatırsam yüzünüz kızarır.Siyasi bir aktivist gibi davranan bu kişiden hiç kimsenin, hukuk dünyasınınöğreneceği bir husus yoktur. Maddede yazılı suçu oluşturan fiiller açıkçatanımlanmış ve suçun unsurları net olarak gösterilmiştir, burada bir keyfîlikve belirsizlik yoktur. Tehlike suçlarının ifade özgürlüğünü kullanmasıbakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlamalara elverişli bir alanyarattığını biliyoruz. Bunun için, bu kanun teklifi yazılırken dünyadaki bütünuygulamalar gözden geçirilmiştir. Tehlike suçları, bu tip suçlar ülkelerinçoğunda, neredeyse dünyadaki 196 devlette çeşitli şekillerde ceza kanunlarındavardır. Almanya’nın -demin bir arkadaşımız söyledi- 2017 yılında bu suçlarla,dezenformasyonla mücadele için çıkarmış olduğu yasada eğer içerik müracaatedildiği hâlde -haklı bir sebep yokken- çıkarılmazsa 50 milyon euroya kadarpara cezası; bu -insanın şerefi, haysiyeti- toplumda bir materyalle işlenirsebeş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması hükmü vardır. Diyeceksiniz ki:“Alman Ceza Kanunu’nda tek başına böyle bir düzenleme yok.”

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

FETİYILDIZ (Devamla) – Alman Ceza Kanunu’nun 22 maddesinde atıflar yapılmıştırdeğerli arkadaşlar.

Aslındaböyle bir kanunu yirmi dakikada anlatmak elbette kolay değil.

Sözlerimi,konuşmamı Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in şu veciz ifadeleriyletamamlamak istiyorum: “Siyasette millî bir akıl, engin bir bilgi, etkili birmuhakeme gücü, ahlakla bezenmiş derin bir hissediş, geniş bir kavrayış, samimibir sorumluluk en temel ihtiyaçtır, tabii her şey nezaket içinde.” (MHPsıralarından alkışlar)

Hepinizisaygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Tayip Temel. (HDP sıralarındanalkışlar)

HDPGRUBU ADINA TAYİP TEMEL (Van) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerliarkadaşlar, Basın Yasası’nı ve basın özgürlüğünü tartıştığımız bugün, hakikatinizini sürmekten hiçbir zaman vazgeçmemiş Gazeteci Nagihan AkarselSüleymaniye'de evinin önünde silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Kadınhakikati ve kadın haberciliğinde, ömrünü bu mücadeleye adayan Akarsel, kadınakademilerinde ders veren bir akademisyen idi. Kadın özgürlük mücadelesiiçin yıllarca çalıştı, yazdı, öğretti. Orta Doğu’da insanlık düşmanı, karanlıkIŞİD ordusu gibi bir zihniyet karşısında kadınlarla ilişki geliştirdi,ittifaklar için mücadele etti. Orta Doğu kadınlarının mücadelesiyle butoprakların özgürleşeceğine inandı, bu uğurda dünya kadın mücadelesinin birparçası oldu. Bugün dünyanın her yerinde, İran'da, Avrupa'da, Latin Amerika'da,Asya'da kadınların attığı “…”(*) sloganının hayata geçirilmesi için yaşadı,mücadele etti. Nagihan, hakikati karartmaya çalışan zihniyetlerce katledildi;katillerini lanetliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

İktidarıngetirdiği bu yasayı, yasayı getirme gerekçesini, ihtiyaçlarını ve yasanınyaratacağı sonuçları bütünüyle elbette değerlendireceğiz. Ancak özellikle,iktidar neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuyor, ona bakmak gereklidir. Budüzenlemeyi getirirken hangi argümanları savunuyor? İktidar partisi bu yasayısavunurken ya da topluma sunarken dezenformasyondan, yalandan, çarpıtmadan,hakaretten, kişilik haklarından bahsediyor; toplumu nefessiz bırakmayıamaçlayan bu düzenlemeyi böyle maskeleyip sunduğunda kimsenin itirazetmeyeceğini sanıyor. Şimdi tüm toplumun geniş kesimleri tarafından kullanılansosyal medya mecralarını hedef alıyorlar, bunun için mecralarıdüşmanlaştırıyorlar. Bu, yeni bir durum değil kuşkusuz. İktidarın dikensiz gülbahçesi yaratmak için daha önce de pek çok hamlesi oldu, özellikle muhalifseslere yönelik pek çok saldırısı gerçekleşti. Baskıcı rejimin inşası sürecindemuhalif medyaya yöneldiler, “darbe” dediler, “şiddet” dediler, “manipülasyon”dediler, kendileri gibi düşünmeyen, kendilerine hizmet etmeyen, biat etmeyen,kendi politikalarına itiraz eden herkesi kriminalize ettiler, düşmanlaştırıldılar.Kimseye yaşam hakkı tanımıyorlar, topluma düşünme ve bu düşüncesini ifade etmeözgürlüğünü çok görüyorlar. “Biz sizin yerinize düşünürüz, onu açıklarız; sizde söylediklerimizi tekrarlayın.” diyorlar.

Bazen“Bu ülke, dünyanın en özgür ülkesidir.” diyorlar ya, iktidar ve yandaşları içinöyle elbette. Kendilerine ve yandaşlarına her türlü suçu işleme hakkıtanıdılar. İktidar ve yandaşlarının yolsuzluğunu, işlediği suçları,yağmalarını, halkın kaynaklarını talan etmelerini ve hatta cinayet işlemelerinibile soruşturacak tek bir savcı bırakmadılar. Evet, yasalar size veyandaşlarınıza işlemiyor. Topluma dayattığınız kuralların sizi bağlamadığınıdüşünüyorsunuz, oysa yanılıyorsunuz, gerçekten büyük yanılıyorsunuz. Sizipeşinen uyarıyoruz: Bakın, muhalefete ve topluma karşı tuzak olarakdüzenlediğiniz bu yasalar bir gün sizin de ayağınıza dolanır, siz de bunlardannasibinizi alacaksınız. Bu ülkede gerçek bir adalet ve yargı sistemi kurulsun,evrensel hukuk geçerli olsun bakın bakalım kimler yapıyormuş dezenformasyonu,çarpıtmayı, bakın bakalım kimler yalan merkezleri seri üretiminin kurucusudur.Bütün bunları toplum görüyor ve tarihe not düşüyor.

Buiktidar blokunun temel bir özelliği var arkadaşlar, muhalefete karşı neyisuçlama konusu yapıyorsa onu bir araç olarak kendi dışındaki herkese uyguluyor,dayatıyor. “Halk egemenliği” deyip darbeden bahsediyorsa bilin ki halkiradesini hiçe sayarak darbe pratiklerini geliştirecektir. Ne zaman şiddetidiline doluyorsa mutlaka topluma karşı ölçüsüz ve zalim bir şiddetuygulamasının arifesindedir. Sırf bu gerekçelerle onlarca, yüzlerce muhalifbasın mecrası kapatıldı, yüzlerce gazeteci tutuklandı, internet medyasınasansür getirildi, kapatılmadık muhalif tek bir yayın ve televizyon, gazetebırakılmadı. Şimdi de bunların konuşulmasını, eleştirilmesini suç hâlinegetirmek istiyor iktidar. Şimdi bunların konuşulmasını engellemeye çalışıyorlarya, hakikati engelleyebileceklerine inanıyorlar. Hakikati engellemeye hiçkimsenin gücü yetmedi, bu iktidarın da gücü yetmeyecek; özgür basınısusturamayacaksınız. Bu topraklarda hakikatin peşinden koşanlar her türlübedeli ödeyerek düşüncelerinden taviz vermedi, düşüncelerini ifade etmektenasla geri adım atmadı; bundan sonra da yürekli, özgürlüğe sevdalı gazetecilerbu uygulamaya rağmen bu yasalar karşısında geri adım atmayacaktır. (HDPsıralarından alkışlar)

Şimdi“Yalan haber.” diyerek “dezenformasyon” “manipülasyon” diyerek “hakaret”diyerek toplumun son nefes borusu olan sosyal medyayı tek taraflı ve tümüylemuhaliflere kapatmayı amaçlıyorlar. Sosyal medyada ve genel olarak medyadasorunlar var mı? Elbette dağ gibi sorunlar var. Yalan haber üretiliyor mu?Elbette üretiliyor. Dezenformasyon ve manipülasyon bir yöntem hâline gelmiş mi?Elbette gelmiş. Bütün bunlar doğru ama dezenformasyonun da yalan haberin deyalan üzerine kurulmuş siyasetin de hakaretin de tek gerçek sorumlusu ve hattatek sahibi bu iktidarın kendisidir. Sırf bu işleri yürütmek için halkınkaynaklarından beslenen trol ordusu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı veona bağlı gruplar birer dezenformasyon merkezi gibi çalıştırılıyor. Toplumahakaret etmek için örgütlendirilen bu kesimlere halkın bütçesinden çuval çuvalpara aktarılıyor. Siz, gerçek gazetecileri, hakikatin peşinden koşanları, sizinyalanlarınızı ve suçlarınızı ortaya çıkaranları terörist ilan edip cezaevinedolduracaksınız, insanlara kendini ifade etme hakkı tanımayacaksınız, bu ülkedeyaşamalarına kendi uygulamalarınızla izin vermeyeceksiniz, onları başka yollaraısrarla yönlendireceksiniz, sonra bunları eleştirenleri de şiddetle, terörleilişkilendireceksiniz öyle mi? Buradan açıkça söylüyorum: Bu şiddetin tek vegerçek sorumlusu sizlersiniz. İnsanlara bu topraklarda yaşam hakkı tanımayansizin politikalarınızdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü engellenerek toplumuşiddete yönlendiriyorsunuz. Sanıyor musunuz ki siz baskı yöntemleriniartırdıkça toplumun itiraz hakkı tümden ortadan kalkar ve biter? Suriye rejimikadar kendi halkına baskı uygulayan bir rejim var mıydı? Saddam kadar halkınaeziyet eden ve zulmeden bir iktidar, bir diktatör var mıydı? Çok uzağa gitmeyegerek yok, İran’ı hatırlatayım: İran gibi katı bir rejim halkına zulmediyoriken bugün, bakın, o baskı ve zulüm politikaları insanların, kadınların, tümhalkın özgürlük istemlerine ve taleplerine engel değil hatta gerekçe oldu,orada toplum ölümüne bu baskılar karşısında direniyor.

Bütünbunları anlamadıysanız, dönün bugün bel bağladığınız ama tarihin çöp sepetinegiden 90’lı yılların aktörlerine bakın. O dönemin iktidarının mağduru olarakiktidara geldiğinizi sürekli iddia ettiniz, belki de uygulamalardan sizler deyer yer payınızı aldınız çünkü dünün mağdurları, bugünün zalimleri ve zorbalarıolabiliyor. Ne acıdır ki o günün zalimleri ve sizin şimdiki ortaklarınız,onlara bağlı çeteler 90’lı yıllarda Kürt gazetecileri, muhalif aydınları sokakortasında katletti. Mesela, cebinde katledilecek Kürt iş adamları listesinitaşıyan ve sizin gibi Kürtlere düşmanlık politikası yürüten ve bugün hâlâortağınız gibi gördüğünüz Tansu Çiller'in akıbetine dönün bakın. Onun dönemindehakikati yazan onlarca gazeteci katledildi ama özgür basın geleneği hakikatinpeşinden koşmaya devam etti ve o katliamları yapanlar amacına ulaşmadı. Busaldırılar ve bu baskılarla ilelebet iktidarda kalmayı düşleyen, hayal eden Çillerlerinve 90’ların diğer karanlık aktörlerinin esamesi okunmuyor bugün. O döneminaktörleri özgürlüğün sesini bastıracaklardı; bu amaçla, bu yolla kendipolitikalarını sürdürüyorlardı. Şimdi, en fazla “Hangi marinaya çökeriz? Hangikaranlık işi çeviririz?” bunun hesabını yapan çetelere döndüler sizinsayenizde. O yüzden söylüyoruz, heveslenmeyin; o yüzden söylüyoruz, toplumususturmaya çalışarak amacınıza ulaşamayacaksınız. Bu düzenleme, sizin tarihe,hakikate, topluma karşı açtığınız savaşın son düzenlemesi olacak. Hakikatekarşı başlattığınız savaş mutlaka ve mutlaka özgürlük isteyenlerin lehinesonuçlanacak, siz kaybedeceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

Budüzenlemeyi hangi kılıfla sunarsanız sunun, hangi gerekçeyle güzellemeyeçalışırsanız çalışın, tartışmasız bir şekilde bu düzenleme katı bir sansüryasasıdır. Bu düzenlemeyle öyle yalanla, manipülasyonla, dezenformasyonla,hakaretle, iftirayla mücadele edileceği iddiası kesinlikle, külliyen yalandır.Bunu siz de biliyorsunuz ama siz yalan atına bindiğiniz için inemiyorsunuz,felakete koşuyorsunuz. Yalan üzerine inşa edilen bu düzenleme olsa olsa yalanınüretimine hizmet eder, olsa olsa dezenformasyon yaratır. O yüzden bu düzenleme,iktidarın yalan, manipülasyon, iftira, hakaret yöntemlerini yasallaştırmagirişimidir; iktidarın ürettiği yalanların yasallaştırılma, legalleştirilmeçabasıdır. Bu düzenleme, dezenformasyonla mücadele yasası değil, hakikatlemücadele yasasıdır; gerçek gazetecilikle mücadele ve savaş yasasıdır.

Onlar“Bu ülkede kriz yok, yoksulluk yok, Kürt sorunu yok, kadınlar katledilmiyor.”derken, bunun karşısında muhaliflerin “Cumhurbaşkanı sarayda yaşıyor, uçansaraya biniyor.” “Halk ekmek bulamazken sarayın bir günlük harcaması 10 milyonTL.” demesi suç olacak bu yasaya göre. Hatta “Kriz var.” demek, “Enflasyonyüzde 100’lere ulaştı.” “Dolar 20 TL’ye dayandı.” demek bu yasaya göre suçolacak. Yani iktidar ne derse desin tekrarlaması isteniyor muhaliflerin. Budüzenleme, George Orwell’in “Otoriterleşen her rejim, kendi mitlerini yaratıyor,aksi görüşlere sansür uyguluyor, hayali ve iç, dış düşmanlar üretiyordu.”sözleriyle resmettiği 1984’ün AKP versiyonu olarak karşımıza çıkıyor bugün.

Buyasal düzenlemenin maddeleri gerçekten de Abdülhamit’in uygulamalarını aklagetiriyor. II. Abdülhamit de tıpkı bu yasadaki düzenlemeler gibi neredeyse herkelimeyi, her ifadeyi yasaklamaya çalışmıştı bir yasayla. Bazı yasaklıkelimeleri hatırlatmak isterim size. Abdülhamit’e göre “şüphe”, “çöküş”,“parlamentarizm”, “psikoloji”, “cumhur”, “özgürlük”, “demokrat”, “diktatör”,“sansür”, “Millet Meclisi” yasaktı. Hatta daha ötesine gideyim, Abdülhamit’egöre “sakal” ve “boya” demek de yasaktı çünkü II. Abdülhamit sakallarınıboyuyordu. (HDP sıralarından alkışlar) Daha ötesi var, “burun” demek yasaktıçünkü bu sözcük padişahın büyük burnunu andırıyordu. Yani II. Abdülhamit kendiiktidarı kelimelerin gölgesinden korkan bir yönetime dönüşmüştü. Şimdikarşımızdaki iktidar neredeyse bu hâle gelmiş durumda. Medyanın yüzde 95’ine elkoydular arkadaşlar. Kendi gazetecilerini tetikçiye, denetimlerindekigazeteleri sarayın bültenine dönüştürdüler. Kendi meslektaşlarını jurnalleyenbir gazetecilik türettiler ama buna rağmen hakikatle başa çıkamıyorlar birtürlü. Korkuyorlar, o yüzden bu düzenlemeyi getiriyorlar; hâlâ korkuyorlar,ellerindeki imkânların hakikat karşısında hiçbir hükmü yok çünkü. Medyapalazlandıkça toplum içinde güç kaybediyorlar, yalana başvurdukça baş aşağıgidiyorlar; yine de ezberlerinden vazgeçmiyorlar. Daha fazla sansür, daha fazlayalan, daha fazla manipülasyon için bu düzenleme getiriliyor.

Budüzenleme, sadece halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırı değil, aynızamanda iktidarın kendi ipini çekmesi düzenlemesidir. Bütün gazetecilik meslekörgütleri uyarıyor, “Yapmayın.” diyor ama bunlar, seçimleri kazanmak için,kendi politikalarını sürdürmek için bu yasaya ihtiyaç duyuyor. Ama kaçınılmazolandan kesinlikle kurtulamayacaklar çünkü hakikatle savaşanın sonu yenilgidir.

Buiktidar zihniyetinin tahayyülü tekçiliktir. Meydanlarda şefleri “Tek, tek.”diyerek işi en sonunda tek lidere getirdi; oradan tek partiye, şimdi tekdüşünceye getirmek istiyorlar. İstiyorlar ki herkes onların borazanı olsun,istiyorlar ki herkes onların sözlerini tekrarlasın ama bu topraklar binbirrenkli çiçek bahçesidir. Bu toplumu tek renge mahkûm edemeyecekler,edemeyeceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

Sizinetrafınızda şakşakçılar olabilir, bütün yandaşlarınız papağana da dönüşmüşolabilir ama bu toplumu asla papağana dönüştüremeyeceksiniz. İktidarın amacıbelli, yapmak istedikleri ortada ama yaptıklarının sonuçlarını, acısını hepimizçekiyoruz. Toplumun geniş kesimlerinin de şapkasını bu yasa karşısında önünekoyması gerekiyor. Türkiye nasıl adım adım bu noktaya geldi, getirildi? Bakın,biz aylardır söylüyoruz, dilimizde tüy bitti, dedik ki: “Bu toplumda tek birkişi bile özgür değilse hiç kimse özgür değildir.” Dedik ki: “Bu toplumda tekbir kişinin hakkı, hukuku ayaklar altındaysa bu toplum haksız ve hukuksuzbırakılmış oluyor.” Aylardır uyarıyoruz yasaların çiğnenmesine göz yummayındiye. “Tecride sessiz kalmayın, bunun bedelini bütün toplum ödeyecek.” dedik,dinletemedik. Dedik ki: “Bu tecrit bütün toplumu kuşatıyor.”, yinedinletemedik. İşte, şimdi, bu düzenlemeyle toplumun tümü neredeyse dijital birtecride alınıyor. Her birimizin, bu ülkede yaşayan her bir ferdin kendiözgürlüğüne sahip çıkmasının yegâne yolu başkasının, diğerinin özgürlüğünesahip çıkmaktır.

Değerliarkadaşlar, biz telkin ve eleştirilerimizi tarihe karşı sorumluluğumuzun gereğiolarak burada ifade ediyoruz. Bu iktidardan bir beklentimiz yok, bu iktidarınbu yasayı demokratikleştirerek bu Meclisten çıkaracağına dair de inancımız yok.Bu düzenlemeden korkmuyoruz, halkımız cesaretle, kararlılıkla bu düzenlemeyekarşı mücadelesini sürdürüyor, sürdürecek. Biz sadece göz göre göre bu ülkeyekaybettirecek adımların atılmasına engel olmaya çalışıyoruz ama elbettebiliyoruz ki iktidar can havliyle bu yöntemlerini, bu uygulamalarınısürdürecek. Bu konuda kararlılığımız tamdır, halkımıza olan inancımız sonsuzdur.

Meslekkuruluşlarına, basın kuruluşlarına buradan seslenmek istiyorum: Bu yasateklifinin Türkiye toplumuna getireceği tek şey karanlıktır, daha fazlazulümdür. Gelin, hep beraber demokrasiyi, aydınlığı, ifade özgürlüğünüsavunalım. Yaşasın özgür basın. “…”(*) (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Ahmet Tuncay Özkan. (CHPsıralarından alkışlar)

CHPGRUBU ADINA AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - Hepinizi saygıyla selamlıyorumefendim.

AnayasaMahkemesi kararlarında diyor ki: “Özgürlük alanlarının sınırlarını TürkiyeBüyük Millet Meclisi, Parlamento belirler.” Yasalar bu nedenle vardır, yasayapıcılar bu nedenle vardır, parlamentolar bu nedenle vardır çünkü özgürlük çokkıymetli bir şeydir, onu elinizden kaçırdığınızda onu tekrar kazanabilmek içinbir Atatürk'e, bir Kuvayımilliye'ye, bir Ulusal Kurtuluş Savaşı'na ihtiyaçduyarsınız, yoksa yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın coğrafyalarAtatürksüzlükten, Kuvayımilliyesizlikten yıkılan devletlerle dolu, paramparça olandevletlerle dolu. O zaman varlığımızda, güvenlik içinde yaşadığımız toplumlardaneye sahip çıkacağız? Özgürlüğe sahip çıkacağız. Peki, özgürlüğe sahip çıkmakne demektir? Özgürlüğe sahip çıkmak elinde sopası olanın yanında olmak demekdeğildir; özgürlüğe sahip çıkmak sopanın hüküm süremeyeceği bir düzenin yanındaolmak demektir. Eğer siz, milletinizi sopalarla koruyacaksanız, onukoruyamazsınız. Eğer siz, milletinizi yasaklarla koruyacaksanız,koruyamazsınız. 1933’te Mustafa Kemal, Amerika’dan bir eğitimci getirmiş,dönemin çok meşhur bir eğitimcisi; Anadolu halkının eğitilebilirliği üzerineTürkiye Büyük Millet Meclisi kütüphanesinde 32 sayfalık bir raporu var.Amerikalı eğitimci Anadolu’yu gezmiş, bir rapor vermiş, “Anadolu halkıeğitilemez.” diyor. “Neden eğitilemez?” diye sormuşlar. “Çünkü Anadolu halkıyarı çıplak ve aç.” diyor, “Yarı çıplak ve aç.” O Anadolu halkının, yarı çıplakve aç Anadolu halkının gazeteleri var, ajansı var, gazetecileri var ve MustafaKemal’e ağır hakaret var. Mustafa Kemal dava açmış, bir tören sırasında MahmutEsat Bozkurt’a soruyor, “Ne oldu benim dava çocuk?” diyor, “Efendim,kaybettiniz.” diyor, “Ya, öyle mi? Boynumuz kıldan ince.” diyor. O gündenbugüne geldiğimiz yer, o günkü ruhun hâkim olması gereken bir yerdir.

Benanlatacaklarımın büyük bir kısmını size kendi yaşadıklarımdan hatıralarlasüsleyeceğim. Bu gazetecilik nedir bir anlamanızı istiyorum. Körlerin filtarifi gibi… Sayın Grup Başkan Vekilime göre bu gazeteciler iyi insanlar.

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Sataşma.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Oturulur, konuşulur, hoş sohbet güzel ama yani “ama”var, şimdi o “ama”yı anlatacağım size; o “ama” neye karşılık geliyor? 16 Aralık1993, sabaha karşı saat dört buçukta telefonum çaldı, o zaman Kanal D’ninbaşındayım, Doğan Grubu medyasının da Genel Yayın Yönetmeniyim. Telefon çaldı,telefonu açtım; arayan, havaalanındaki Sayan Büfede gazete dağıtan çocuk.Dostuz, arkadaşız. Nasıl oluşmuş? Yıllarca gidip gelirken kitap alışverişiyapmışız, yorum yapmışız. Allah rahmet eylesin, karaciğer yetmezliğinden öldü;ailesini saygıyla selamlarım. “Ağabey, Abdullah Öcalan’ı getirdiler. Böyle, 50metreden gördüm, sisler içinde bir uçak indi. Bir otobüse bindirdiler, galibabir adaya götürüyorlarmış.” dedi. “Bak evladım, senin söylediğin şey çok önemlibir şey. Gördün mü?” dedim, “Ağabey, gördüm.” dedi. “Lan oğlum, evladım, nasılgördün?” dedim, “Ağabey, bayağı karşımda, capcanlı gördüm.” dedi. Adam Kenya’dadiye biliyoruz. Bunun üzerine ben hemen kalktım; bütün arkadaşlarımı, Kanal D’dekibütün haber merkezini seferber ettim; herkes sabah o saatte evinden çıktı,haber merkezine geldi, oturdu. İki tane talimatım var: “Bir, Amerika’daki bütünarkadaşlardan derhâl bu konuyla ilgili bilgi alın; iki, Avrupa’daki bütünarkadaşları, bütün temsilcilerimizi uyandırın, bunu takip etsinler.” Üç: Banadüşen ödevler var. Hemen sabah saat altıya çeyrek kala MİT Müsteşarını aradım.Allah rahmet eylesin, çok iyi bir eşi vardı; hanımefendi açtı telefonu, dediki: “Şu an banyoda yani veremem telefona.” “Peki, sonra beni arasın lütfen.”dedim. Saat yedi buçukta beni kendisi aradı. Dedim ki: “Efendim, AbdullahÖcalan’ın Türkiye’ye getirildiğine dair bir bilgi var, bu bilgiyi sizden teyitetmek istiyorum.” “Türkiye’de 1 tane MİT var, 2 tane yok. O bir tek MİTMüsteşarı olarak söylüyorum ki Abdullah Öcalan Türkiye’de değil.” dedi. “Peki,teşekkür ederim.” dedim, kapattım ama içim içimi yiyor. Çocuğu aradım tekrar,“Gördün mü gözünle?” dedim, “Gördüm gözümle Ağabey.” dedi. “Peki.” dedim.Güvenlik kaynaklarını aradım. “Yok.” diyorlar. Saatin olgunlaşmasını bekledim,rahmetli Cumhurbaşkanımız, o dönemki Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'iaradım, “Toplantıda.” dediler. Sayın Başbakan Bülent Ecevit'i aradım, RahşanHanım çıktı, “Bülent Bey şu anda bir görüşmede.” dedi. Bülent Bey’in birgörüşmede olduğu benim için yüzde 45 olguyu doğruladı ama bilgi yok, birkaynaktan bilgi alamıyorum. Bunun üzerine Amerika’daki Kozluklu arkadaşımı benaradım. “Fuat bir şey var mı, ne oluyor, böyle bir bilgiye sahip miyiz?” Biriki saat içerisinde -yolda geliyorum bu sırada- Amerika’daki arkadaşım“Kenya'da bir operasyon olmuş.” dedi. Bunun üzerine inisiyatifi aldım ve “Girinarkadaş haberi Abdullah Öcalan Türkiye’de.” dedim, sabah saat dokuza çeyrekvardı. O gün herkes o saate kadar, Sayın Başbakan basın toplantısı yapana kadarherkes beni yalanladı, Türkiye’de herkes “Yalan bu haber.” dedi, haber doğruçıktı. Abdullah Öcalan Türkiye’deydi. Ben bunu Abdullah Öcalan’ın nasılyakalandığını “Operasyon” diye bir kitap hâline getirdim. Abdullah Öcalan’ınkendisine de avukatları aracılığıyla ulaştım “Nasıl yakalandığını sordum?” 34sayfadan oluşan bir bilgi notu gönderdi, ben de o bilgi notunu “Operasyon”kitabının giriş kısmına koydum. Bu yazarlık faaliyetimden dolayı Ergenekon terörörgütünden içeri alındığımda, altı yıllık mahpusluğum süresince PKK’yı yöneten16 Ergenekoncudan 1’i olarak yargılandım. Bana denildi ki: “Savunma yapacakmısın?” “Hayır, savunma yapmayacağım.” dedim. “Niye yapmayacaksın?” denildi.“Bak, Abdullah Öcalan’la görüşüyormuşsun, avukatlarla Asrın Hukuk Bürosu’ndasenin görüşmelerine dair notlar çıktı.” “PKK buna çok güler. O yüzden savunmayapmayacağım." dedim. O yargılamanın sonunda bir haberi doğrulatmak, birentelektüel faaliyet, bir kitap yazmak, bir olguyu anlatmak konusunda bu ülkedegeldiğimiz nokta... Mersin’de polisevimize saldırı gerçekleşti, hain, alçakçabir saldırı ve o saldırıda bir polisimiz şehit düştü; Allah rahmet eylesin,saygıyla sevgiyle anıyorum. Bir terörist öldürüldü. Ne oldu terörist öldürülünce?Terörist Cumhuriyet Halk Partili oldu. Kim söylüyor? Taksici söylemiş, taksiciöyle beyan etmiş. Kim söylüyor bunu? İçişleri Bakanı söylüyor. Peki,arkadaşlar, haberi yapan, doğrulamaya çalışan kim? Dezenformasyonun kaynağıkim? Bu yasa çıktığında dezenformasyon yaptığı için İçişleri Bakanına, İçişleriBakanını yanıltan, o terörist konusunda yanlış bilgi veren memurlara, kamugörevlilerine ne yapacağız? Var mı yasada hükmü, var mı? Peki, böyle adaletolur mu, böyle düzen olur mu? (CHP sıralarından alkışlar)

FETİYILDIZ (İstanbul) – Hiçbir alakası yok.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Arkadaşlar, çürüyen her şey düşer demiştim, bu düzendüşmüştür.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Anlattığınız şeyin bu yasayla alakası yok.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – 29’uncu madde burada çok tartışılan bir konu,dezenformasyon... Maraş olayları, 1979... Hürriyet gazetesinin Ankaratemsilcisi Cüneyt Arcayürek Maraş’a gidiyor -arşivlerden bakabilirsiniz- “Maraşkaynıyor, düdüklü tencere gibi patlayacak." diyor. İktidarda CumhuriyetHalk Partisi var, rahmetli Başkanımız Bülent Ecevit. Bülent Ecevit Bey buyazıyı okuyunca Cüneyt Arcayürek’i arıyor, durumu öğreniyor. SayınCumhurbaşkanı Korutürk gazeteciyi Köşke çağırıyor, Çankaya Köşkü’ne çıkıyorgazeteci, bilgi veriyor. Bülent Bey’i Cumhurbaşkanı çağırıyor “Ya, nedir bugazetecinin yazdığı?” diyor. “Efendim, sıkıyönetim var, sıkıyönetimkomutanımızla görüştüm, Maraş’ta bir şey yok.” diyor, “Maraş’ta hiçbir şeyolmayacak.” diyor. 1979 yılında, Cüneyt Arcayürek oradan geldikten sonra,Maraş’ta bizim utancımızın en büyüklerinden biri oldu, bir gazeteciyidinlemediğiniz için oldu. Şimdi, siz o gazeteciyi susturmak istiyorsunuz.Dezenformasyon mu haber? Hayır, değil, tarih o gazeteciyi haklı çıkardı.

Sizebaşka bir örnek vereyim: Domuzlar Körfezi. Kennedy çıkarma yapacak; CIA büyüktantanalarla çıkarma raporları hazırlamış, her şey hazır, gidilecek, Castroalınacak, bütün devrimciler yakalanacak, hapse atılacak, mahkûm edilecek.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Tuncay Bey bizi dinlememiş, belli yani.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Ben size çok saygı duyuyorum, çok derinden dinledim.Size yeminle söylüyorum, aileniz size karşı çıkar bu yasa nedeniyle; yapmayın,aileniz size karşı çıkar. (CHP sıralarından alkışlar) Sizi çok seviyorum, sizehürmetim sonsuz.

DomuzlarKörfezi Çıkarması’nı Times gazetesinin muhabiri öğreniyor ve bir yazı kalemealıyor “Sakın çıkarma yapmayın. Çıkarma yapacağınız yer bataklık,kullanacağınız adamlar amatör, bunu yapmayın.” diye bir yazı kaleme alıyorsavunma muhabiri. Kennedy, CIA’in baskısıyla, o gazetecinin yazısınıyayınlatmıyor. Domuzlar Körfezi Çıkarması Amerika’nın en büyük utançvesikasıdır. Gazeteciyi çağırıyor, özür diliyor. O günden sonra -öldürülmesindebunun çok büyük payı vardır- CIA’i bir daha kabul etmiyor, asla görüşmüyorCIA’le.

Şimdi,siz bu yasayla Millî İstihbarat Teşkilatına, buraya bir MİT mensubu girse,buradaki 600 milletvekilini katletse onun haberini yaptırmama yetkisiveriyorsunuz. Neden? Neden böyle bir yetki? Dünyanın hangi ülkesinde var bu yetki?Hangi ülkesinde var bu yetki? Niye bir MİT mensubuna bu yetkiyi veriyorsunuz?Böyle bir şey olur mu? Bunun karşılığında siz ne alacaksınız, ne vereceksiniz?Girdi içeriye, hepimizi öldürdü, gitti; hakkında haber yapamazsınız bu yasaçıktığı andan itibaren. Neden? “Neden?” sorusunu soruyorum? 29’uncu madde…29’uncu madde şu maddelerin birleşiminden oluşuyor: Gazeteciye diyeceksiniz ki:Hakaret (125), halk arasında korku, panik (213), suç işlemeye tahrik (214),suçu ve suçluyu övme (215), halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama(216), kanunlara uymamaya tahrik (217), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma(217/A) -burada uyduruyoruz bunu, kataloğa sokacağız, bununla suçladığımızkişiyi cezaevinde hep tutuklu yargılayacağız- Cumhurbaşkanına hakaret (299),devletin egemenlik alametlerini aşağılama (300), Türk milletini, TürkiyeCumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama (301), silahlıörgüt (314), halkı askerlikten soğutma (318), Terörle Mücadele Kanunu’nun 6’ncımaddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası… Yalçın Küçük'ün kulaklarını çınlatayım,hocam böyle durumlarda derdi ki cezaevinde bize: Kardeş ne anlattın sen?Ölmüşüz de haberimiz yok. Bu ne hâldir ya? (CHP sıralarından alkışlar) Vah,vah, vah! Ne yapmış adam ya! Ne büyük suç işlemiş ya! Allah Allah! Bu“gazeteci” dediğiniz yaratık canavar olmuş! Bir karanlık yaratıyorsunuz, içine“gazeteci” diye bir canavar koyuyorsunuz; o canavar değil ama o karanlık siziyutar, o karanlık sizi yutar, yapmayın bunu, bunu yapmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

Maddeyiokuyayım size, meşhur 29’uncu maddeyi okuyorum: “Sırf halk arasında endişe,korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni vegenel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı…” “İşlenemez suç.” diyor arkadaşlar.İşlenemez suçsa koymayalım, niye koyuyoruz işlenemez suçu buraya?

FETİYILDIZ (İstanbul) – Evet, işlenir, işlenir.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Bir marka diğer markaya karşı…

Hukukbilgisine çok hürmet ettiğim için beyefendinin, ayrıca dostum olduğu için SayınYıldız’ın söylediğine aynen katılıyorum. Arkadaşlar, işlenemez suçsa biz bunubu maddeye niye koyuyoruz ya? Ne işi var bunun burada? Nedir o?

ALİFAZIL KASAP (Kütahya) – Saray istedi, saray!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Arkadaşlar, markaların, insanların…

HÜSEYİNYAYMAN (Hatay) – Demokrasiyi korumak için olabilir mi?

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Demokrasi böyle korunamaz efendim, sopalı korunamazdemokrasi. Demokrasiyi özgürlükle korursunuz, demokrasiyi cumhuriyetiyüceltmekle korursunuz, halkı yüceltmekle korursunuz. (CHP sıralarındanalkışlar)

ENGİNÖZKOÇ (Sakarya) – Adaletle.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Efendim, her gün yazı çıkıyor bir yerde -ben içkikullanmıyorum, hiç kullanmadım, sağlığım da elverişli değil “Alkolik Tuncay.”Şimdi, ben bunun videosunu kesip koyacağım ya: “Alkolik bu.” “Kaç şişeden sonrabu kafaya geliyorsun?” Özgürlük şişeyle gelinen bir yer olsaydı ohoo, bizaşmıştık oraları. Özgürlük mücadeleyle geliyor. Arkadaşlar, elinizdeki gücüoligarşiye teslim etmeyin, bürokratik oligarşiye, İletişim Başkanlığına, Basınİlan Kurumuna vermeyin. (CHP sıralarından alkışlar) Basın İlan Kurumu BaşkanıTürkiye’de 11 toplantı yaptı. Yaz tatilinde çalıştı Basın İlan Kurumu. Bizkandırmışız herkesi, biz bütün akılları çelmişiz, parayı engellemişizarkadaşlar yani buradan oraya gidecek para varmış da… Binalarını satarakyaşamaya çalışan bir kurum, gazeteci değiller, basın kartlarını babalarınınmalı gibi gazeteci olmayan kişilere dağıtıyorlar, herkese veriyorlar, çaycıya,çorbacıya veriyorlar. Allah'tan kavga ettik de İletişim Başkan Yardımcısı falandevreye girdi de orada bekleyen 1.200 kartı serbest bıraktılar.

Basınİlan Kurumu Başkanı ne diyor biliyor musunuz: “Bu yasa, köprüden önceki sonçıkıştır ha! Kafanıza vururum ha!” diyor. Ne yaptı biliyor musunuz? İzmirGazeteciler Derneğine 1 milyon, Konya Gazeteciler Federasyonuna 1,5 milyon,Bursa Gazeteciler Federasyonuna 1 milyon; cezaları yağdırdılar. Cezalar neredebekliyor? Yönetim Kurulunun kararını bekliyor. Yönetim Kurulu kim? Oligarşi…Oligarşi… Kahrolsun oligarşi! Kahrolsun oligarşi! Yaşasın özgürlük! Yaşasındemokrasi! (CHP sıralarından alkışlar)

FETİYILDIZ (İstanbul) – 4 bin gazete yerine 250 çıkarırsan o cezayı alırsın.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Bana hiç kimse devletin oligarşiyle ayaktatutulacağını anlatamaz. Benden daha çok…

FETİYILDIZ (İstanbul) – Naylon gazetecileri savunma.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Bu konuşmam nedeniyle bana ceza verirler, versinler,efendim, altı yıl daha yatarım, altmış yıl daha yatarım. Bu can, özgürlüğe vedemokrasiye feda olsun! (CHP sıralarından alkışlar)

FETİYILDIZ (İstanbul) – Naylon gazetecileri savunuyorsun.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Fetullahçı yargıç bana sordu: “Alevi misin?” “Sana neulan!” dedim. “Sana ne!” “Alevi misin?” “Sana ne!” “Suçla ilgisi var.”“Aleviliğin suçla ne ilgisi olabilir? Sünniyim ama bugünden sonra Aleviyim.”dedim. “Sünniyim ama bugünden sonra Aleviyim.”

TURANAYDOĞAN (İstanbul) – Kafada sorun vardır.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) - Bu yasa bana soruyor: Necisin arkadaş, kardeş, neredengeliyorsun, nereye gidiyorsun, neye mensupsun? Gazetecinin mensubiyeti falanolmaz, sorumluluğu vardır, gazetecinin sorumluluğu vardır.

FETİYILDIZ (İstanbul) – 4 bin gazete çıkaracağına 250 gazete çıkaranlarısavunuyorsun.

RAFETZEYBEK (Antalya) - Dinleyin! Dinleyin!

FETİYILDIZ (İstanbul) – Naylon gazeteciliği savunuyorsun.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Gazeteci devletine karşı sorumlu değildir.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Hortumlamayı savunuyorsun!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Gazeteci partiye karşı sorumlu değildir, gazetecihalkına karşı sorumludur.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Belgelerin etrafını...

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Gerçeğe bağımlıdır, gerçeğe bağlıdır. (CHPsıralarından alkışlar) Başkasını da bilmem.

15Temmuz, FETÖ darbesi olacak, bir ay önce gazeteci arkadaş yazdı. Bunların“Tuncay Opçin” diye garip bir adamları var, bir “tweet” attı, “tweet” şöylediyor: “Biz size ‘Bizi kovalayamazsınız.’ falan demedik -mealen söylüyorum- Bizsize ’Bir sabaha karşı geleceğiz, sizi yataklarınızdan alacağız.’ dedik.”diyor. “Tweet”i okudum, arkadaşlara dedim ki: Bunlar darbe yapacaklar.Enişteden öğrenmeye ne gerek var, bir buçuk ay önce belli zaten. Bir gazeteciyazdı -enişte, taksi şoförü, Süleyman Soylu- dedi ki: “Darbe yapacaklar.” Bugazeteci hâlâ gazeteci; dinlemedi. O dezenformasyon mu oldu şimdi? Bu yasaçıksaydı adamı yargılamaya başlamıştık bile. Biz de Ergenekon'dan yargılanırkenbir sanık bir gün düğmelerini yırttı, yargıca doğru fırladı “As ulan beni, asbeni, as!” dedi. Adamın yanıtı ne oldu biliyor musunuz? “Vallahi Ceza’da yeriyok, kanunda yeri olsa seni niye asmayayım? Ben de çok istiyorum ama kanunakoymamışlar.” dedi.

(CHPve HDP sıralarından gülüşmeler) Bir gün o yargıç döndü bana dedi ki...“Anayasa’ya aykırı, ya, bana bu sorduğun soruyu soramazsın. Sen bana nasılsorarsın ‘Alevi misin?’ diye.” dedim. “Vallahi Anayasa’nın o maddesini bizaykırı buluyoruz ama.” dedi. Lan sen kimsin! Basın İlan Kurumu, sen kimsinarkadaş! Dışarı çıktın diye bunları sakladım, geldin, söylüyorum: Sen kimsinarkadaş! Sen Parlamentonun iradesini, oligarşik, bürokratik tutumunla nasılgider de şikâyet edersin herkese! Ne hakla gidersin de şikâyet edersin! (CHP veİYİ Parti sıralarından alkışlar) Oligark! Keyifçi! Oligark!

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Ayıp, ayıp!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Oligark… Ayıp olan şey…

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Görev yapıyor. Ayıp, ayıp! Hakaret edemezsin.

BAŞKAN– Sayın Özkan, Genel Kurula hitap edelim.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Hayır efendim.

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Hakaret edemezsin! Hakaret edemezsin!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Hakaret burada, vereyim, okuyun, hakaret burada.

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Burada görev yaptı. Ayıptır ya!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Sizin iradenize söylüyor, size; bana söylemiyor, sizesöylüyor.

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Burada gelmiş, görevini yapıyor.

BAŞKAN– Arkadaşlar lütfen…

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Görevini yapmıyor, görevi siyaseti eleştirmek değil,Parlamentoyu eleştirmek değil, burada alınan kararları eleştirmek değil.

BAŞKAN– Sayın Özkan, Genel Kurula hitap edin lütfen.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Onun görevi Parlamentonun…

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Sizin muhatabınız Parlamento kardeşim.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Siz bürokrasiyi savunuyorsunuz, ben Parlamentoyumuhatap olarak kabul ediyorum.

SELAMİALTINOK (Erzurum) – Sizin muhatabınız o değil.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Orada oturuyor, orada oturuyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELAMİALTINOK (Erzurum) – O, orada bilgi vermek için oturuyor.

BAŞKAN– Arkadaşlar, müsaade edin.

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Cevap hakkı olmayan bir bürokrata bu tavrınız doğrudeğildir.

BAŞKAN– Evet, sözlerinizi tamamlayın Sayın Özkan.

Sürenizbitti. Son bir dakika.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Peki, bir dakika içinde topluyorum.

Birde gülerek bitirelim. İzmir’de seçim çalışması yapıyoruz. Vatandaşımızın biri“Mustafa Ağabey, nasılsın?” dedi. Balbay’la beni sürekli karıştırıyorlar,Ergenekon davasının yarattığı bir doğal sonuç. Benim de o gün iyi sıhhatteolsunlarım yerinde herhâlde, dedim ki: Ya, arkadaş, ben Mustafa Balbay değilim.Genelde tabii, çok, canım falan der geçerim. Ben Mustafa Balbay değilim dedim.On dakika sürdü tartışmamız ve bana “Mustafa Ağabey, böyle davranırsanküserim.” dedi ve gözünden yaş geliyor. Kendisine sarıldım, dedim ki: Şakayapıyorum arkadaş, şaka yapıyorum, ben Mustafa Balbay’ım. Bu yasanın bir şakaolduğuna inanmak istiyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Özgürlüksadece benim sorunum değil, özgürlük hepimizin sorunu. Bizden geriye sadecesaygı kalacak, bizden geriye sadece saygı kalacak; yaşam saygıdan daha uzunsüren bir şey değildir, saygı yaşamdan daha uzun süren bir şeydir.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Nezaket!

AHMETTUNCAY ÖZKAN (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Partisıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Teşekkür ettim Sayın Özkan.

Gruplaradına söz talepleri karşılanmıştır.

Şimdi,şahıslar adına ilk söz Sayın Onursal Adıgüzel’in.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Efendim, Maraş katliamını “1979”diye yanlış söyledim, “1978” diye tutanaklarda düzeltilsin.

BAŞKAN– Siz onu zaten kayıtlardan düzelttiniz böylece.

BuyurunSayın Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

ONURSALADIGÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarın“dezenformasyon yasası” diye adlandırdığı fakat özünde muhalefeti susturma vesansür yasasını hep birlikte konuşuyoruz. Aylardır gündemimizi meşgul ediyordeğerli arkadaşlar, aylardır “Dezenformasyonla, yalan haberle mücadeleedeceğiz.” diyorlar. Peki, bu işin özünde ne var biliyor musunuz? Bu işinözünde muhalif seslere sopa göstermek var.

Değerliarkadaşlar, bu yasa teklifiyle Adalet Kalkınma Partisi bir şeyi tesciletmiştir, Türkiye tarihinin istibdat rejimi dönemlerini aratacak bir dönemegirdiğimizi tescil etmiştir. Abdülhamit’in istibdat rejiminde “burun” demekyasaktı, Adalet Kalkınma Partisi döneminde de biliyorsunuz, en son “kel” demeksuç teşkil eder oldu değerli arkadaşlar. Sizin döneminizde istifa etmek kalktıortadan, artık ne var? Görevden affını istemek var. Görevden affını isteyendamat Bakan sesini duyuramıyor. Nerede duyuruyor sesini? Sosyal medyadaduyuruyor. Ana akım medya maalesef Sayın Bakanın açıklamasını saatlerceyayınlamıyor. Adalet Kalkınma Partisi birkaç saatte “ak” dediğine “kara” demeyebaşladı değerli arkadaşlar, hemen birkaç saat içinde. Grup Başkan Vekilleriartık bu zikzaklara yetişemez oldu, yetişemez oldukları için birkaç tanesiyakın zamanda istifa etmek zorunda kaldı. Öyle bir atmosfer oluşturdunuz ki sabahuyandığınızda evden çıkarken “Acaba bir söz ederim de sarayın gözünden düşermiyim?” diye korkuyorsunuz. Bugün de görüyorum ki bu yasayı aslında isteyerekgetirmemişsiniz, sırf sarayın ve ortağınızın gönlü olsun diye burada az birkatılımla bu yasayı geçirmeye çalışıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerliarkadaşlar, bu yasa teklifi için biz Dijital Mecralar Komisyonunda on dört saatçalıştık, sabah saat dört buçuğa kadar. Bütün itirazlarımızı tek tek her maddeiçin muhalefet partileri olarak dile getirdik değerli arkadaşlar. Sadece bizdeğil, sivil toplumun temsilcileri, bununla birlikte sosyal medyaplatformlarının yöneticileri, meslek odaları; hepsi dile getirdi ama Adalet veKalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi temsilcileri dinlemedi. Buyetmez, Adalet Komisyonunda üç gün görüşüldü. Yargıtay üyesini sizinçağırdığınız Yargıtay üyesini: “Boş hikâye anlatma.” diyerek oradankovaladınız. Tabii, bu arada bu mesele gündemde biraz yer bulmaya başladı,muhalefet bu işe itiraz etti “Yasayı erteleyelim.” dediniz “Yeni yasamadönemine erteleyelim.” dediniz.

Tabii,Fahrettin durur mu? Fahrettin dedi ki: “Ben niye üç ay bekleyeceğim?” Ağustosayında Dezenformasyonla Mücadele Merkezini kurdu. Peki, DezenformasyonlaMücadele Merkezinin başına kimi getirdi? Ne beklenir Fahrettin’den?Pelikancılardan birisini getirdi. E, aslolan budur ama ben size sormak isterim:Bir iletişim başkanı, bir atanmış bürokrat “Ben yasayı masayı beklemem,tanımıyorum.” diyor, bir dezenformasyonla mücadele merkezi kurmuş, Allah aşkınasöyleyin, bu merkez ne iş yapıyor? Burada bilen birisi varsa bu kurulan merkezşu işi yapıyor desin, biz de bilelim.

Değerlimilletvekilleri, Anadolu’da bir laf vardır, derler ki: “Bir suyla 2 defayıkanılmaz.” Vallahi bu Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bunu öğrenemedi.İki yıl önce bu yasayı yapıyorlar, dedik ki: “Bakın, bu şekilde uygulamayaalırsanız sorun yaşarız.” Dediler ki: “Temsilciler atansın, göreceksiniz herşey çözülecek.” Neyse arka kapı diplomasisiyle temsilcileri atattılar, ne çıktıortaya? Sorun falan çözülmüyor, tam tersi dediler ki: “Muhatap bulamıyoruz.”Ya, iki yıl önce her sorunu çözmüştünüz. Ben size buradan küçük bir tavsiyedebulunayım: Bu zihniyetle devam ederseniz iki yılda, yılda bir değil her ay aynıyasaları tekrar tekrar gündeme getirmek zorunda kalırsınız.

Değerlimilletvekilleri, bu yasada 40 madde var, 23 ayrı yasa maddesine etkisi varbunun ve ben de dilim döndüğünce, zamanım yettiğince size bu yasadakitehlikeleri anlatmak isterim. Şimdi, yasanın özü ne diyor? “Dezenformasyonlamücadele” diyor. Biz de diyoruz ki: Bu, muhalefeti ve basını baskı altına alma,susturma yasasıdır. “Dezenformasyonla mücadele ediyoruz.” diyorlar. Bu yasanıniçinde dezenformasyonun tanımı yok. Peki, neden “dezenformasyon”un tanımı yok,biliyor musunuz? Bilerek muallak bırakılıyor. Biraz önce “İmkânsız.” dedilerya, tam o imkânsızlık bir yargıcın elinde sağdan sola çekilecek. Ne olacak?Adalet ve Kalkınma Partisinin duymak istemedikleri, konuşulmasını istemedikleribütün meseleler bu yasa çerçevesinde susturulacak. “Peki, neyi duymak istemiyorbu Adalet ve Kalkınma Partililer, bu Milliyetçi Hareket Partililer?” diyesoruyorsanız ben size söyleyeyim: “128 milyar dolar nerede?” diye sorulmasınıduymak istemiyorlar.

ZÜLFÜDEMİRBAĞ (Elâzığ) – Hazinede.

ONURSALADIGÜZEL (Devamla) – “128 milyar dolar nerede?” demek suç mu?

Devamedelim: Diyelim ki, bir örnek vereyim size, ormanlarımız yanıyor, ciğerimizyanıyor “Ormanlar yanıyor, uçaklar nerede?” diye bir “tweet” atıldı; bu suç muolacak? Ama işgüzar bir hâkim diyebilir ki… İşgüzar bir savcı buna birsoruşturma açtı, dedi ki: “Bu suç, hatta bunu ‘retweet’leyenler var, beğenenlervar; bu organize bir suç.” Ne yapacağız burada? Yargıtay üyesi işin içindençıkamıyor. “Alenen yayma” diye bir mesele var, anlatamadı. “Ben bunun içindennasıl çıkarım? ‘Retweet’ etmek alenen yaymak mı, beğenmek acaba alenen yaymakmı, paylaşmak acaba alenen yaymak mı?” dedi. Yani “retweet” etmek ve beğenmeksuç mu değerli arkadaşlar?

Yine,bir TÜİK örneği vereyim size: Şimdi, TÜİK rakamları manipüle ediyor, karşısında“ENAG” diye bir kurum var, susturmaya çalışıyorsunuz. Şimdi, ENAG rakamlarıaçıklıyor. ENAG rakamları açıkladığında, gerçek enflasyonu açıkladığında suç muolacak? Bunu sormak isterim. Bu yasaya göre suç olabilir, toplumu infiale sevkediyor olabilir.

Yanisiz ne yapıyorsunuz biliyor musunuz: “2+2=4” diyenlere ceza vermeyeçalışıyorsunuz; “2+2”nin de “5” ettiğine toplumu ikna etmeye çalışıyorsunuz amaiş işten çoktan geçti, vatandaş gerçekleri net bir şekilde görüyor.

Birde bu yasa oluşurken iki yıl önce de böyleydi. Hep Avrupa'yı, Avrupa Birliğini,ABD'yi, Almanya'yı örnek veriyor temsilciler. Gerekçede de var, bütün Komisyonkonuşmalarında da buna atıfta bulundular. Tabii, 2020’de de diyorlardı ki: “Almanya'davar, bizde niye olmasın?” Biz de şunu söyledik defalarca: Almanya'da hukuk var,Almanya'da demokrasi var, Almanya'da yargı bağımsızlığı var, Almanya'daözgürlük var; siz Türkiye'de bunların hepsini yok ettiniz. “Yok etmedik.” midiyorsunuz? Ben size Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nden bahsetmek isterim.139 ülke arasında Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 117’nci sırada, Almanyaise 5’inci sırada değerli arkadaşlar ve Avrupa'da ve Amerika'da kesinliklekişiye yönelik cezai bir yaptırım söz konusu değil yani siz özde Batı’ya,Avrupa'da hayata yeni geçen Dijital Hizmetler Yasası’na atıfta bulunuyorsunuzama aslında sizin atıfta bulunmanız gereken neresi biliyor musunuz? Kazakistan,Bangladeş, Ruanda. Maalesef Türkiye'yi üçüncü dünya ülkeleri ligine soktunuz.(CHP sıralarından alkışlar)

Değerlimilletvekilleri, “ama”sı, “fakat”ı yok, bu, Adalet ve Kalkınma Partisininmanipülasyon ve yalan haber bombardımanına karşı doğruyu söyleyenleri susturmakiçin ortaya çıkmış bir yasa tasarısıdır. Eğer “Böyle değil.” diyorsanız, bensize şunu söylemek isterim: Örneğin Fahrettin Altun'a basın kartlarıyla ilgiliyetkiler veriyorsunuz, eğer “Böyle değil.” diyorsanız, hodri meydan, hadialalım, meslek örgütlerine verelim bu yetkiyi. Var mısınız?

Yineteknik meselelere dönmek isterim.

HÜSEYİNYAYMAN (Hatay) – Zaten var.

ONURSALADIGÜZEL (Devamla) – Bakın, teknik meselelere dönmek isterim. “BTK” diye birkuruma keyfî yetkiler veriyorsunuz Sayın Başkanım, keyfî yetkiler veriyorsunuzve BTK kim biliyor musunuz? 15 Temmuzda Cumhurbaşkanının “pislik yuvası” dediğiTİB'in yeni uzantısı. Şu anda BTK zaten skandallara imza atacak bir sürüşaibeyle baş başayken şimdi siz ona bir de daha yeni, geniş ve güçlü yetkilerveriyorsunuz.

Yine,bu uygulamanızla firmaları değil, vatandaşı cezalandırıyorsunuz. BTK'ye yüzde95 bant daraltma yetkisi veriyorsunuz. Nerede kaldı internete erişim özgürlüğü?Nerede kaldı ifade özgürlüğü? Yine vatandaş cezalandırılıyor.

Yine-ben çok önemsiyorum- reklam meselesine bir sınırlama getiriyorsunuz. Size istatistiklekonuşayım. 210 milyon insan sadece bir sosyal medya platformunu Türkiye'dekişirketlere ulaşmak için kullanmış -çok önemli bir veri- ve maalesef bu firmayaeğer bir yasak gelirse Türkiye'deki KOBİ'ler cezalandırılmış olacak değerliarkadaşlar.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ONURSALADIGÜZEL (Devamla) – Başkanım, bir dakika daha…

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

ONURSALADIGÜZEL (Devamla) – Tabii, madde madde itirazlarımızı uzun uzun yapacağız amaben son sözlerimi şöyle anlatmak isterim. Tabii, güç kaybeden rejimler türlüseçim oyunlarıyla, düzenlemelerle ellerini tekrar güçlendireceklerinizannederler. Şimdi de önümüzde bir seçim var. İktidar mensupları, seçim öncesioyunlarla muhalefeti, muhalif sesleri bastıracaklarını, korkutacaklarınızannediyorlar. Saray mutfağından çıkan bu yasalarınız ne iktidardan gitmeniziengeller ne de bu halkın sesini kısmanıza izin verir. (CHP sıralarındanalkışlar) Çok uzağa gitmeyin, inin, kulak verin Kızılay'da bir esnafa. Çokuzağa gitmeyin, gidin, Ulus’ta bir gence kulak verin. Hepsi diyor ki: “Bıçakkemiğe dayandı, seçimi bekliyorum.” (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Şahsı adına son söz Sayın Ahmet Özdemir'in.

SayınÖzdemir… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMETÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizisaygıyla selamlıyorum.

Görüşmekteolduğumuz bu kanun teklifinde Feti Bey’le -biraz önce Milliyetçi HareketPartisi Grubu adına Sayın Başkan konuştu- ikimiz birlikte çalıştık. Nedenihtiyaç duyuldu bu kanuna? Çünkü bütün dünyada -siz de biliyorsunuz, hepimiz dekullanıyoruz- bir dijitalleşme söz konusu, dijital dünyayı hepimizkullanıyoruz. Dolayısıyla, kullandığımız bu dünyanın içerisinde çok büyükimkânlar olduğu gibi, birçok zararlar da var. Dünyadaki bütün devletler dedijital teknolojiyi hızlıca kullanmış bütün ülkeler de bu dijital teknolojinindoğru kullanılması, faydalı kısımlarının insanların faydasına sunulması amazararlı kısımlarının da bertaraf edilmesi, bir kurala bağlanmasıyla ilgili çeşitlihazırlıklar yaptı. Biz de bu kanun teklifimizin hazırlık aşamasında bütün bualanlardaki çalışmaları inceledik; Türkiye Büyük Millet Meclisinin daha önceyaptığı, 2014 yılında yapılmış bir teklif var, Genel Kurul aşamasına gelmiş; oteklifleri inceledik; Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası’nın tamamınıinceledik, Avrupa'daki uygulamaları, Amerika'daki uygulamaları takip ettik,sadece bunlarla yetinmedik; Anadolu basınını dinledik, cemiyetleri dinledik,kamu kurumlarını dinledik, mahkeme kararlarına baktık, Anayasa Mahkemesiuygulamalarına baktık; neticede de uzun süren bir hazırlık aşamasından sonrabugün Genel Kurulun huzuruna geldi. Şundan memnunuz: Muhalefet ilk defa “Bizebir kanun dayattınız.” demedi çünkü onlarla birlikte uzun süre bu konuyu çalıştıkama şöyle bir endişem, tereddüdüm oluştu, Tuncay Bey’le biz bu konuyu çokkonuştuk, çok çalıştık, bire bir de onu dinlemek ve bu konuyu çalışmak çokkeyifliydi ama kürsüde içinden canavar çıkıyormuş, affına sığınarak söylüyorum.Biraz tereddüt ettim aslında, o yüzden şimdi konuşurken daha dikkatli konuşmakistiyorum.

Yaptığımızçalışmalarda ortaya çıkan ihtiyaçlara göre toplumun beklentilerinigerçekleştirecek bir kanun teklifi hazırlamaya çalıştık. Bu kanun teklifinde-arkadaşlarımız biraz önce iktidarın kendini tahkim etmesi olarak bunudeğerlendirdi ama- biz toplumun ihtiyaçlarına baktık. İktidar olarak dasorumluluğumuz bu aslında, toplumun ihtiyaçlarından hareketle toplumunbeklentilerini gerçekleştirmek ve bir huzur ortamının, özgürlük ortamının rahatkullanılmasını sağlamak. Arkadaşlar, hiçbir özgürlük sınırsız değildir. Bakın,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinin (1)’inci fıkrasıözgürlükleri düzenliyor ama (2)’nci fıkrası özgürlüklerin kullanılmasına dairyöntemleri belirliyor. Dolayısıyla özgürlüklerin de kullanılmasının bir kuralıolmalı.

Bizde burada bu alanın kullanılmasıyla ilgili, mümkün olduğunca özgürlüklerikoruyarak ama bu özgürlüklerin başkalarının özgürlüklerine zarar vermesini deengelleyici önlemler alarak bunu düzenledik fakat bu taraflar hiç konuşulmadı.Basın mensuplarına ciddi haklar tanıdık, Anadolu basınının imkânlarınıgenişlettik, internet haber sitelerinde basın mensubu olmasını sağladık, çokciddi düzenlemeler yaptık ama 40 maddelik teklif geldi, geldi, geldi, 29’uncumaddeye dayandı. Herkes 29’uncu madde üzerinde konuştu, bilen de konuştu,bilmeyen de konuştu, hukuki bilgisi olan da konuştu.

MAHMUTTOĞRUL (Gaziantep) – Kanıt somut olur, kanıt soyut bir defa.

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Değerlendirme yapmak herkesin yapabileceği bir şey amaadaletli, ahlaki ve hukuki olması gerekir. Şimdi, mademki öyle, mademki sadece29’uncu madde üzerine hasredildi bu tartışmalar, 29’uncu maddeden önce kısacasağladığımız imkânlardan bahsedeyim, daha sonra 29’uncu maddeyle ilgili dedeğerlendirme yapacağım.

Şimdi,değerli arkadaşlar, basın kartı, internet haber siteleri, internet haber sitesive yerel gazete sahiplerinin imkânlarının geliştirilmesiyle ilgili bu kanuniçerisinde çok ciddi düzenlemeler var. Bu düzenlemeleri yaparken DijitalMecralar Komisyonunda, Adalet Komisyonunda muhalefet partilerindekimilletvekili arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerle bazı tadilatlar dayaptık, onların da takdirindedir. Amacımız, bu kanun daha iyi olsun diyeydi.Bugün onlar hiç konuşulmadı burada, bu attığımız adımlar hiç değerlendirilmediama 29’uncu madde üzerinde herkes tartışma yaptı, 29’uncu maddeyi eleştirdiler.Bizim bir iddiamız var, size hukuki bir değerlendirme yapıyorum. Bir bilgiyedayanarak, üzerinde çalıştığımız bir konu üzerinde söylüyorum. 29’uncu maddedegetirdiğimiz düzenleme… Hani, burada yazıyor “Özgür Basın Susturulamaz” “SosyalMedyama Dokunma” Basın mensuplarıyla ilgili bir madde değil arkadaşlar bu. Birbasın mensubunun da 29’uncu maddenin konusu olması bizce mümkün değil. Bakın,29’uncu maddenin ikinci fıkrasıyla ilgili özellikle Cumhuriyet Halk Partisininbir endişesi vardı, biz ikinci fıkrayla bir basın mensubunu haber kaynağınıifşa etmeye zorlayacağımız endişesini gidermek için düzenleme yaptık, sadece muhalefetbeklentisini gerçekleştirmek için. Bizce böyle bir şey yoktu ama mademkimuhalefet böyle bir hissiyat içerisinde, basın mensuplarının haber kaynağınıifşaya zorlanacağına dair bir korku, endişe var, bunu gidermek için onlarınsöylediği şekilde ikinci fıkrayı düzenledik ve basın mensubunun haber kaynağınıaçıklamaya zorlanamayacağına dair bir gerekçe oluşturduk orada. Biz bunu nedenyaptık? Çünkü biz de basın özgür olsun istiyoruz, biz de basın mensuplarınınhaber yapmalarından dolayı bir yaptırıma maruz kalmalarını istemiyoruz. Ama29’uncu maddenin basın mensuplarıyla alakası yok. Bakın, bir basın mensubu,Türkiye’de haber yapmış bir basın mensubu niye halk arasında bilerek veisteyerek yalan bir haberi yaysın, niye itibarı zarar görsün? Bir defa bunu yapar,ikinci defa bunu yapar, üçüncü defa bunu yaptığında yalan haberciliği tescillibir basın mensubuna dönüştüğünde artık insanlar onu okumaz ki artık insanlaronu takip etmez ki. Dolayısıyla basın mensubunun bu suça muhatap olması birkere teknik olarak mümkün değil. Ama bakın, biz bu suçu çok katı kurallarabağladık. Yani muhalefetin söylediği gibi bu suç her şekilde kolayca işlenecekbir suç değil, çok katı kuralları var. Bir kere istisna bir şekilde kanunda“sırf” diye başlıyor yani bir özel saikten bahsediyor. Bakın, diyor ki: “Sırfhalk arasında endişe, korku ve panik yaratmak saiki.” Kişinin kafasında buolacak. Kişinin kafasındaki niyet, halk arasında endişe, korku, panik yaratmakiçin ben bir hareket yapayım diye başlayacak. İki…

BURCUKÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hâkimin yorumuna bırakıyorsunuz. Niyet okuyor. Neyegöre yalan haber? Kime göre, neye göre? Resmen Anayasa’ya aykırı. Neye göreyalan, kime göre yalan?

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Hayır, hayır, bunun olması yeterli değil. (CHP sıralarındangürültüler)

Bakın,başka bir şey daha lazım, kişinin kafasındaki bu niyetin, ülkenin iç ve dışgüvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığına dair yalan bir bilgiye dair olmasılazım, iki. Üç, bu yaptığı eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olmasılazım. “Kamu barışını bozmaya elverişli” ne demek? “Kamu barışını bozmayaelverişli” demek…

KEMALPEKÖZ (Adana) – Konserin kamu barışıyla ne ilgisi var? Konser verecek adam,türkü söyleyecek, ne ilgisi var?

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Bu suç bir somut tehlike suçudur değerli arkadaşlar. Somuttehlike suçu şu… Bilmeyenler için söylüyorum, herkes bilemeyebilir. (CHP ve HDPsıralarından gürültüler)

BAŞKAN– Arkadaşlar, kendi aranızda konuşmayın lütfen, hatibi dinleyelim.

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Somut tehlike suçu sonuçları sahada görülen suçlar yanikişinin söylemesi yeterli değil, kişinin söyleminin sonunda bir icra hareketioluşacak, bir toplumsal hareket oluşacak. Bu hareket oluşmadığı sürece diğer 3madde gerçekleşse bile bu suç oluşmaz. Dört, bunu alenen yayacak. Dolayısıylabu suç sıkı yaptırımlara bağlanmış. Niye sıkı yaptırımlara bağlanmış biliyormusunuz? Dezenformasyonla mücadele çok iyi yapılması, dikkatli yapılmasıgereken bir konu, özgürlüklerin korunması gereken bir konu, o yüzden katıkurallara bağlanmış, o yüzden 4 tane ana unsuru var; bir tanesi gerçekleşmesebile bu suç oluşmayacak. Peki, bunu niye yaptık? Çünkü dünya da bunu yaptı. Bualan o kadar büyük bir özgürlük alanı ki bunu yapmadığımız zaman insanlar zarargördü. Şimdi “Sosyal Medyama Dokunma!” dövizleri var ya orada “Sosyal MedyamaDokunma!”yla alakası yok biliyor musunuz? Herkes onu konuşuyor ama hepinizşundan mağdur olmuyor musunuz: Bir tane gizli sosyal medya hesabı size hakaretediyor, savcılığa gidiyorsunuz suç duyurusunda bulunuyorsunuz, hesabın sahibi,kaynağı Amerika’da, İngiltere’de; savcılık Amerika’ya, İngiltere’ye cevapyazıyor; Amerika, İngiltere size cevap vermediği için… Bizim ceza hukukumuzdakişinin ifadesi alınmadan ceza verilemez. Dolayısıyla sizin karşılığınız boşkalıyor. Şimdi, peki, kişi yine gizli hesaplarla başkalarına hakaret eder mi?(CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

ALİKENANOĞLU (İstanbul) – Gizliye gerek yok, bize açıktan hakaret ediyorlar, yineyargılanmıyorlar.

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Yine edebilir ama bu sefer yaptığımız anlaşmayla ouluslararası servis sağlayıcılara bu kanunla tanıdığımız haklar… Onlarasavcılık yazı yazdığında o size hakaret eden gizli hesapların gerçekkimliklerini mahkemelere gönderecek; bu, sizin istediğiniz bir şey değil mi?Bu, sizin hepinizin mağdur olduğu bir alan değil mi? Bu, düzenlenmesi gerekenbir alan değil mi? Evet, biz bu alanı düzenlemişiz yani biz sosyal medyayadokunmamışız, sosyal medya kullanıcılarının özgürlüklerini genişletmişiz,onların zarar görmesini engellemişiz. Bu tarafını kimse anlatmıyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın lütfen.

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Herkes 29’uncu maddeyi anlatıyor ama şuna seviniyorum:İktidar olmanın sorumluluğu, bütün dünyanın kullandığı bu dijital mecrada AKPARTİ iktidarı bu dijital mecrayı insanımızın nasıl kullanması gerektiğiyleilgili bütün dünya örneklerini çalışarak, ülkemizdeki örnekleri çalışarak birmevzuat oluşturdu. Biz bunu yaparken en iyisini yapmaya çalıştık ama iki yıllıkbir çalışma sonunda. Bakın, ilk çalışma 2014 yılında, 2014 yılından bugünekadar muhalefetin bir çalışması var mı? İki yıllık yaptığımız çalışmaiçerisinde karşı bir önerisi var mı? Yeni bir teklif metni var mı?

YÜKSELMANSUR KILINÇ (İstanbul) – Var, var, var! Tekliflerimiz var, hiçbirini dikkatealmadınız.

AHMETÖZDEMİR (Devamla) – Sadece itiraz var, sadece itiraz var. “Sosyal MedyamaDokunma!” var, “Özgür Basın Susturulamaz!” var. Güzel söylemler ama içi boşsöylemler.

Toplumunbeklentilerini karşılayan iyi bir sosyal medya yasası yaptığımıza inanıyorum,emek veren bütün arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Muhalefet partilerindekibizimle birlikte Komisyonda çalışan, emek veren değerli milletvekillerinindeğerli görüşleri için onlara teşekkür ediyorum.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN– Buyurun Sayın Özkan.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Efendim, 69’a göre “İçinden canavar çıktı.” sözüne bir karşılıkvereyim.

BAŞKAN– Efendim, bu hakaret değil ki.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Efendim, bana bir izin verin.

BAŞKAN– Yerinizden bir dakika söz vereyim.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Yerimden efendim.

AHMETÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Tuncay Ağabey, özür dileyeyim, konuşma.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Hayır, hayır; dur ya.

BAŞKAN– Buyurun Sayın Özkan.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- İzmir Milletvekili Ahmet TuncayÖzkan’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 340 sıra sayılı KanunTeklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerineilişkin açıklaması

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Teşekkür ederim, sağ olun.

HemAhmet Bey'e hem bu teklifte 2 imzası bulunan her 2 sayın milletvekiline de çokçok teşekkür ediyorum, her aşamasında diyalog kapılarını açık tuttular hem FetiBey hem Ahmet Bey. Biz her aşamasında hem itirazlarımızı hem önerilerimizigetirdik. Birlikte çok güzel bir çalışma götürüyoruz.

Benimiçimden canavar çıkabilir çünkü ben hem tarih önünde medyaya karşı sorumluyumhem siyasetçi sorumluluğum var. İnfialimi hassasiyetime bağlayın. İnşallah bunuçok güzel bir noktayla, bir sonla noktalayacağız, birlikte çalışaraknoktalayacağız.

Emeğigeçen bütün arkadaşlara ben de çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, geneli üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru-cevapişlemi yoktur.

Şimdisöz talebi olan milletvekillerimize sıradan 9 arkadaşımıza söz vereceğim.

SayınGürer…

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Niğde Milletvekili Ömer FethiGürer’in, sansür yasasına ilişkin açıklaması

ÖMERFETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Radyove Televizyon Üst Kurulu özgür, bağımsız yayın yapan televizyonlara iktidarınhoşuna gitmeyen haber ve düşünceler için haksız cezalar yağdırıyor, yayınlardurduruyor. Basın İlan Kurumu iktidara muhalif gazetelere ilan vermiyor,ilanlarını kesiyor, basın kartlarını geciktiriyor. İktidar, medyanın yüzde95’ini kontrol altına almış, talimatlı haberler yaptırıyor, yetinmiyor, sansüryasa tasarısıyla sosyal medya dâhil eleştireni, gerçeği dile getireni tümdensusturmak istiyor. Mahkemelerden yayın yasakları ardı ardına gelirken, RTÜK,Basın İlan Kurumu özgürlüklere darbe vururken sosyal medyada da suç olmayankonularda dahi dava yoluna gidilirken muhalif basının haber alma ve haberikamuoyuyla paylaşması önünde engeller yaratılıyor. Bu bir sansür yasasıdır,geri çekilmelidir, kabul etmemiz mümkün değil.

BAŞKAN– Sayın Köksal…

30.- Afyonkarahisar Milletvekili BurcuKöksal’ın, sansür yasasına ilişkin açıklaması

BURCUKÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, şu anda görüşülmekte olan sansür yasasıyürürlükte olsaydı mazottan gübreye, yağdan una her gün gelen zam haberlerini,Sayıştay raporunda tespit edilen yolsuzlukları, usulsüzleri öğrenemeyecektik.Eğer bu sansür yasası yürürlükte olsaydı mesela seçim bölgem Afyonkarahisar’dabelediyenin “Çevre Hizmetleri Birliği” adı altında Avrupa’ya düzenleyiptepkimiz üzerine iptal ettiği 1 milyonluk geziden haberimiz olmayacaktı. Eğerbu sansür yasası yürürlükte olsaydı sarayın günlük 10 milyonu aşan masraflarınıbilemeyecektik. Şimdi soruyorum: Ey AKP! Sen kendi medyanı oluşturup bizisindireceğini mi sandın? Senin dönemindeki yolsuzlukları, hırsızlıkları,yalanları yok sayıp bu milletin sana oy vereceğini mi sandın? Bu sansüryasasını çıkarıp bizi susturabileceğini mi sandın? Sen bu yasayla giderayak AHaber’e benzeyen bir sosyal medya ortamı yaratabileceğini mi sandın?

ZÜLFÜDEMİRBAĞ (Elâzığ) – Burcu’yu kimse susturamaz!

BAŞKAN– Sayın Aycan…

31.- Kahramanmaraş Milletvekili SeferAycan’ın, 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftası’na ilişkin açıklaması

SEFERAYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, 1-7 Ekim Camiler ve Din GörevlileriHaftası’dır. Camiler inancımızın eseri, yaşadığımız topraklara mührümüzdür,toprağın vatan olmasının işaretidir. Camiler milletin eseridir. Camiler millettarafından yapılır yani milletin kendisinin öz kaynaklarıyla yapılan yerlerdir.Bu nedenle camilerimize sahip çıkılmalı ve camilerimizi yaşatmalıyız.Camilerimizde, Kur’an kurslarımızda görev yapan tüm din görevlilerimizesaygılar sunuyoruz, hepsine sağlıklı hayırlı görevler diliyorum.

Buhafta münasebetiyle din görevlilerinin durumu, sorunları da konuşulmalı veçözülmelidir. Camilerimizde ve Kur’an kurslarımızda boş kadrolardoldurulmalıdır, özellikle kırsal alanda boşluk bırakılmamalıdır, dini kişiselamaçları doğrultusunda kullanmak isteyenlere fırsat verilmemelidir, fahri Kur'ankursu öğreticileri ve vekil imamların durumu da düzeltilmelidir, kadro tahsisiyapılarak bu kişilerin kadrolu çalışması sağlanmalı, din görevlileri arasındakadrolu imam veya vekil imam ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.

BAŞKAN– Sayın Feridun Bahşi… Yok.

SayınHacı Özkan… Yok.

SayınÇetin Arık…

32.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın,yerel basının taleplerine ilişkin açıklaması

ÇETİNARIK (Kayseri) – Daha özgür bir basının yerine susturulmuş bir basın hayalikuran iktidar yıllardır yerel basının taleplerini görmezden geliyor. Bugün,yerel televizyonlar ve radyolar geçim sıkıntısı içerisinde, zorunlu ödemelerinidahi yapamamakta. Zorunlu yayınlarla birlikte özellikle bakanlıkların,belediyelerin icraatlarını ve duyurularını belli ajanslar üzerinden televizyonkanalları ve radyolar geçmekte. Eğer bu reklamlar basılı mecra olan gazetelerdeuygulanan resmî ilan sistemi gibi doğrudan Basın İlan Kurumuna gönderilir vetelevizyon kanallarına da Basın İlan Kurumu tarafından iletilirse hem adaletlibir paylaşım hem de Basın İlan Kurumuna ek gelir yaratılacaktır.

Kahrolsunistibdat, yaşasın hürriyet! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Sayın Gaytancıoğlu…

33.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, enflasyona ve sansür yasasına ilişkin açıklaması

OKANGAYTANCIOĞLU (Edirne) – Geçen yıl 1 lira olan domates şimdi 10 lira, geçen yıl2 lira olan biber şimdi 20 lira, geçen yıl 40 lira olan peynir şimdi 130 lira,80 lira olan kıyma 160 lira. Şekere yüzde 500 zam geldi, mazota yüzde 300 zamgeldi, gübreye yüzde 500 zam geldi; geçen yıl 200 lira olan bir çuval un şimdi600 lira. Sansür yasası getirerek bunların konuşulmasını engellemekistiyorsunuz ama ne yaparsanız yapın hiçbir şeyi engelleyemezsiniz, hiçbir şeyikarartamazsınız. Her şey vatandaşın gözlerinin önünde oluyor; vatandaş çarşıya,pazara, markete, bakkala gittiğinde bu fiyatları görüyor, ne kadaryoksullaştığını görüyor, ne kadar içler acısı bir durumla karşılaştığınıgörüyor.

Enkısa zamanda gideceksiniz, bunu siz de biliyorsunuz. Her şeyi engelleseniz devatandaş size…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın Tanal…

34.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van ili Muradiye ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sizinvasıtanızla Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına soruyorum: Vanili Muradiye’nin sorunları şunlardır: DSİ işletme şubesi kapatıldı, tapu vekadastro müdürlüğü kapatıldı, şeker pancarı şefliği kapatıldı, askerlik şubesikapatıldı, meteoroloji kapandı. Giden bu kurumlar nedeniyle Muradiyelilermağdur. Bunlar ne zaman geri getirilecek?

100yataklı devlet hastanesi yıkıldı, yerine 20 yataklı hastane yapıldı. Hastanedeuzman doktor yok, tıbbi cihazlar yok, MR yok, tomografi yok. Adliye binasıyetersiz. 250 öğretmen açığı var, ders karşılığı öğretmenlerin ataması dahiyapılmıyor. Doğal gaz yok, taşımalı eğitim yapan su ürünleri fakültesi kapandı.İçme suyu yok, işsizlik çok. Kanalizasyon altyapısı yok, gençlerin veailelerinin oturacağı park alanı yok, köylerde ulaşım yok. Muradiye-Van arasıotobüs çok az. Elektrik sıkıntısı var, altyapı eksikliği var.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın Sümer…

35.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in,Adana’nın sorunlarına ilişkin açıklaması

ORHANSÜMER (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

27’nciDönemin son yasama yılında, yıllardır söylememize, çözüm üretin dememize rağmenAKP iktidarının Adana’mıza yapmadıklarını bir kez daha dile getirmek istiyorum.Bu söyleyeceklerim sadece birkaç tanesi. Karşıyaka devlet hastanesinin temelidahi atılmadı. Kozan-Mansurlu yolu hâlâ tamamlanmadı. Millet bahçesi olacağısöylenen stadyum arazisinin -2 defa ilahesi yapıldı- ne olacağı belli değil.

BaştaKöprülü Mahallesi olmak üzere birçok bölgede kentsel dönüşüm çalışmalarınaBakanlıktan izin çıkmıyor. Seyhan, Ceyhan, Yüreğir ilçelerimizin köylerindehâlâ elektrik kesintileri devam ediyor. Aladağ ilçemizin köylerinde, maalesef,telefon bugünlerde çekmiyor. Karataş ve Yumurtalık ilçelerimizde, sezonunbaşlamasına rağmen, balıkçılar maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle denizeaçılamıyor. Süt üreticilerinin mağduriyetleri giderilmedi. Adana’mızın ne yazıkki bir dakikaya sığmayacak birçok sorunu var ancak Adanalı hemşehrilerimiz hiçmerak etmesin, sekiz ay kaldı, geliyor gelmekte olan. Başta Türkiye'nin, sonratüm illerimizin sorunlarını tek tek çözeceğiz.

BAŞKAN– Sayın Güzelmansur…

36.- Hatay Milletvekili MehmetGüzelmansur’un, Hatay’ın sorunlarına ilişkin açıklaması

MEHMETGÜZELMANSUR (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yıllardanberi Hatay’a üvey evlat muamelesi yapan AKP iktidarı; yatırımlardan,teşviklerden, projelerden Hatay’ı sınırlı seviyede yararlandıran AKP iktidarı;Hatay’a hak ettiğini hiçbir zaman vermeyen AKP iktidarı; Hatay’a hizmet etmeyenAKP iktidarı. Şimdi, bu iktidarın Hatay yönetimi bir açıklama yapıyor, diyorki: “Bu kent hizmeti hak ediyor.” “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.”derler ya, aynen de öyle. Buradan soruyorum: Sanayinin gelişimi, istihdamınartması, Hatay’ın refahının yükselmesi için şunlardan hangisini yaptınız? HassaTüneli’ne kazma mı vurdunuz? Demir yolu ulaşımı için 1 santimetrelik dahi olsaçabanız oldu mu? İskenderun’a lojistik merkezi mi kurdunuz? 14 Orta Doğuülkesine açılan sınır kapımızı mı açtınız? Otoyolu Antakya’ya mı getirdiniz?

Teşekkürederim.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, teklifin maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşimeon dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.25

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.40

BAŞKAN: Başkan Vekili SüreyyaSadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Emine SareAYDIN (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)

---0---

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2’nci BirleşimininÜçüncü Oturumunu açıyorum.

340sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyonyerinde.

Şimdibirinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birincibölüm 1 ila 18’inci maddeleri kapsamaktadır.

Evet,birinci bölüm üzerinde ilk söz İYİ Parti Grubu adına Sayın Ayhan Erel’in.

SayınErel, buyurun.

İYİPARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,yüce Türk milleti; Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına DairKanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerine partim, İYİ Parti adına söz almışbulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözleriminbaşında yeni yasama yılımızın yüce Türk milletine, yüreklerinde Türk vatanı, Türkmilleti, Türk devleti, Türk bayrağı aşkı olan tüm milletvekili arkadaşlarımahayırlı olmasını temenni ediyorum.

İYİParti olarak yeni yasama yılında da devletimizi güçlü, milletimizi mutlu edecekher kararı destekleyeceğimizi ama keyfî karara destek olmayacağımızı bir kezdaha belirtmek isterim.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; Genel İdare Kurulu üyelerimizden, eski GenelBaşkan Yardımcımız Taylan Yıldız Bey’in “İnternet okyanus gibidir, havuzmedyasına dönüştürülemez.” sözü çok kıymetlidir. AK PARTİ özgür interneti kendiiktidarına büyük tehdit olarak gördüğü için bu alanı egemenliği altına almadüşünce ve hayallerine kapılmıştır. RTÜK ve Sosyal Medya Şikâyetleri İncelemeKomisyonu marifetiyle yapmak istediklerini bugüne kadar tam anlamıyla yapamadılar.İnternet tüm kapatmalara, yasaklara, tehditlere, kısa süreli hapis cezalarınakarşın okyanus olmaya devam etti. AK PARTİ’nin interneti kontrol etme planı2018’de internet yayıncıları, 2020’de sosyal medya platformları, üstünedemokratik olmayan yasalarla kurulan baskılarla çoğaldı. Şimdiki adımla da sonkullanıcıların, 85 milyon vatandaşımızın kanunların sopasıyla seslerini kısmak,kesmek istemektedir, onu da bu yasayla yerine getirmek hevesindeler. Ancakdedik ya, okyanusları havuzlara sığdıramazsınız, taşar, onun için dikkat etmekgerekiyor. Tabiatın doğasına aykırı eylemler eylem sahiplerine zarar verebilir.

Değerlimilletvekilleri, kanunun amacına baktığımızda, daha çok yalan ve aslı olmayanhaberleri önleme, kişilerin kişilik haklarına yapılan saldırıyı ortadankaldırma amacı güttüğünü görmekteyiz. Tabii ki dezenformasyon sadeceTürkiye’nin bir meselesi değil, günümüzde dünya meselesi hâline gelmiştir. Bubağlamda baktığımızda, dezenformasyonun en etkili olduğu toplumlardakutuplaşmanın çok egemen olduğunu, geleneksel medyaya güvenin olmadığını,yöneticilerin gerçekçi söylemler dışında popülist söylemler kullandığını ve buniteliklerin egemen olduğu toplumlarda da dezenformasyonun olumsuz anlamda çoketkili olduğunu görmekteyiz. Taraf olduğumuz Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde “Herkes ifade özgürlüğüne sahiptir. Bu hak,kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin,kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.”denilmektedir. 10’uncu maddenin bu hakkın belirli koşullar altındasınırlandırılabileceğinden bahsettiğini görmekteyiz ancak buradaki en önemlihusus, getirilecek kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olmasının tespitigerekmektedir.

Yinebenzer şekilde, Anayasa’mızın 26’ncı maddesi ifade özgürlüğünü, özellikle haberalma ve verme özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Anayasa’mızın 13’üncümaddesi, temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olması gerektiğini ifade ediyor. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin hem de Anayasa’mızın getirilecek kısıtlamalar içinzorunlu tuttuğu “demokratik toplum düzeninde gerekli olma” kavramından neanlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıyla ortaya çıkmıştır.Buna göre, temel hak ve özgürlüğe getirilecek sınırlamaların zorunlu ya daistisnai önlemler niteliğinde olması başvurulabilecek en son çare ya daalınabilecek en son önlem olarak gösterilmesi gerekmektedir.

Görüştüğümüzbu kanun teklifi, haber alma verme özgürlüğüne müdahale niteliğinde olan, yalanhaber özgürlüğüne bağlayıcı ceza öngören konulu yasa teklifi gerçektendezenformasyonla mücadele için son çare midir? İktidarın amacı gerçektendezenformasyonla mücadele ise öncelikle ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve popülistsöylemlerden uzaklaşmalı, ardından geleneksel medya üzerindeki baskıyısonlandırmalı ve halkın medyaya olan güvenini tekrar tesis etmelidir.Anayasalar insan hak ve özgürlüklerini korumak için tesis edilir ve en önce deişin özünde devletten korumak söz konusudur, yani bireyin hak ve özgürlüklerinikorumak o kadar kıymetlidir ki kendi devletinden korumak için anayasalar veyasalar çıkarılmıştır. Bu yasa teklifinin gerekçelerine baktığımız zaman,birçok satırında bireyimizin hak ve özgürlüklerini korumak için devletin tedbiralması gerektiğinden söz edilmekte, oysa işin özünde bireysel hak veözgürlükleri çoğu zaman devletten korumak icap ettiği bu yasayla ortayaçıkmaktadır. Bugün, Türkiye'de birçok sorunun altında yatan neden demokrasiye,insan haklarına, bireysel özgürlüklere yeterince değer verilmemesindenkaynaklanmaktadır.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; RTÜK’ün basına ve televizyona verdiğicezaların hemen hemen tamamına yakınını muhalif olanlara verdiği bilinmektedir.Hâl böyle olunca yasaların, yargıçların -yargı bağımsızlığına vetarafsızlığına- siyasi gücün ve siyasi baskının sonucu yeterince adil olmadığı,yargı yeterince görevini yapamadığı için bunlar ortaya çıkmaktadır.

AKPARTİ sadece yazılı ve görsel medyayı kontrol ederek siyasi iktidarınısürdürmesinin zor olduğunu sezince sosyal medyayı da kontrol etmek zorundaolduğu düşüncesine kapılmıştır. Bu kanun teklifiyle büyük ölçüde sosyal medyayıve basını neredeyse tam kontrol altına almak amaçlanmaktadır. Basında temelkural, basının bağımsız olmasıdır. Bu temel kuralı zedelediğimiz zaman basınhareket edemez hâle gelir. Bu kanun teklifinde, görüldüğü gibi 300 bin liradan1 milyon liraya kadar cezalar, diğer taraftan bir yıldan üç yıla kadar hapiscezaları muallak ifadelerle kaleme alınmıştır; alt sınır ile üst sınırarasındaki makasın açıklığı beraberinde bazı kaygıları getirmektedir.Vatandaşın “Bu suçu işleyen iktidardan yana ise alt sınırdan ceza verilipertelenecek, eğer bu suçu işleyen vatandaş iktidardan yana ise alt cezaverilecek, muhalefetten yana ise üst ceza verilecek, erteleme ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılması hükümlerinden faydalanamayacak.” yönündeendişeleri var. Bugüne kadarki uygulamalara baktığımızda; ceza almış onlarca,yüzlerce medya mensubu ve hapse girmiş basın mensupları ve hepsinin muhalefetmensubu olduğunu düşünürsek doğrusu bu teklif basını tedirgin etmektedir. Bugünsosyal medyanın tarafsız ve güçlü bir şekilde, dinamik bir şekilde hareketalanı varken bu kanun teklifiyle tümüyle hareket alanının daraltılmasıamaçlanmıştır.

Ayrıcaen taraflı kurumlardan biri olan İletişim Başkanlığının basın kartı dağıtması,basınla ilgisi olmayan kimselerin enformasyon görevlisi olarak basın kartıalabilmesi son derece sakıncalı uygulamalardır. Bu tür yetkilerin İletişimBaşkanlığı ve yine taraflı kurulması muhtemel komisyon kuruluşlarıyla basınkartlarının dağıtılması son derece hatalıdır.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; halkın ve toplumun nefes borusu olan basınınbütün nefes boruları kesilirse gerçekten sağlıklı, güvenli ve demokratikkurallar içinde yaşama imkânı kalmayacaktır. Zaten ülkemizdeki ekonomininçöküşü, hukuktaki özgürlük alanlarındaki, özellikle de demokrasidekidaralmaların bir sonucudur. Güçlü demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olmayacağıbugün gün gibi aşikârdır. Ne yaparsak yapalım enflasyonu ve ekonomik çöküntüyüdemokratik bir ortam sağlamadan durdurmak mümkün görülmemektedir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

AYHANEREL (Devamla) - Bu tip demokrasiyi ve özgürlüğü daraltan kanun teklifleriönümüze geldikçe üzülerek ifade etmek istiyorum ki ülkemiz savrulmaya devamedecektir.

Demokrasinintemel ilkelerinden özgürlük ve eşitlik ilkelerine aykırı olan bu kanunteklifinin, belirtmiş olduğum düşünceler neticesinde geri çekilmesi gerektiğinibelirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarındanalkışlar)

BAŞKAN– Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Hayati Arkaz.

(Video) TBMM PLAN BÜTÇE KOMİSYONU GÖRÜŞMELERİ 27/10/2022 1.BÖLÜM

Buyurun.(MHP sıralarından alkışlar)

MHPGRUBU ADINA HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; Basın Kanunu’yla ilgili Milliyetçi HareketPartisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıylaselamlıyorum.

Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesine göre herkes ifade özgürlüğünesahiptir ancak millî güvenliği, toprak bütünlüğünü ya da kamu düzenini korumakiçin devletler haber kaynaklarını ve iletişim araçlarını kontrol altındatutabilirler, zira toplumun sağlık, kültür, ahlak ve güvenliğini tehdit eden,kişisel verileri ihlal eden hiçbir kanaat ifade özgürlüğü kapsamına girmez.Bilgiye en kısa yoldan, en doğru vasıtalarla, en objektif şekilde ulaşmak, aynızamanda iletişim kanallarını aktif olarak kullanmak çağımızın en büyükkolaylıklarından biridir.

LiderDevlet Bahçeli Bey’in daha önce belirttiği gibi ne yazık ki bu kolaylıklarınyaşandığı sosyal medya ve internet dipsiz bir kuyuya dönüşmüştür. Teknolojiningetirdiği imkânlar “sosyal medya” kavramını gündelik hayatın merkezine taşımış,böylece haber alma ve ifade özgürlüğü açısından “yeni medya” olgusunu ortayaçıkarmıştır. Ayrıca, yalan haberi kasıtlı olarak üretme ve yayma yanidezenformasyon internet sayesinde daha yaygın bir algı yönetim aracı olarakkarşımıza çıkmaktadır. Dezenformasyon, çeşitli amaçlarla bilgiyi çarpıtma ya dakasıtlı olarak yanlış bilgiyi yayma işlemidir; kötü niyetli kişilerce gerçekdışı bilgilerin ekonomik ve siyasi çıkar elde etmek için kullanılması,insanları yanlış yönlendirmek adına bu bilgilerin servis edilmesidir. Kısmendoğru bilgilerin de abartılarak, kesilerek kırpılarak, biraz doğru ve biraz dakurguyla birleştirilerek kişisel çıkar ve zevk için yayılması dadezenformasyona girmektedir.

Basınözgürlüğü, ifade hürriyeti gibi kavramlar içeride ve dışarıda ülkemiz aleyhineçarpıtılmış ve istismar edilmiş yaklaşımlarla Türkiye karşıtlığının birmalzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu siyasi ve ideolojik yaklaşımlar, basıncamiamızın asıl emektarlarına da zarar vermektedir.

Değerlimilletvekilleri; basın, demokrasiyi güçlendirme, kamuoyunun haber almahürriyetine hizmet etme, toplumu sağlıklı ve doğru bir şekilde bilgilendirmedoğrultusunda çalışmalıdır. Ancak bir kısım basının yerli ve millî bir çizgidedurmak yerine bugün hâlâ sömürge zihniyetine destek verdiğine üzülerek şahitlikediyoruz. Popülist yayın politikalarının kamu yararının önüne geçmesi, medyanındemokratik sistemlerle oynadığı kritik rolü zayıflatan bir unsura dönüşmüştür.

Görüşmekteolduğumuz kanun teklifi sayesinde vatandaşlarımız “yeni medya” olaraktanımlanan internet haber sitelerinden ve sosyal medyadan güvenli bir şekildebilgilere erişebilecekler, internet üzerinden yayın yapan haber sitelerikanunla koruma altına alınacak ve çalışanlar gerekli şartlar karşılığında basınmensubu haklarını elde edeceklerdir.

Ayrıcainternet üzerinden yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak suç olarak kabuledilecektir. Sahte hesapların yalan haber yaymasına izin verilmeyecek, herhangibirine yönelik küfür, iftira, hakaret, nefret ve ayrımcılık söylemlerinin deönüne geçilecektir. Bu noktada bir hekim olarak internet ortamındaki sahtehayatların sosyal problemlere, kişilik bozukluklarına ve psikolojikrahatsızlıklara yol açabileceğini belirtmek istiyorum. Üstelik ekran başındahareketsiz zaman geçirmenin ciddi fizyolojik sonuçları olabileceğini deunutmamamız gerekiyor.

Bilindiğiüzere yaklaşık üç yıldır tüm dünyada Covid-19 pandemisiyle mücadele etmekteyiz.Hastalığın önlenmesi adına tüm ülkeler aşı üretmek için büyük bir çabaharcadılar. Bu süreçte Türkiye de aşıyı ilk bulan 9 ülkeden 1’idir. Ancaksosyal medya üzerinden aşının zararlı olduğu ve bazı hastalıkları tetiklediğigibi altı boş algılar yapıldı, maalesef birçok insan bu algılardan etkilenerekaşı olmadı ve de hayatını kaybetti. Diğer bir yandan bazı kötü niyetli kişiler,sosyal medya üzerinden, bilgileri olmadığı hâlde birçok konuda olumsuz fikirpaylaşarak toplumu mutsuzluğa ve umutsuzluğa sevk etmektedirler. Deprem,yangın, sel gibi doğal afetlerde paylaşılan abartılı fotoğraflar, toplumvicdanında ciddi yaralar açmıştır. Sosyal medyada kötü niyetli kişilertarafından oluşturulan suni gündemler, yanlış ve yalan haberler kitleleriharekete geçirmekte; insanlar tuzağa düşebilmektedir. Yani ülkemizde güvenortamını dahi tehdit eden dezenformasyona maruz kalmamak için bilinçli hareketetmek, kaynağından emin olmadığımız hiçbir haberi paylaşmamak ve devletimizinresmî kurumlarına güvenmek gerekmektedir.

Değerlimilletvekilleri, internet ortamındaki sahte yaşamlar sosyal problemlere,kişilik bozukluklarına, psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklara yol açtığıgibi aile ortamını da bozmuştur. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir araştırmadaTürk vatandaşlarının bir ayın yaklaşık dört buçuk gününü sosyal medyadageçirdiği görüldü. Bu, toplumsal ve kültürel açıdan çok ciddi bir halk sağlığısorunudur. Toplumu, özellikle gençlerimizi yani geleceğimizi korumak içindezenformasyon konusuna hep birlikte çözüm üretmeliyiz.

ÜlküOcakları Genel Başkanı Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım geçtiğimiz günlerde yaptığıbir açıklamada diyor ki: “Özellikle gençlerin toplum hayatından kopuk birmecrada sanal ilişkilere kapılarak hayattan uzaklaşmasından endişe duyuyoruz.Bunun için, onları Ülkü Ocaklarına davet ediyoruz.” Bizler de gençlerimizisanal hayatta değil; gerçeğin ta kendisinde, eğitimde, kültürde, sanatta vesporda kısaca hayatın her alanında başarılı bir şekilde görmek istiyoruz. Şunuaçık bir şekilde ifade etmekte fayda görüyorum: Bu düzenlemeden ancakdezenformasyon yapanlar, kişilik haklarına saldıranlar, yalan ve çarptırılmışbilgilerle kamu düzenini bozmaya çalışanlar, haber alma özgürlüğünü ipotekaltına almaya çalışanlar, demokratik değerlerle kavgalı olanlar, yalanmekanizmalarından medet umanlar, siyaset sahnesini ve toplumsal huzuruzehirlemeye çalışanlar rahatsız olurlar.

İnternetve sosyal medyada yalan haberi ve dezenformasyonu engellemek amacıylahazırlanan kanun teklifini destekliyoruz. Teklifin hazırlanmasında emeği geçenherkese çok teşekkür ediyorum.

Bende bir hekim olarak, son olarak şunu söylemek istiyorum: Grip aşımı oldum,bütün vatandaşlarımızı da grip aşısı olmaya davet ediyorum.

GenelKurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki. (HDPsıralarından alkışlar)

HDPGRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yasaylailgili o kadar çok şey söylemek istiyorum ki on dakikalık süreye nasılsığdırırım bilmiyorum ama önemli başlıklarla ilgili birkaç tane açıklama yapmakistiyorum. Baştan başlayalım, bir tanesi şu: Teklif sahipleri “Biz internethaberciliğine yasallık kazandıracağız yani yasal bir statü tanıyacağız.” diyor.Sanırsınız ki Türkiye’de internet haberciliği illegal, yasa dışı, bu yasadeğişikliği yapıldıktan sonra internet haberciliği yasal düzene kavuşacak; budoğru değil, Türkiye’de bir internet haberciliği zaten var ve internetüzerinden haber yayıncılığı yapılıyor.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Gazeteci bile saymıyorlar, gazeteci bile saymıyorlar onları.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Ayrıca “Bir yasal güvenceye kavuşturuyoruz.” derkenaslında teklif sahiplerinin yaptığı bir tane şey var, diyorlar ki: “Basın İlanKurumunun verdiği ilanlar var ve bunun karşılığında bir gelir elde ediyorlar;biz bu gelirlerin bir kısmını onlara vereceğiz.” Yani birinin cebinden alıp birkısmını internet haberciliği yapanların cebine koyarak internet haberciliğinibir güvenceye kavuşturmuş olmazsınız. İtiraz eden çok sayıda yerel gazetecivar. Neden itiraz ediyorlar? Diyorlar ki: “Zaten ayakta durmakta zorlanıyoruz,3 kuruş gelir elde ediyorduk, bu 3 kuruşluk gelirimizin yarısını da bizden alıp-en az yarısını da alıp- internet haberciliği yapan sitelere vereceksiniz.”

Şimdi,bakın, dünyada kâğıt gazeteciliği azalıyor, pek çok büyük gazete artık kâğıtolarak basım yapmıyor, internet üzerinden yayım yapıyorlar ve ayaktadurabiliyorlar ama bu sıralarda oturan her milletvekili biliyor ki yerelgazeteler Türkiye’de çok önemli, pek çok haber yerel gazeteler aracılığıylageniş kitlelere ulaşabiliyor. Emin olun, bu yasa yürürlüğe girdikten sonra, oher gün çıkan ama bir süredir haftada bire, on beş günde bire, ayda bire düşmüşolan o gazeteleri belki çıkaramayacaklar. 3 kişi, 5 kişi çalışan o yerelgazeteleri artık tek 1 kişiyle bile ayakta duramaz hâle getirecekler.İstedikleri tek bir tane şey vardı, diyorlardı ki: “Eğer internet haberciliğiyapanların bir gelir elde etmelerini sağlayacaksanız bizim cebimizden alıponlara vermeyin.” ama bütün tartışma süreci boyunca teklif sahipleri bu konudabir düzenleme yapmadılar.

Şimdi,getirilen 2’nci düzenleme şu: Basın kartlarıyla ilgili bir düzenleme yapıyorteklif sahipleri. Bunu niye yaptıklarını hepimiz biliyoruz aslında. Basınkartlarının dağıtılması konusunda inanılmaz antidemokratik uygulamalara imzaattı bu siyasi iktidar. Bir gece, bir karar aldılar ve bütün gazetecilerin,Türkiye’deki bütün gazetecilerin basın kartlarını iptal ettiler, dediler ki:“Biz sarı basın kartını iptal ediyoruz, turkuaz basın kartı vereceğiz.” Şeklî birdeğişiklik gibi yansıtmaya çalıştılar ama öyle olmadı; elli iki yıllık gazeteci-toprağı bol olsun- Aydın Engin’e bile basın kartı vermedi bu siyasi iktidar.Böyle mi basın kartlarını yeniliyorsunuz? Sadece basın kartınıyeniliyorlarmış(!) Muhalif gazetecilerin hiçbirisine neredeyse basın kartıverilmedi. İktidarın yaptığı kapalı toplantılarda istemediği gazetecileri otoplantılara almamasından bahsetmiyorum, sokakta gazetecilik yapmasına bileizin vermiyor bu siyasi iktidar basın kartı vermeyerek. Hâlâ bu uygulamayısürdürmeye çalışıyor.

Bakın,Danıştaya basın meslek örgütleri onlarca dava açtı ve bu davaların neredeysehepsini kazandılar. Peki, bunun karşısında, propagandadan sorumlu BaşkanFahrettin Altun Danıştay kararından sonra nasıl “tweet” atıyor ben sizesöyleyeyim, diyor ki: “Basın Kartı Yönetmeliği’mizin bazı maddeleri Danıştaytarafından iptal edilmiş. Daha iyisini yapmak için derhâl çalışmaya başladık.Görevde olduğumuz müddetçe gazetecilik adı altında terörizm propagandasıyapanlarla mücadele edeceğiz, terör seviciler boşuna sevinmesinler.” SanırsınızDanıştay terör sevicilerini korumak için böyle bir karar almış ama öyle değil,tam tersine iktidarın basın kartlarını bu biçimde, keyfî biçimde iptal etmesiniAnayasa'ya aykırı bulmuş, yasalara aykırı bulmuş ama ne gam, yeter kipropaganda olsun, Fahrettin Altun istediğine istediğini söylesin.

Hukukasaygılı bir iktidar ne yapar? Mahkeme kararlarına saygı duyar, bunun gereğiniyapar ama bu siyasi iktidar ne yapıyor? Danıştay kararını boşa çıkarmak içinkanunları -bugün olduğu gibi- yönetmeliğe çeviriyor, yönetmelikle yapamadığınıbir kanun değişikliğiyle yapmaya çalışıyor. Umarım Anayasa Mahkemesi buna geçitvermez.

Şimdi,bunun içerisinde bir başka düzenleme daha var, hepimizin çokça tartıştığı, aslındabasın mensuplarının da çokça tartıştığı bir şey var: “Dezenformasyon yasası”deniliyor, dezenformasyon yasası. Bu yasayla, güya yalan yanlış bilgi yayanlarcezalandırılacak, asıl amacın bu olduğunu söylüyorlar. Hatta teklif sahipleriKomisyon sıralarında şunu söylediler, dediler ki: “Bu yasa aslında uygulanamaz.Bu yasa uyarınca hiçbir gazeteci soruşturulamaz, hiçbir gazeteciye cezaverilemez.” Teklif sahiplerinin neredeyse hepsi bunu söyledi, dediler ki: “Bizyargı mensuplarıyla, yüksek yargı mensuplarıyla konuştuk, ‘Eğer bu yasa geçersezaten hiç kimseyi yargılayamazsınız.’ dediler.” Eğer öyleyse niye bu teklifigetiriyorsunuz? Çünkü öyle olmadığını aslında hepiniz biliyorsunuz.

Bakın,ben size bir örnek vereceğim: Adliye sarayına getirilmiş Belediye Başkanımız,500 bin nüfuslu bir kentin Belediye Başkanı, Mehmet Demir; gözaltına alınmış,adliyeye getirilmişti cumartesi günü. Adliye kapalı, hiç kimse yok, onlarcaterörle mücadele polisi var; savcılığın kapısında Belediye Başkanımız bekliyorters kelepçeyle, onlarca terörle mücadele polisinin önünde, savcının kapısınınönünde; hiç kimse yok, sadece avukatlar var, birkaç milletvekili var. Bizterörle mücadele polislerinden rica ettik, dedik ki: “Ters kelepçeyitakmışsınız, zaten 50 polisin içerisinde, savcılığın da kapısında, kelepçeyiaçın.” “Kaçma şüphesi var.” dediler. Cumartesi günü, adliyede hiç kimse yok, 50terörle mücadele polisinin içerisinde, “Kaçma şüphesi var, kelepçeliyoruz.”dediler. Savcıya söyledi avukat arkadaşlarımız, savcı da “Polis arkadaşlar öylesöylüyorsa kaçma şüphesi vardır.” dedi. Çünkü bir yasal dayanak bulmuşlardı.

Eğeryasa size bir kapı açtıysa mutlaka iktidar o yasayı sonuna kadar kullanır. Eminolun, bu yasa geçsin, pek çok gazeteci, pek çok televizyoncu sadece haber yaptığıiçin soruşturulacak; emin olun, onlarca gazeteci, televizyoncu gözaltınaalınacak, tutuklanacak ve sonra bizler bunu eleştirdiğimizde diyeceksiniz ki:“Bağımsız yargı var, yargı karar versin gerçekten dezenformasyon yapmış mıyapmamış mı.” Ama bu arada onu sindirmiş olacaksınız, bu arada onu gözaltınaalmış olacaksınız, bu arada onu tutuklamış olacaksınız ve onun dışındaki bütüngazeteciler için de bunu bir tehdit olarak kullanmış olacaksınız; sonradanberaat etmesinin sizin açınızdan hiçbir önemi olmayacak.

Süremkısa, birkaç şey daha söylemek istiyorum. Dolayısıyla bu, bir dezenformasyonyasası değil, kesinlikle muhalefetin susturulmasıdır, sosyal medya aracılığıylamuhalif düşüncelere sahip olan insanların görüşlerini açıklamalarını engellemekamacıyla getirilmiş bir yasa teklifidir. Bunun böyle olduğunu seçime giderkenhep beraber göreceğiz. Ama sadece bu yok, içerisinde onlarca şey var; bensadece son bölümünü söyleyeceğim.

Bakın,37’nci madde, bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şimdi, “şebekeler üstühizmet sunucusu” diye bir kavram geliyor, şebekeler üstü hizmet sunucusu. Keşkeşu anda ekranların açık olduğu bir saat olsa da herkesin her gün kullandığı biruygulamanın nasıl terörize edildiğini herkes duyabilseydi. Bu “şebekeler üstüağ sağlayıcı” dedikleri kimler biliyor musunuz arkadaşlar? Telegram uygulaması,WhatsApp uygulaması, Signal uygulaması gibi uygulamalar. Diyor ki teklifsahipleri: “Bu şirketler milyarlarca dolar para elde ediyorlar, biz, bununüzerinden, bundan vergi alacağız.” Emin olun, bu salonun içerisinde hiç kimsebu hizmetin vergilendirilmesine karşı çıkmaz. Bu uluslararası şirketler milyardolarlık kazanç elde ediyorsa elbette bu vergilendirilsin ama amaç o değil.Bakın, amaç neymiş ben size söyleyeceğim. Keşke bulabilsem, şimdi notlarımıniçerisinde bulamadım. Yetişmez diye düşünüyordum ama…

Diyorki teklif sahipleri: “WhatsApp, Telegram, Signal gibi uygulamalardan kaç kişigörüşmüş, ne kadar süreyle görüşmüş, biz bunları bu şirketlerden isteyeceğiz.”Sadece bu olsa hiçbir sorun yok. Diyecek ki: “Türkiye'den Telegram’ı takip eden1 milyon kişi var, bunlar Telegram üzerinden -işte, atıyorum- yüz bin saatkonuşmuşlar, şu kadar mesaj göndermişler.”

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bitiriyorum.

Bubir tehdit oluşturmaz ama Kuruma, BTK’ye öyle bir yetki veriyor ki bu yasa“İçerik dâhil, bu şirketlerden her bilgiyi isteyebilirsiniz.” diyor, hiçbirsınır yok. Herkesin her WhatsApp konuşmasını…

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Değişti, değişti o.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Mahir Bey, tekrar tekrar okuyalım, Kuruma yetkiveriyorsunuz, diyorsunuz ki: “Bunun dışında gerekli olan her bilgiyiisteyebilirsiniz.”

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Değişti, değişti.

SEMİHAEKİNCİ (Sivas) – Ruştu Bey, siz takip etmemişsiniz, değişmiş.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – WhatsApp’tan, Telegram’dan, Signal’den bu bilgilerintamamının alınmasına bir kapı aralıyorsunuz.

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Değiştirildi, değiştirildi.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Siz sadece muhalifler mi bu uygulamaları kullanıyorsanıyorsunuz, iktidar mensupları bunları kullanmıyor mu sanıyorsunuz?

MAHİRÜNAL (Kahramanmaraş) – Değiştirildi, çıkarıldı oradan.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Değişmiş değil Mahir Bey, ben Komisyontoplantılarının tamamına katıldım.

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Yok, yok, çıkarttılar, çıkarttılar.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Değiştirmeyi düşünüyor olabilirsiniz, değiştirmeyidüşünebilirsiniz, önergeyle değiştirebilirsiniz ama getirdiğiniz teklifiniçerisinde bu kadar şey var ve bize bunu demokratik bir teklif diye sunmayaçalışıyorsunuz.

FETİYILDIZ (İstanbul) – Sen nereden okuyorsun ya?

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Basını susturmaya çalışıyorsunuz, basın kartlarınıiptal ederek susturmaya çalışıyorsunuz, muhaliflerin sosyal medyada tepkigöstermesini engellemeye çalışıyorsunuz ama bir adım ileri gidip Telegram,WhatsApp gibi uygulamaları…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ederim.

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarındanalkışlar)

BAŞKAN– Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Zeynel Emre. (CHP sıralarındanalkışlar)

CHPGRUBU ADINA ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerliarkadaşlar, 7’nci sene bitti, 8’inci sene itibarıyla milletvekiliyim ve AdaletKomisyonu üyeliğim devam ediyor, yaklaşık beş yıldır da partimin oradakisözcüsü olarak görev yapıyorum. Bu Komisyon toplantılarında ve Genel Kuruldabugün başlayan tartışmalarda bugüne kadar hiç olmayan hoyratça bir dile şahitoluyoruz. Yani ortada bir teklif var, tasarı var, bunun doğruluğunu savunan biranlayış var; karşısında düşünen “beşinci kol” oluyor, “Amerikan ajanı” oluyor,işte, “eline kâğıt tutuşturulmuş da konuşan” oluyor vesaire vesaire, dünyakadar suçlamaya şahit oluyoruz. Ama bu Parlamentoda başta hukukçular olmaküzere herkes şunu bilir ki bu bahsedilen ağır ithamlar büyük suçlamalardır vesuçu bilip de bildirmemek de bir suçtur. Bunlarla ilgili elinde belge, bilgiolanın ismen bildirip burada bu kürsüde söyleyip suç duyurusunda bulunmasını buParlamentonun bir üyesi olarak istiyorum Cumhuriyet Halk Partisine bu konudayapılan saldırılar karşısında; aksi hâlde, gelinip burada özür dilenmesinibekliyoruz, bu birincisi.

İki:Şimdi, ortada bir tartışma var; aslında “Özünde ne var?” dediğimizde, bir yasayapılırken kamu güvenliği ile bireysel hak ve özgürlükler arasındaki dengeyi-bu, dünyada da tartışılan bir şey- nasıl tutturacağımız. Uygulamaya ilişkineleştirilere geleceğim ama ihtiyaç ve yasa yapılırkenki uygulama açısındansöylüyorum bunu. Şimdi, bizler milletvekiliyiz, bizler bir aktivist gibidavranamayız; bu, doğru, aktivist değiliz, belki o bakış açısıyla bakamayız amabizler bir general de değiliz, Emniyet müdürü de değiliz. Bu toplumdakiherkesin hassasiyetlerini gözetmemiz lazım, ihtiyaca göre yasa yapmamız lazım.Salt güvenlik açısından bir değerlendirme yapılacak olsa o zaman kapatalım gitsinTwitter'ı, en güvenli hâle getirmiş oluruz. “Ülkemizin güvenliği açısından,söylenenden daha güvenli hâle nasıl getiririz?” desek sosyal medyayı kapatalımgitsin, çok güvenli olur. Demek ki mesele burada değil, mesele neredearkadaşlar? Bakın, 2017 yılında bir Anayasa değişikliği oldu ve Anayasa'nın101’inci maddesindeki şu fıkra ilga oldu, neydi o? “Cumhurbaşkanı seçilenin,varsa partisi ile ilişiği kesilir.” fıkrası ilga oldu. Şimdi 103’üncü maddesi,tarafsızlık maddesi de olduğu gibi duruyor. Şu anda AKP Genel Başkanı aynızamanda Cumhurbaşkanı, ona bağlı bir bürokrat var ama bu bildiğimiz devletinbürokratlarından değil, AKP'nin ilçe başkanı gibi, il yöneticisi gibi,milletvekili gibi davranan bir bürokratı var. Şimdi, bu bürokrat Türkiye'dekimin gazeteci olup olmadığına karar verecek, veriyor da. Yani ilk önce “Sarıbasın kartlarını değiştireceğim, turkuaz yapacağım.” diye topladı, onu geriverene kadar zaten artık o gazeteciler illallah etti, muhalif kimliği bilinengazeteciler bunu bir türlü alamadılar, şikâyetlerde bulundular. Aynı bürokratsabahtan akşama kadar, muhalif partilere partizanca yaklaşan birinden belki 10kat daha fazla -eleştiri diyemeyeceğim- hakaretlerde bulunuyor.

Bakın,değerli arkadaşlar, Fahrettin Altun’un kendi oturduğu eviyle ilgili bir tespit,bir araştırma için -detayı başka tartışma konusu, ona girmeyeceğim, bir mantığıburada izah etmeye çalışıyorum- Üsküdar İlçe Başkanımız Suat Bey'e “Ya, bir gitbak bakalım burada dendiği gibi böyle bir kaçak yapılaşma var mı?” deniyor; adamoraya gidiyor, bir bakıyor falan, ondan sonra oradaki memurlara kendinitanıtıyor “Ben CHP Üsküdar İlçe Başkanıyım.” diyor. “Ne yapıyorsun?” “İşte,budur.” “Allah’a ısmarladık.” “Allah’a ısmarladık.” Akşamına polisler arıyoronu yani ya suç işlendiğini sonradan ayıktılar ya talimat gitti, hangisinitercih ederseniz. “Acil karakola gelmen lazım.” diyorlar; adam karakolagidiyor, telefonuna el koyma kararı, telefonunu aldılar. Bu adama, bizim İlçeBaşkanımıza hayatında zerre sabıkası yok, mahkemeye gitmemiş, karakolagitmemiş, ODTÜ mezunu bir adamı röntgencilikten, işte, özel hayatı bozmaktan,bilmem neden dünya kadar haber… “Dezenformasyon” diyorsunuz ya; aratsanızismini şimdi, hakkında iki yıllık bu süre boyunca sürekli bu kirli bilgilerdolandı, geçen gün beraat etti. Bir de dava açıldı, şimdi beraat etti; neolacak arkadaşlar? Bunu kim yaptı? Bunu Fahrettin Altun yaptı; değil mi?Sizlerin elinizle yaptırdı bunu. Şimdi, bir yönetmelik çıkardı. BizimAnayasa’mızın 124’üncü maddesinde yönetmelik çıkarma yetkisininCumhurbaşkanında, bakanlıklarda ve kamu tüzel kişiliklerinde olduğu söylenir,yazar; bunlara uymuyor, itiraz ediliyor. Yönetmelik maddesini Danıştay İdariDava Daireleri Kurulu iptal ediyor; sürem az, iptal kararını burada okuyamam,hukuken çok dolu dolu. Burada demin söylenen, ifade edilen, hatibin… Konuşmayapılıyor, “tweet”ler atılıyor geri ve peşine buraya sıkıştırılmış bir şey.

Değerliarkadaşlar, şimdi, sanki her şey güllük gülistanlık. Bu ülkede muhalifkimliğiyle bilinen basın organları var, daha arada derede duranlar var-tarafsız yayın yapmaya çalışanlar herkes açısından- iktidarı destekleyenlervar. Bakın, şimdi, ne hikmetse kriminal tipler, siyasetçiler, gazeteciler hepmuhalefetten çıkıyor. Radyo Televizyon Üst Kurulu 2021 yılında 74 ceza kesiyor-24’ü Halk TV, 22’si Tele1, 16’sı FOX TV, 8’i KRT, 4’ü Habertürk- yaklaşık 22milyon para cezası. Mesela başka örnekler vereyim: A Haber sıfır, Ülke TVsıfır, Kanal 7 sıfır, TVNET sıfır, CNN Türk sıfır. Yani, buralardakigazeteciler ya çok yetenekli, hiçbir kanun maddesine hiçbir şey yapmıyor;ötekiler de zaten zar zor idare ediyor, bir de sürekli cezalarlakarşılaşıyorlar. Ee? Bize diyorsunuz ki: “Efendim, siz yasa yapılırken önyargılı davranıyorsunuz.” Ya, sanki siz ülkeyi evliya gibi, eşit, tarafsız birşekilde yönetiyorsunuz; biz de kendi kendimize hüsnükuruntu yapıyoruz. (CHPsıralarından alkışlar) Şimdi, işin bir bu kısmı var.

Gelelim29’uncu maddeye. Diyorum ki: Ya, burada hapis cezası yapmayalım. Nedir o?Dezenformasyon olduğunda, bilmem ne, yalan haber yaydığında hapis cezası… “Paracezası olsun hiç olmazsa ya maddeyi çıkartın; olmadı, para cezası olsun;olmadı, arkadaşlar, bari cezanın üst sınırını üç yıl değil de iki yıl yapın.”diyoruz; konuşuyorlar, geliyorlar; konuşuyorlar, geliyorlar: “Olmaz.” Niyeolmaz? Çünkü cezanın üst sınırı üç yıl olmazsa tutuklanamayacak; iki yıl olursatutuklanamıyor, üç yıl olacak ki tutuklanacak. Şimdi, burada murat ne? Muratşu: Efendim, herhangi bir olayda -doğru bilgi olsun- “5 kişi, 10 kişi yalan bilgiyaydığı için tutuklandı.” diye haber servisi… Sonrasında toplumda sadece sansürdeğil, otosansür de gelişecek yani insanlar konuşmaktan imtina eder hâlegelecek. Dolayısıyla, yeni bir kanun yapıyorsunuz, madem biraz iyi niyetinizvar -değil mi- gelin hadi, bari bunu bu tutuklama sınırından geçirelim.Diyorsunuz ya: “Biz buna Yargıtay yolu açtık.” Yerel mahkeme, istinaf,Yargıtay; suçluysa ortaya çıkar zaten. Bu da yok çünkü size seçimde operasyoneliş lazım. Bizim en çok itiraz ettiğimiz maddelerden biri bu. İşte bu, sizinniyetinizi ifşa eden maddedir değerli arkadaşlar.

Şimdi,gelelim… Biz binbir güçlükle, meslek örgütlerinden birileri gelsin, derdinianlatsın diye uğraştık. Bakın, Komisyon Başkanı Abdullah Bey burada, BaşkanVekili de burada. Biz bugüne kadar “Bir kanun teklifinde Komisyona gelendavetlilerle ilgili bizden öneri alın.” diyorduk, artık demekten de bıktık, bizde demiyoruz, almıyorsunuz; kendiniz çağırıyorsunuz, istediğiniziçağırıyorsunuz. Meslek örgütlerinden, gazeteci arkadaşların büyük uğraşlarıylabazı isimler dinlendi. Ya, bunların hepsi mi kendi mesleğine -tırnak içinde-ihanet eden, kötülüğünü isteyen, düşmanlığını isteyen kimseler? Bir kimse biledemedi ki: “Biz bunu istiyoruz.” Bu nasıl iş arkadaşlar? Yani bütünçıkardığınız yasalar ilgili meslek kollarındaki insanların nasıl tersine,aleyhine bir şekilde çıkabilir? Ve oraya da yargıdan 2 isim getirdiniz; birisavcı, biri hâkim -biz yokuz getirilirken- savcı özetle “Bu yasa çok güzel.”dedi, kısaca bunu dedi -peki kardeşim- diğeri de 8. Ceza Dairesi üyesi dekalktı dedi ki: “Ya, bu teklif yasalaşırsa bu kanun bizim önümüze gelecek, benburada hukuki belirlilik açısından, kanunilik açısından vesaire açısındansakıncaları görüyorum.” Adamı bir dövmediğiniz kaldı. Sonra da iş şuraya geldi:“O adamın gerçekten nasıl biri olduğunu, verdiği kararları söylesekutanırsınız.” Yahu, adam utanılacak biriyse ne diye Komisyona çağırdın SayınBaşkanım?

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

ZEYNELEMRE (Devamla) – Yani bu adam madem utanılacak kadar kötü bir yargıçsa bunuKomisyona niye çağırdınız, burada tutanaklara, Meclisin tutanaklarına niyegirdi? Öyle değilse bunu düzeltin. Madem bu adam utanılacak bir adam -baktım,sizin zamanınızda Yargıtay üyesi olmuş- ne diye bu insanı yüksek yargıyataşıdınız? Bunları ispatlayın, buyurun. Bunlar yoksa o zaman bakın, kendigetirdiğiniz adam ne diyor biliyor musunuz? Diyor ki: “Burada suçta ve cezadakanunilik ilkesi hem Anayasa’mızda hem Ceza Kanunu’nda da vurgulanan, temel hakve hürriyetlere ilişkin çok önemli bir maddedir. Belirlilik ilkesi açısındansakıncalı görüyorum. ‘Kamu düzeni’ kavramı çok geniş; ülkenin iç ve dışgüvenliği, kamu barışını bozma -vesaire vesaire, zamanım kalmadı- bunlarınhepsinin uygulamada sakıncalı olduğunu Dairedeki üye olarak ben sizesöylüyorum.” Nokta.

Şimdi,değerli arkadaşlar, görmek isteyen, duymak isteyen duyar. Bu kanun bu hâliyleTürkiye’ye büyük zararlar verecektir.

Hepinizisaygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum.

Gruplaradına konuşmalar tamamlandı.

Şimdi,şahıslar adına ilk söz Sayın Bülent Tezcan’ın.

SayınTezcan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENTTEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

SayınBaşkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz torba yasa teklifinde iktidarblokuna mensup bütün hatipler her aşamada gerek medyada gerek burada bu yasanındezenformasyonu engellemeye dönük bir yasa olduğunu ısrarla ifade ve iddiaediyorlar. Şimdi, herkes çok iyi biliyor ki bu yasa dezenformasyonu engellemeyasası değil; bu yasa enformasyonu engelleme yasası, haber akışını engellemeyasası, haber alma hakkını engelleme yasası, konuşmayı engelleme yasası venihayetinde, özgürce düşünmeyi engelleme yasası. Birçok şey söylenebilir, anlattıarkadaşlarımız.

Bakın,değerli arkadaşlar, bu yasayla bir suç icat edilmiş, yeni bir suç icat ediliyor-Türk Ceza Kanunu’na- gerçeğe aykırı bilgiyi yayma suçu. Şimdi, merak ediyoruz,Türk Ceza Kanunu’nda hakaret suçu var, tehdit suçu var, iftira suçu var; busuça niye ihtiyaç duydunuz? Bu suçun düzenlenme amacı ne? Bu hükmün düzenlenmeamacı ne? Herkes çok iyi biliyor ki bu hükmün amacı gerçeğe aykırı bilgininyayılmasını engellemek değil; tam tersine, gerçeğin yayılmasını engellemek içinçıkarılan bir yasa. Gerçeğin yayılmasını engelleme çabası içerisindesiniz amahiçbir istibdadın gücü gerçeğin yayılmasına engel olamamıştır, olamayacaktırda. (CHP sıralarından alkışlar)

Ha,şunu çok iyi biliyoruz değerli milletvekilleri, bu yasanın amacı uyuşturucubaronlarını konuşmayın yasası; uyuşturucu baronlarının arkasında hangiilişkiler var, bunları sosyal medyada yaymayın, bunları konuşmayın, bunlarıpaylaşmayın, gazeteciler bunları yazmasın, konuşmasın yasası; uyuşturucubaronlarıyla iş birliği ve ittifak içerisinde olanları koruma yasası ya dadevlet operasyonuyla yurt dışına kaçırılan holding patronlarının arkasındakimuhtemel kirli ilişkileri konuşmayın yasası; bunları yaymayın, bunlara kafayormayın, bunu millet duymasın yasası yoksa gerçeğe aykırı bilginin yayılmasıdeğil ya da Sermaye Piyasası Kurulunun başında olan kişilerin çeşitliilişkiler, çeşitli siyasetçilerle ittifak içerisinde binlerce, on binlerce, yüzbinlerce vatandaşın sermaye piyasasında dolandırılmasına aracılık yapacağı veyarüşvet, yolsuzluk gibi iddiaların sosyal medyada, basında yazılmaması,konuşulmaması için çıkarılan bir yasa bu yasa. Bu yasa gerçeği saklama yasası.

Ha,ilginç, başka bir şey söyleyeyim, hep bu taraftan örnek vermeyeyim: Mesela,Sayın Milletvekili -AK PARTİ milletvekiliydi- Şamil Tayyar. Hatırlayın, bir şeysöyledi Sayın Şamil Tayyar, FETÖ borsasından bahsetti. Ne dedi? Dedi ki: “FETÖborsasında FETÖ'cüleri koruyorsunuz, şu kadar paraları…” Benim değil, onunsözü. E, şimdi bu yasa çıktığı zaman birileri çıkıp da Şamil Tayyar'a “Senterör örgütleri üzerinden bu tip şayiaları yayıyorsun ve bu yasa üzerindendönüp de kamu güvenliğini engelleyecek gerçek dışı haberler yayıyorsun.”dediğinde suç olacak mı olmayacak mı? Şamil Tayyar'ı yargılayacak mısınız,yargılamayacak mısınız? Ya da şunu mu diyeceksiniz: “Şamil Tayyar gerçeğeaykırı bilgi yaymadı, söyledikleri gerçektir, FETÖ borsası vardır. Onun için buonun kapsamına girmiyor.” mu diyeceksiniz? Merak ediyorum, Şamil Tayyar'lanasıl karşılaşacaksınız bu yasada?

Değerliarkadaşlar, tabii, bununla ilgili verecek çok örnek var. Bütün iktidar mensubuhatipler konuşurken iyi niyetten, dezenformasyonun engellenmesinden, basınözgürlüğünden bahsetti. Ya, bir şeyi çok iyi biliyoruz, bir şeyi çok iyibiliyoruz…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

BÜLENTTEZCAN (Devamla) – Tamamlıyorum.

Bunlaramilletin inanacak hâli kalmadı, inanmıyoruz, inanamayız çünkü siciliniz bozuk,siciliniz bozuk. (CHP sıralarından alkışlar) Yani bu konuda siciliniz bozuk,inanılacak bir sicil yok. Basın özgürlüğünde siciliniz bozuk, hukukunüstünlüğünde siciliniz bozuk; Türkiye internetin özgür olmadığı ülkeler arasınagirdi, internet özgürlüğünde siciliniz bozuk; erişim engellemelerinde 1’incisınıfa taşıdınız Türkiye’yi, içerik engellemelerinde 1’inci sınıfa taşıdınız;soruşturmalarda, gazetecilerin tutuklanmasında, hapiste yatmasında,cezalandırılmasında 1’inci sınıfa taşıdınız, siciliniz bozuk, siciliniz bozuk.Şimdi, bu bozuk sicil üzerinden dönüp kendi iktidarınızı bir gün daha nasıluzatırız hesabındasınız, hiçbir istibdadın iktidarı sansürle uzamamıştır,uzamayacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Şahıslar adına son söz Sayın Mustafa Canbey’in.

SayınCanbey… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFACANBEY (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve azizmilletimizi saygıyla selamlıyorum.

Teknolojininhızla geliştiği ve dünyanın küresel bir köye dönüştüğü günümüzde, dijitaldünyanın hayatımızın bir parçası hâline gelmesi ve sosyal medya platformlarınınbu denli çeşitlenmesi vatandaşlarımızın haklarının bu mecralarda nasılkorunacağı sorununu ortaya çıkarmıştır. Dijital dünyada da vatandaşlarımızınonur, şeref ve saygınlığının, kişisel haklarının, özel hayatlarınındokunulmazlığının ve kişisel verilerinin korunması gerekmektedir. Bu noktadaoluşacak hak ihlallerine verilecek cezaların belirlenmesi zaruri hâlegelmiştir. Ülkemizin hukuki altyapısını değişen bu şartlara uyumlu hâlegetirmek ve oluşan yeni sorunlara hukuki çözümler bulmak da bu Parlamentonunyani biz milletvekillerinin vazifesidir.

Görüştüğümüzkanun da tam olarak bu amaçla hazırlanmış, vatandaşlarımızın hak ve menfaatiniher ortamda korumayı hedefleyen bir kanundur. Kitle iletişim araçlarının başdöndürücü bir hıza eriştiği günümüzde, yapılan araştırmalara göre, yalan vedezenformasyon, doğru bilgiye göre 8 kat daha fazla yayılmaktadır. Yine,araştırmalara göre, Türkiye dünya genelinde yalan haberlere en çok maruz kalanülke durumundadır. Her 100 haberin Almanya’da sadece 9’u, Fransa'da 12’si, İngiltere’de15’i yalan iken ülkemizde 100 haberden 50’sinin yalan haber olduğu birhakikattir. Yani bu ne demek oluyor? Türkiye'de yapılan haberlerin yarısıyalan, bu çok ciddi bir rakam arkadaşlar. Bizim milletvekili olarak bu alandadüzenleme yapmamız kadar normal ne olabilir? Almanya yapıyor, Fransa yapıyor,“gelişmiş” dediğimiz ülkeler yapıyor da bunu biz niye yapmayalım?

Yaptığımızdüzenlemenin özeti şudur: Karşındaki insana yüz yüze söyleyemeyeceğin şeyiklavyenin arkasına saklanarak internet üzerinden de söyleyemezsin. Sahte hesapaçıp insanlara küfürler, hakaretler edemezsin. Yalan haberler yaparakmilletimizi yanlış yönlendiremezsin. Sahte isimle açılan hesaplar üzerindenyasa dışı içerikler paylaşmak, küfür, iftira ve hakaret etmek, insanlarıkaralamak ya da itibarsızlaştırmaya çalışmak, nefret ve ayrımcılığa zeminoluşturmak suçtur. Bu bütün hukuk yapısında suçtur, bunları yaparsan cezaalırsın. Siz bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Sanki her paylaşım yapana cezagelecekmiş gibi bu konuda bile çarpıtarak eleştiriyi yalan üzerindenkurguluyorsunuz.

Bubağlamda yalan haberi kasıtlı bir üretme ve yayma eyleminin birey ve toplumiradesini ipotek altına alan ve vatandaşlarımızın gerçek bilgiye ulaşma hakkınıengelleyen ciddi bir tehdit hâline nasıl getirilebildiğini sayısız örnekle bizgördük. Gelişen teknolojiyle birlikte dezenformasyonun ulaştığı nokta temel hakve özgürlükleri korumak adına bu tehditle mücadeleyi zorunlu kılmıştır.

Benaz önce burada muhalefetin hatiplerini dinledim, kendilerini ve eleştirilerinide dikkatle izledim. Burada gerçekten ilgi çekici, dikkat çekici hikâyeleranlattılar, özgürlüklerden bahsettiler. “Özgür Basın Susturulamaz!” diyeyazıyorlar. Biz de özgürlüklerden bahsediyoruz, bizim de özgürlüklere dairhikâyelerimiz var, bizim de demokrasiye dair hikâyelerimiz var. Hani “Siciliniztemiz.” diyor ya az önceki hatip, vallahi bizim sicilimiz temiz.

BÜLENTTEZCAN (Aydın) – “Temiz.” demedim, “Siciliniz bozuk.” dedim.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Siz bir tarihinize bakın, sizin yaptıklarınıza bakın, atılanmanşetlere bakın, insanların yaşadığı mağduriyetlere bakın, önce kendisicilinize bakın siz, sonra bizi eleştirin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).Burada “Özgürlük istiyoruz, demokrasi istiyoruz!” diye bağırıyorsunuz. Hak vehukuk çerçevesinde, evet, özgürlüklere can feda. İstediğiniz kadarbağırabilirsiniz, biz de bağırırız ama hak ve hukuk çerçevesinde. Bakın,özgürlüklerin bu ülkede çok mağdur edildiği dönemler yaşandı, o hikâyelere çokgirmek istemiyorum ama özgürlükler size varken var, bize varken özgürlükleryok.

ÖMERFETHİ GÜRER (Niğde) – Siz tam da öyle yapıyorsunuz.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Özgürlük öyle savunulmaz. Özgürlük herkese var, biz bunusavunuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Tabii, tabii, o yüzden hep muhalifler cezaevinde!

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, bu millet daha 28 Şubatı unutmadı, o dönemdeatılan başlıkları unutmadı. Burada az önce “oligark” diye konuşan hatip ogünleri unutmasın, o günlerde atılan başlıkları biz unutmadık, binlerce insanınmağduriyetini unutmadık.

MAHMUTTOĞRUL (Gaziantep) – Ya, siz milyonları mağdur ettiniz.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Bu iş o kadar kolay değil.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, müsaade edin, konuşmasını yapsın hatip.

Sözlerinizitamamlayın lütfen.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Biraz tarihe döneceksiniz, biraz geriye bakacaksınız, dürüstolacağız, millete karşı dürüst olacağız. Konuşurken “Bize özgürlük var, sizeyok.” Öyle bir dünya yok arkadaşlar. Özgürlük herkese var, dürüstçe savunalım,bütün özgürlükleri savunalım; biz zaten bunun peşindeyiz, insanların mağdurolmasını istemiyoruz, bireylerin mağdur olmasını istemiyoruz, bizim hesabımızbununla.

ALİKENANOĞLU (İstanbul) – Ya, insanlar basın açıklaması yapamıyorlar, basınaçıklaması. Bir basın açıklaması yapamıyorlar, ne özgürlüğünden bahsediyorsun?

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Arkadaşlar, dünyanın her tarafında dijital mecralarla ilgilidüzenleme yapılıyor, siz niye böyle bir düzenleme yapılmasına karşıçıkıyorsunuz ya?

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz Cumhurbaşkanı adayını tutukladınız, daha neistiyorsunuz ya! Bizim Genel Başkanlar içeride ya, kime anlatıyorsunuz bunları!Böyle, demokrasi varmış gibi yapmayın yani.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, burada sorgulama yaparsanız, bizimsicilimize laf söylerseniz -bizim sicilimiz temiz Allah’ın izniyle, biz neyaptığımızı biliyoruz- siz kendi sicilinizi sorgulatırsınız, biz de onusorguluyoruz; bu bizim vazifemiz, bu bizim vazifemiz.

MERALDANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz bizim sicilimizi sorgulayamazsınız!

MEHMETRUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Sizin siciliniz IŞİD!

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, burada elbette birçok…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Canbey.

MUSTAFACANBEY (Devamla) – Bir dakika da bitti mi Başkanım?

BAŞKAN– Bir dakikanız da bitti.

Evet,birinci bölüm üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Soru-cevapişlemi yok.

Birincibölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi,5 arkadaşımıza yerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

SayınGirgin…

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Muğla Milletvekili SüleymanGirgin’in, sansür yasasına ilişkin açıklaması

SÜLEYMANGİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

GazetelerTürkiye’nin sağduyusudur, özgür ve tarafsız haberciliğin teminatıdır.Gazetelere, özellikle de yerel gazetelere darbe vurulmamalıdır. Meslekimücadele veren gazeteciler cezalandırılmamalıdır. Dezenformasyon yasasınınamacı seçim öncesinde tamamen susmuş bir medya yaratmaktır, ülkenin nasılsoyulduğunun duyulmasını engellemektir. Çıkarmak istediğiniz bu kanunlagazetecileri baskı altına almak ve sosyal medyadaki tüm muhalif sesleri kısmakistiyorsunuz. Bu yasa teklifi işçi sınıfının, emek ve meslek örgütlerinin,gençlerin ve kadınların hak alma mücadelesine saldırıdır. Dezenformasyonugazeteciler değil, iktidar yapmaktadır. İktidarın yayınladığı her açıklamahalkı yanıltıcı bilgi ama bunlar suç sayılmayacak ama teklif yasalaşırsakonuşan eğer vatandaş ise suçlu sayılacak. Halkın haber alma hakkıengellenemez. Seçim sürecini yalanla, algıyla, korkuyla yöneteceğinizisanıyorsanız yanılıyorsunuz.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Sayın Gaytancıoğlu…

38.- Edirne Milletvekili OkanGaytancıoğlu’nun, sansür yasasına ilişkin açıklaması

OKANGAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Asgariücretle bir fabrikada çalışan Ayşe Hanım sabah çocuğunu okula gönderecek,beslenme çantasına yumurta koyamıyor, süt koyamıyor, meyve koyamıyor; bunlarısosyal medyadan da anlattığı zaman neredeyse devlete karşı suç işlemiş oluyorve kendisi tutuklanmaya kadar gidecek sorunlarla karşılaşıyor. Yine, emekliFatma teyze pazara çıktığı zaman lahana alamıyor, salçalık domates, biberalamıyor, tarhanalık hiçbir malzemeyi alamıyor çünkü TÜİK verisi ile pazardakiveriler arasında çok fark var. Siz her şeyi gizlemeye çalışıyorsunuz amagerçekler apaçık ortada.

BAŞKAN– Sayın Köksal…

39.- Afyonkarahisar Milletvekili BurcuKöksal’ın, Gebeceler Belediye Başkanlığı seçiminde AKP’nin yapmaya çalıştığıhukuksuzluğa ilişkin açıklaması

BURCUKÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Seçimbölgem Afyonkarahisar’da Gebeceler Belediyesinin AKP’li Başkanı Hüseyin Toğulluk’unmazbatasının iptali sonucu boşalan Belediye Başkanlığı için Belediye Meclisininseçim yapması gerekiyor ancak Belediye Meclisindeki çoğunluğu kaybeden veistediğini seçtiremeyeceğini anlayan AKP, Gebeceler halkının iradesini yoksayarak “Benden birisi seçilemiyorsa kayyum atansın.” zihniyetiyle hareketetmektedir. Öyle ki görevi kötüye kullanma suçunu işlemek pahasına oradaBelediye Meclisinden Başkan seçtirmemek için uğraşmaktadır. Buradansesleniyorum: Belediyeler Kanunu 45’inci madde açık. Bu maddeyi ihlalettiğinizde, uygulattırmadığınızda açıkça görevi kötüye kullanma suçu işlemişolursunuz. Gebeceler sahipsiz değildir, Gebeceler kimsesiz değildir. Her şeyinhesabı elbet sorulur, suçlular cezasını çeker. Haksızlığı, hukuksuzluğukimsenin yanına bırakmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Sayın Aygun…

40.- Tekirdağ Milletvekili İlhami ÖzcanAygun’un, Çorlu tren katliamının 5 Ekim 2022 tarihli duruşmasına ilişkinaçıklaması

İLHAMİÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Başkanım.

8Temmuz 2018’de Çorlu Sarılar mevkisinde meydana gelen tren katliamınınduruşması 5 Ekim 2022, yani yarın sabah saat 09.00’da Çorlu Halk EğitimMerkezinde tekrar yapılacak. 25 canımızı yitirmiştik, 328 de yaralımız vardı,aileler dört yıl iki ay olmuş hâlâ adalet arıyor. Adalet tren raylarınınaltında kaldı ve biz milletvekilliğimizin son dönemine geldik, vekilliğimizbitecek ama adalet Çorlu’da maalesef daha yerini bulamadı. İpe un seriyorlar,süreyi uzatıyorlar. Acılar diner, bundan sonra aileler susarlar diye beklerlerkentam tersine ailelerin acıları daha da artıyor, adaleti bekliyorlar. Meclisin debir an evvel bunu araştırması gerekiyor ve adaleti, oradaki tren raylarınınaltındaki adaleti yüz üstüne çıkarması gerekiyor.

Teşekkürediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Sayın Tanal…

41.- İstanbul Milletvekili MahmutTanal’ın, Van ili Erciş ilçesinin sorunlarına ilişkin açıklaması

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sizinvasıtanızla Çevre ve Şehircilik Bakanlığına soruyorum: Van ili Erciş ilçesindekamu kurumlarımız olmadığı için bir imza için vatandaşımız Erciş’ten Van’agitmek zorunda kalıyor. Erciş’te yatırım yok. Erciş’te organize sanayi bölgesivar ama doğal gazı yok. Erciş sahil yolunda kanalizasyon akıntısı var, VanGölü’ne akıyor, Van Gölü kirleniyor. Eskiden insanlar Erciş’te iskeleden gölegirerken şu anda giremiyor. Erciş-Van arası 100 kilometre ama insanlar ehliyet almak için Van’a gidiyor. Erciş’te yaylalarkapanmış durumda. Hastane var ama yoğun bakım ünitesi yok, kalp krizi geçirenvatandaş Erciş’ten Van’a gönderiliyor. Van’da deprem oldu, kişilerin vergiborçları taksitlendirildi ancak Kocaeli’de silindi, Karadeniz’de vergi borçlarısilindi. Dünyanın ucube kentsel dönüşümü Van’da oluyor. Erciş’te geçmişte 5tane sinema var iken şu anda Erciş’te sinema yok Sayın Başkan.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Evet, şimdi, birinci bölüm üzerinde yer alan maddeleri, varsa o maddelerüzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Birteknik açıklama talebi var Komisyonun.

Buyurun.

VII.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- Adalet Komisyonu Başkanı AbdullahGüler’in, İstanbul Milletvekili Zeynel Emre’nin 340 sıra sayılı KanunTeklifi’nin birinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazıifadelerine ilişkin açıklaması

ADALETKOMİSYONU BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Teşekkürler Değerli Başkanım.

Birazönce Değerli Hatibimiz, Adalet Komisyonu üyemiz Zeynel Emre Bey Komisyonumuzlailgili bir Yargıtaydan hâkimin direkt ismiyle çağırıldığına dair… Belki öyleifade etmek istemedi ama yanlış bir anlaşılmayı düzeltme adına nasıl bir davetşekli yaptığımı ifade etmek isterim. Biz ilgili kanun teklifiyle -ki CezaKanunu 217’nci madde kapsamındadır- ilgili ceza dairesinden hangi hâkimigönderecekse sadece davet yazısı gönderiyoruz Yargıtay Başkanlığımıza. Oradankimlerin geleceği noktasında bizim bir tasarruf hakkımız yoktur. Bu manada bubilgiyi vermek istedim Genel Kurula.

Arzediyoruz.

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum.

XI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDANGELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kahramanmaraş Milletvekili AhmetÖzdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunuile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ileDijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)(Devam)

BAŞKAN– Evet, 1’inci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, 2’si aynı mahiyettedir.

Önergeleriaykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlkönergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekteolan (2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin aşağıdaki şekildedeğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE1 - 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununun 1 inci maddesinin birincifıkrası aşağıdaki şekilde, ikinci fıkrasında yer alan “yayımını” ibaresi“yayımı ile internet haber sitelerini” şeklinde değiştirilmiş ve maddeyeaşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bukanunun amacı, basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün kullanımı ile basın kartınailişkin usul ve esasları belirlemektir.”

Kanunbasılmış eserlerin basımı ve yayımı ile internet haber sitelerini kapsar.

Basınkartı düzenlenmesi bakımından basın kartı talep eden medya mensupları bu Kanunkapsamına dahildir.

EnginÖzkoç İbrahim Özden Kaboğlu

Sakarya İstanbul

BAŞKAN– Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALETKOMİSYONU BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) –Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN– Önerge üzerinde söz talebi Sayın İbrahim Özden Kaboğlu'nun.

Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; 1’incimadde aslında basın özgürlüğünü, basın özgürlüğünün kullanımını ve basınözgürlüğünün kullanılmasındaki araçları düzenlemekte. Biraz önce Anayasa’ylakonuya başladık, onunla devam ettik, hatipler şu ya da bu biçimde bunadeğindiler ama bu metinleri, Anayasa’ya aykırı metinleri savunmak için“Fransa'da da var, Almanya'da da var.” gibi beyanlarda bulunuldu. Sayınvekiller, hiçbirimiz Fransa Cumhuriyeti, Almanya Cumhuriyeti Anayasası üzerineyemin etmedik, biz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na bağlı kalacağımıza dair,madde 81’e göre ant içtik; bir kez bunu hatırlatmak isterim.

İkincikonu, dolayısıyla bizim Anayasa’mıza uygun mu, değil mi buna bakmamız lazım.İkinci olarak, eğer 29’uncu madde benzeri bir madde varsa o zaman bunu buradagetirin “Fransa yasasının şurasında vardır.” deyin, burada konuşalım ama buşekilde soyut konuşmakla bu yasayı savunamazsınız. Bu yasayı pozitif hukuktemelinde yani Anayasa temelinde savunalım, Anayasa’da yazan kavramlartemelinde savunabiliriz. Peki, ulusal üstü yok mu? Var. İnsan Hakları AvrupaSözleşmesi çerçevesinde savunabiliriz ama oradaki görev ve sorumlulukkavramını, siyasiler için geçerli olan görev ve sorumluluk kavramını yurttaşlariçin kullanırsak o zaman resmî dezenformasyon yapmış oluruz, dolayısıyla bizkavramları yerli yerinde kullanalım. Anayasa’nın deyimlerine ne kadar uygundurbuna bakalım. Bakın, şimdi, burada, bu kanunun çeşitli maddelerinde veözellikle, özellikle 29’uncu maddesinde yer alan kavramlar Anayasa’nın hiçbiryerinde yoktur; şimdi olmayanı kesinlikle koyamazsınız. Gerçeğe aykırı bilgikavramı Anayasa’da yoktur. Bu, değer yargılarıyla yüklü bir kavramdır. Birçokörnek verilebilir. Bu açıdan Anayasa'nın özellikle demokratik toplum açısından,demokratik toplum düzeni bakımından, hakkın özü bakımından ve insan haklarısert çekirdeği bakımından bu, Anayasa'ya aykırıdır. Bakın, savaş ortamındageçerli olan bir hükmü koyuyorsunuz ve -Anayasa'nın 15’inci maddesi- savaşortamında geçerli olan insan haklarının sert çekirdeğinin korunmasını bileburada olağan hukuk düzeninde kaldırmaya yelteniyorsunuz. Peki, bunun anlamınedir? Bunun anlamı şudur. Evet, ben o tartışmaya girmiyorum. Demokratik toplumdüzeninin ögeleri nelerdir? Anayasa’da nasıl güvence altına alınmıştır? Hakkınözü nedir? Anayasa'da nasıl güvence altına alınmıştır? Bunlara girmiyorum amabununla siz “Dezenformasyonu yasaklayalım.” derken resmî dezenformasyonu, şuanda Türkiye'de var olan, özellikle beş yıldır zirve yapan resmîdezenformasyonu pekiştirme yasasını yürürlüğe koymuş olacaksınız yürürlüğegirerse. Peki, ne demek bu? Birkaç örnek vereyim resmî dezenformasyon… Anayasalaçıdan… Anayasa değişikliği siyasal ve resmî dezenformasyonla gerçekleştirildi.KHK’ler yoluyla yaratılan dezenformasyonla, yargısız infazlarla yurttaşlarterörist sayıldı. OHAL, KHK yoluyla on binlerce kamu görevlisinin yaşamlarıkarartıldı, sorumsuzluk zırhı yaratan düzenlemeler konuldu yani “Cezai, mali,idari, hukuki sorumluluk yoktur bu keyfî işlemler karşısında.” dendi. İşte,sivil ölü kadavraları üzerine inşa edilen anayasal düzen söz konusu şimdi. (CHPsıralarından alkışlar) Birisi çıksa, internette “sivil ölü kadavraları üzerineinşa edilen anayasa” dese -ki resmî dezenformasyon kanalıyla yapıldı- siz onudezenformasyon suçu nedeniyle yargılayacaksınız. Bu yasanın amacı budur, bununbirçok örneği var. Bu nedenle, esasen, bu yasanın amacı basın özgürlüğünü veinternet özgürlüğünü düzenlemek değil, aslında demokratik toplumun gerekleriolan düşünce özgürlüğünün ve siyasal düşünce özgürlüğünün internet yoluyla yayılmasınıengellemektir, baskı altına almaktır. Bunu kabul etmemiz gerekir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi lütfen.

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Şimdi, bu açıdan bakıldığı zaman, Almanya, Fransaörneğinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı biçiminde bir kurumun merkezîkurum olduğunu göremezsiniz, gösteremezsiniz, oradaki kurumlar bağımsız idariotoritelerdir, özerk ve uzman kuruluşlardır. Bununla daha da bağımlı hâlegetiriyorsunuz ve bunu dezenformasyonu önleme yasası olarak kabul ediyorsunuz.Hayır, burada açık olalım, saydam olalım “Demokratik siyaset alanını seçimyasasıyla daralttık, sansür yasasıyla da demokratik toplumu sönümlendirmekistiyoruz.” diyelim, bunu açıkça söyleyelim. Bir toplantıda saray danışmanıeski meslektaşıma sordum, dedim ki: Yetmiş iki yıllık kurumları kaldırdılarseçim yasasıyla, bir gerekçe bile gösteremediler. Hocam, belli değil mi seçimikazanmak…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ettim Sayın Kaboğlu.

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Bu da sansür.

Benhep Türkçe kullanırım Sayın Başkan.

BAŞKAN– Ben de Türkçe kullanırım.

Sürenizbitti.

İBRAHİMÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - Ama “Ce-Ha-Pe” deniliyor, bu sırada ben “S-S”kullanacağım, seçim kanunu “S”, sansür “S”, “S-S”. Seçmen, “S-S”nin üstüneçarpı işareti. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Kaboğlu.

Önergeyioylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdiokutacağım 2 önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım.

İlkönergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekteolan 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinde yer alan “enformasyongörevlileri” ibaresinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

OyaErsoy Hasan Özgüneş KemalPeköz

İstanbul Şırnak Adana

SerpilKemalbay Pekgözegü Murat Çepni SaitDede

İzmir İzmir Hakkâri

MahmutCeladet Gaydalı Nuran İmir MehmetRuştu Tiryaki

Bitlis Şırnak Batman

Aynımahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

DursunAtaş Yasin Öztürk MehmetMetanet Çulhaoğlu

Kayseri Denizli Adana

HüseyinÖrs Yavuz Ağıralioğlu FeridunBahşi

Trabzon İstanbul Antalya

BAŞKAN– Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALETKOMİSYONU SÖZCÜSÜ BELGİN UYGUR (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN– Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz talebi Sayın Sait Dede’nin.

SayınDede, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

SAİTDEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan torbasansür yasa teklifinin 1’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Teklifin1’inci maddesinde basın kartı verilmesi meselesi daha önce yönetmelikledüzenleniyordu, bu maddeyle yasal statüye kavuşuyor. Bu maddenin sorunuenformasyon görevlilerinin basın kartı alabilecek olanlar kapsamına giriyorolması. Maddeyle beraber birçok görevliye basın kartı verilebilecek, bugazetecilik mesleğine açıkça saygısızlıktır.

Teklifkamuoyunda her ne kadar “basında sansür yasası” olarak adlandırılsa da özüitibarıyla basını, halkın haber alma özgürlüğünü yok etme yasasıdır. Bu torbateklifin her maddesi, her cümlesi halkı ve muhalif bütün kesimleri susturmakamacıyla özenle seçilmiş, üzerinde çalışılmış kelimelerle doludur. Amaç, nettirburada, haber alma özgürlüğünü ve düşünce özgürlüğünü tamamen ortadankaldırmak. AKP Hükûmetinin medyaya yaklaşımı her dönem özgürlükleri kısıtlamaküzerine olmuştur. Geleneksel medyanın önce sahiplik yapısını kendi yandaşsermayesi hâline değiştirerek ve ardından el koymalar ve kapatmalarla basınınözgürlük alanını ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Basın özgürlüğününkurumsallaşmadığı, iktidarların her dönem hedefi hâline geldiği, yargıbağımsızlığının olmadığı bir ülkede yapılacak bu düzenleme bilgiye ve düşünceyeulaşma ve ifade hürriyeti açısından sansürü hayatın her alanındayaygınlaştıracaktır.

Düşünceninaçıklanması özgürlüğünde basın en önemli araçlardan biridir. Demokratik hukukdevletlerinde yurttaşlar toplumsal alanda gerçekleşen olayları bilme, öğrenmehakkına sahipler. Demokratik siyasal sistemler “açıklık rejimi” olaraktanımlanırlar yani yurttaşlar günlük yaşamla ilgili her konuda bilgiedinebilmeli, bu konularla ilgili yorum ve eleştiri yapabilmelidirler. Bu daancak ve ancak olayların kendilerine duyurulmasıyla yani basın yoluyla olur.Bakın, sadece internet, dijital medya mecralarına yönelik olarak son bir yıldakapatılan 64 internet sitesi, erişim engeli getirilen 1.460 haber, erişimengeli getirilen 160 medya içeriği bu iktidarın özgürlüklere yaklaşımını netözetlemektedir.

Sayınmilletvekilleri, AKP iktidarının bu yasada bu kadar ısrarcı olmasının sebebiyaklaşan seçimlerdir elbette. Uzun süredir bir yandaş medya yapmaçalışmalarından istedikleri sonucu alamamış olacaklar ki şimdi hepten medyayıkapatmak istiyorlar, oysa yurttaşların paralarını vicdanları hiç sızlamadanmedya patronlarına peşkeş çekmişlerdi. Vakıfbank ile Halkbanktan 750 milyonliralık kredi kullandırılarak Sabah gazetesi ile ATV televizyonunu TMSFaracılığıyla Çalık Grubuna sattılar. Yine Doğan Medya Grubunu Demirören Grubunaaldırdılar. 2018’de 890 milyon dolara yapılan satışa Ziraat Bankası DemirörenGrubuna 700 milyon dolar kredi verdi; iki yıl ödemesiz, on yıl vadeli kredi. Vebu kredilerin gereğinin nasıl yapıldığını da yakın zamanda gördük, CNN Türkcanlı yayınında ortaya çıktı. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan birgazeteciye “Köşenden gereğini yapacaksın, Ahmet Bey köşesinde gereğiniyapıyor.” diyerek taksitlerin nasıl alındığını bir bakıma açıklamış oldu. Basındört bir yandan iktidar tarafından kuşatılmış durumdadır ama milyarlarca TLyatırıp ele geçirdikleri klasik egemen medyanın yeteri kadar etkili olmadığınıgören iktidar sosyal medyanın çok daha etkili olduğunu anladığı için şimdi desosyal medyayı denetim altına almaya çalışmaktadır.

Sayınmilletvekilleri, Türkiye’nin içine sürüklendiği çoklu kriz hâli gün geçtikçedaha da derinleşiyor. Siyasal, ekonomik, toplumsal ve hukuksal alanda artankriz hâli bugün yargı eliyle iktidarı teşhir eden, toplumu hakikatle buluşturanözgür basına yönelmiş durumdadır. Yargı bağımsız olmadan basın özgürlüğünden vedolayısıyla ifade özgürlüğünden bahsetmek mümkün değildir. Türkiye ne yazık kidünyada basın özgürlüğü sıralamalarında en gerilerde yer alıyor. Hapishanelerdeen fazla gazeteci tutulan ülkelerin başında yine Türkiye geliyor. Hakkındadava, soruşturma açılmayan muhalif gazeteci yok denecek derecede az. Gerçekleriyazan, aktaran gazeteler, televizyonlar, internet siteleri bir jet hızıylakapatılıyor. İktidarı rahatsız eden tüm içeriklere anında yayın yasaklarıgetiriliyor. Yargı eliyle her gün, her saat kadınlar, gençler ve muhaliflerbaşta olmak üzere eşitlik, özgürlük, adalet ve barış isteyen, bu konudamücadele veren bütün kesimler güvenlikçi politikalarla susturulmaya vecezalandırılmaya çalışılıyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

SAİTDEDE (Devamla) – Tamamlıyorum Başkan.

Bununson halkası da iktidarın bu güvenlikçi politikalarını teşhir eden, iktidaryetkililerinin suçlarını açığa çıkaran, toplumun sesi olan ve toplumu hakikatlebuluşturan basına yönelik bu düzenlemedir. Dünya basın özgürlüğü sıralamasındagerilerde bulunan Türkiye’de gazetecilere dönük baskı, sansür, tutuklama hergeçen gün artmaktadır. 1831 yılından bu yana Türkiye’de cezaevinde en çokgazetecinin olduğu dönem AKP iktidarının dönemidir. II. Abdülhamit Dönemi’ndegetirilen sansür yasası yüz on dört yıl sonra iktidar tarafından tekrargetirilmek isteniyor. Sansürün yanı sıra Türkiye’de gazeteciler tutuklama,gözaltı, işsiz bırakılmayla karşı karşıya bırakılıyor.

Sayınmilletvekilleri, teklifin geneline bakıldığında dezenformasyon algısıylaobjektif olmayan kavramlarla düşünce özgürlüğü ortadan kaldırılmakistenmektedir. Gazeteciliğin temel işlevine müdahale ediliyor.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Teşekkür ediyorum Sayın Dede.

Süretamamlandı.

SAİTDEDE (Devamla) – Basın özgürlüğünün kurumsallaşmadığı, iktidarların her dönemhedefi hâline geldiği, yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede yapılan budüzenleme ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz talebi Sayın Behiç Çelik’in.

SayınÇelik, buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BEHİÇÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 340 sıra sayılı KanunTeklifi’nin 1’inci maddesinde değişiklik içeren önergemiz için söz aldım. GenelKurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerliarkadaşlar, AKP'nin “dezenformasyonla mücadele” başlığıyla duyurduğu, bize göreise ancak istibdat yasası olma nitelikleri taşıyan bir teklifi görüşüyoruz vebu tekliften anlıyoruz ki devlet mekanizmalarının felce uğratıldığı, temel hakve özgürlüklerin ihlal edildiği, hayat pahalılığı ve geçim zorluğununönlenemediği, enflasyonun yüzde 200’lere yaklaştığı, esnafın siftah yapmadandükkân kapattığı, çiftçinin mahsulünü tarlada bıraktığı, işçinin alın terinintuzla buz olduğu, gençlerin umudunu başka ülkelerde aradığı, sığınmacılarınnüfus yapımızı alt üst ettiği, etrafımızın ateş çemberiyle sardırıldığı ve dahasayabileceğim birçok problemi içeren total bir kriz ortamında AKP kendi siyasihesaplarının ve ikbalinin derdine düşmüş durumdadır. Öyle anlaşılıyor kimilyonlarca lira servet akıtılan troller, her türlü televizyon ve gazetedesteği, talimatla iş yapan eğik kalemler bile kaybedilen itibarı, çözülemeyenkrizleri gizlemeye yetmemektedir. Seçim zamanı hızla yaklaşırken sosyal medyaplatformlarına savaş açan, dijital basını tahakküm altına almayı amaçlayan AKPbir kez daha zulümle abat olma gafleti içindedir. Kanunun 1 Ocak 2024 tarihindeyürürlüğe girmesi için verdiğimiz önergenin reddedilmesi bile bu konudakişüphelerimizi kuvvetlendirmektedir.

Değerlimilletvekilleri, 40 maddeden oluşan, 20’den fazla kanunda değişiklik öngörenteklife gelince: Başta dijital medyanın sindirilmek istenmesi fazlasıyla muğlakifadelerin bulunması, yükümlülük kapsamının fazlasıyla geniş tutulması,keyfiyete alan açarak insan hakları ve temel hak ve özgürlüklerinzayıflatılması, mevcut sorunları çözmek bir yana kronikleştirmesi, sağlıklı birzeminde daha fazla zamana ve istişareye imkân tanınmaması temel eleştirilerimizarasındadır. Bununla birlikte bildiğini okumaktan vazgeçmeyen, diyalog ve fikirteatisine kapılarını kapatan AKP, Anayasa’nın 22’nci maddesindeki haberleşme özgürlüğünü,26’daki düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini ve 28’inci maddesindeki basınhürriyetini de ihlale açık hâle getirmektedir. Ayrıca gerekçede iddia edildiğigibi birçok ülkede benzer regülasyonların olduğu da gerçek dışı bir argümandır.Modern ve gelişmiş ülkelerde yapılan düzenlemelerin görüştüğümüz teklifenazaran daha özgürlükçü olduğunu ve şeffaflık içerdiğini biliyoruz.

Değerliarkadaşlar, mevcut durumda ülkemizdeki sansür, zorlama, yasaklama, baskı zatenhad safhaya ulaşmıştı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün hazırladığı 2022Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke arasında maalesef 149’uncusıradayız. Mesela, Engelli Web raporuna göre sadece 2020 yılı içinde 58.809,2020 yılı sonu itibarıyla da 647.011 “web” sitesine erişim engeligetirilmiştir. Elbette suç teşkil eden, suça teşvik eden, dezenformasyonniteliği taşıyan içerikler engellenebilir, yasaklanabilir; buna bir itirazımızyoktur ancak iktidar medyası yaratma girişimi asla kabul edilemez.

1’incimaddeye gelince…

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

BEHİÇÇELİK (Devamla) – …5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1’inci maddesine internethaberciliği de eklenerek sansür ve baskıya zemin hazırlanmaktadır. 1’incimaddede AKP düzeninin basın anlayışının tanımları getirilmektedir. Başka ne varbaktığımızda? Basın kartına ilişkin uygulamalar var; internet, haber sitesiçalışanlarıyla ilgili bir hüküm söz konusu fakat maddelerde dikkat ederseniznetlik yoktur, istismara açıktır, ceberut icraatlara cevaz verdiğitartışmasızdır.

Sözünözü, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in de ifade ettiği gibi, istedikleriyasağı getirsinler, istedikleri kadar gerçeklerden kaçsınlar, “Biz kahrolsunistibdat, yaşasın hürriyet!” demeye devam edeceğiz. (İYİ Parti sıralarındanalkışlar)

Teşekkürediyorum.

BAŞKAN– Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabuletmeyenler... Kabul edilmemiştir.

1’incimaddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’ncimadde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutupişleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekteolan (2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekildedeğiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE2: 5187 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine"yayınlarını” ibaresinden sonra gelmek üzere "ve internet habersitelerini” ibaresi; (ı) bendine "karikatürü yapanı," ibaresindensonra gelmek üzere "görsel veya işitsel içerikleri kaydeden veyadüzenleyeni,” ibaresi ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.

m) İnternethaber sitesi: İnternet ortamında, belirli aralıklarla haber veya yorumniteliğinde yazılı, görsel veya işitsel içeriklerin sunumunu yapmak üzerekurulan ve işletilen süreli yayını,

n) Basınkartı: Bu Kanunda belirtilen kişilere, Başkanlıkça verilen kimlik kartını,

o)Medya mensubu: Radyo, televizyon ve süreli yayınların basın-yayın faaliyetiyürüten çalışanlarını,

ifadeeder.

JaleNur Süllü Engin Özkoç

Eskişehir Sakarya

BAŞKAN– Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALETKOMİSYONU SÖZCÜSÜ BELGİN UYGUR (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN– Önerge üzerinde söz talebi Sayın Jale Nur Süllü’nün.

Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

JALENUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; kitleiletişiminde “Medyayı kontrol eden, elinde tutan, zihinleri de kontrol eder.”görüşü siyasi iktidarların sürekli iştahını kabartmış ve kitle iletişimaraçlarının sunduğu sınırsız olanaklarla medyayı kontrol ederek zihinlerikontrol etme çabasına girişmiştir siyasi iktidarlar. İktidarlar varlıklarınısürdürmek için çeşitli yollara başvurmuşlar, sermaye transferleriyle medyakuruluşlarını ele geçirmeye çalışmışlar.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Ses gelmiyor.

JALENUR SÜLLÜ (Devamla) – Başkanım, Başkanım, ses gelmiyormuş herhâlde seste birsorun var.

MAHMUTTANAL (İstanbul) – Seste teknik bir sorun var.

BAŞKAN– Ses açık, sizin biraz daha gür sesle konuşmanız gerekiyor. Sorun sistemdedeğil.

JALENUR SÜLLÜ (Devamla) – Öyle mi, tamam. Baştan alabilir miyiz o zaman?

BAŞKAN– Yok, alamam.

Buyurunefendim.

JALENUR SÜLLÜ (Devamla) – Sermaye transferleriyle medya kuruluşları ele geçirilerekyandaş medya yaratılmaya çalışılması, çıkılan televizyon programlarında sorulançanak sorulara verilen yanıtlar ve bizlere hiç yabancı gelmeyen şekilde medyamensuplarına verilen talimatlar… Ancak AKP iktidarlarının inandırıcılığınıyitirdiği, dış politikada her gün yalnızlaştığı, vatandaşların her gün dahafazla yoksullaştığı günlerde artık yandaş medyanın da gerçekleri gizlemekte vepropaganda yaratmaktaki gücü azalmıştır çünkü vatandaş çektiği çileyi kendibilmektedir. İktidarın içinde bulunulan zor duruma çözüm üretecek gücü dekalmadığından gerçekleri gizlemeye çalışmak tek çare olarak elinde kalmaktadır.Son yıllarda kendisine muhalif olan güçleri kontrol altına alarak seslerininkısılması çabaları da artık gerçeklerin gizlenmesinde yetersiz kalmaktadır. Tamda bu noktada, seçim sürecine girildiği dönemde bir kurtarıcı olarak sansüryasası Meclise getirilmiştir. Toplumsal muhalefetin sesinin kısılması önündekiengel sosyal medya alanının kontrol altına alınması kaçınılmaz olmuştur. Buanlamda sınırsız teknoloji kullanımıyla metin, ses ve görüntüyü aynı anda sunmaolanağı barındıran, uzam ve zaman kısıtı olmayan internet gazeteciliği muhalifseslerin yayılması konusunda bir tehdit olması nedeniyle kontrol altınaalınmayı gerektirmiştir. Bugüne dek yasal bir düzenlemenin konusu olmayaninternet gazeteciliğini Basın Yasası kapsamına alarak basın kartı, Basın İlanKurumundan reklam alma olanaklarıyla bir havuç olarak sunulan yasanın daha2’nci maddesine eklenen tanımlardan gerçek amacın bu olmadığı çok da netanlaşılmaktadır. 2’nci maddeyle 5187 sayılı Kanun’daki “eser sahibi” tanımına“içerikleri kaydeden ve düzenleyeni” ibaresinin eklenmesiyle sadece görüşleriifade özgürlüğü kapsamında yazı yazan gazetecilerin değil tüm görüntükaydedenlerin, içeriği yükleyenlerin de yasal sorumluluk altına girdiğigörülmektedir. Maddeye eklenen “medya mensubu” ve “enformasyon görevlisi”tanımlarının ise kapsamı yönünde hiçbir açıklık bulunmamaktadır, daha öncehukuksal bir çekişme hâlini almış ve Danıştay tarafından haksız bir ayrım yarattığıgerekçesiyle durdurulan ilgili yetkiye yasal bir dayanak sağlanmayaçalışılmaktadır. 2’nci maddeye eklenen “İletişim Başkanlığı” ve “Basın KartıKomisyonu” tanımları aslında gerçek amacı çok net açığa çıkarmaktadır. Tarafsızolmadığı tüm kamuoyunca bilinen, özgürlükleri kısıtlayıcı uygulamalarının hergün bir yenisiyle karşılaşılan İletişim Başkanlığının basın kartı verilmesindeyetkili kılınmasına dönük yönetmelik değişiklikleri iptal edilmişken fiilîdurumun yasallaşmasıyla yazılı, görsel ve internet basınının denetim altınaalınmasına çalışılmaktadır. Dezenformasyonu, algı yönetimini, ikna yöntemlerinikullanan bir propaganda bakanlığı gibi çalışan İletişim Başkanlığı daha yetkilive işlevsel hâle getirilmeye, sansür ağırlaştırılmaya ve tek sesli bir toplumyaratılmaya çalışılmaktadır ama hiçbir sansür yasası ve propaganda iletişimdegerçeklerin ortaya çıkmasını bugüne dek engelleyememiştir. Biz, dışarıda olangazeteciler gerçekleri yazsın diye cezaevinde tutuklu gazetecilerin bedelödemek zorunda kalmayacağı, vatandaşlarımızın bırakın özgürce sosyal medyapaylaşımı yapmayı, siyasi bir paylaşımı beğenmekten korkmayacağı, medyanındemokrasinin 4’üncü kuvveti olacağı günlere, hep birlikte yaratacağımız günlereçok az kaldı.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

JALENUR SÜLLÜ (Devamla) – Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHPsıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğerönergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekteolan 340 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle 5187 sayılı Kanun’un2’nci maddesinin birinci fıkrasına eklenmesi öngörülen (o), (ö) ve (s)bentlerinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

KemalBülbül Hasan Özgüneş KemalPeköz

Antalya Şırnak Adana

SerpilKemalbay Pekgözegü Sait Dede MehmetRuştu Tiryaki

İzmir Hakkâri Batman

MuratÇepni Nuran İmir MahmutCeladet Gaydalı

İzmir Şırnak Bitlis

BAŞKAN– Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALETKOMİSYONU SÖZCÜSÜ BELGİN UYGUR (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN– Sayın Kemal Bülbül, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMALBÜLBÜL ( Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerlimilletvekilleri, “dezenformasyon” ya da “sansür yasası” diye tabir ettiğimizteklifin 2’nci maddesi üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunuyorum.

Önceliklebugün federe Kürdistan bölgesinde sınır ötesi bir cinayetle katledilen NagihanAkarsel’i sevgi ve saygıyla anıyor ve bu cinayetin basın özgürlüğüne, kadınözgürlüğüne, yaşama hakkına karşı yapılmış bir suç olduğunu ifade ediyor vekınıyorum.

SabahattinAli, Abdi İpekçi, Musa Anter, Hrant Dink, Uğur Mumcu, Gurbetelli Ersöz, MetinGöktepe, İzzet Kezer, Namık Tarancı, Ferhat Tepe, Cengiz Altun, Kemal Kılıç,Hüseyin Deniz, Hafız Akdemir, Nazım Babaoğlu ve daha sayamadığım nicegazeteciler özgür haber verebilmek, yurttaşı bilgilendirebilmek ve işlenensuçları ifşa edebilmek için maalesef yaşamlarını feda ettiler ve biz onlarısevgi ve saygıyla anıyor ve “basın şehidi” olarak adlandırıyoruz.

Şimdi,RTÜK gibi bir kurum varken, “terörle mücadele” adı altında insan hak veözgürlüklerine karşı sistematik suç işleyen bir yasa varken, “kamu güvenliği”adı altında insan hak ve özgürlüklerini bastıran bir anlayış varken, savcılarınelinin altında “yayın yasağı” diye bir zulüm varken ve “gizlilik kararı” diyeher an alınabilen bir karar varken ne oluyor da “dezenformasyon” veya “sansür”gibi bir şeye gerek duyuluyor? Şunun için: Çünkü en ufak bir açıktan, en ufakbir sözden, en ufak bir sesten korkuluyor. Neden? Bu korku hâli bir türpsikopatolojik bir hâldir, paranoyak bir hâldir; siyasetle, hukukla, BasınYasası’yla açıklanacak bir şey değildir bu. Bu kesinlikle tıbbi bir vakadır vetıbben ele alınmalıdır.

Şimdi,bakar mısınız, sadece 2021 yılında saldırıya uğrayan gazeteci, 55 saldırıyauğrayan yayın organı 2, öldürülen gazeteci 2, evine baskın düzenlenen gazeteci9, gözaltına alınan 61, tutuklanan 6, işkence ve kötü muameleye maruz kalan 23,tehdit ve ajanlık dayatılan 11, haber takibi engellenen 103, hapishanelerdegazetecilere yönelik ihlaller 17, hakkında soruşturma açılan 54, hakkında davaaçılan 51, cezalandırılan 47; hapis cezası 133 yıl 8 ay 21 gün, para cezası72.206 TL, yargılaması devam eden gazetecilerin sayısı 336, tutuklu gazetecisayısı 62, işine son verilen 75, basın kartı iptal edilen 1. Daha var, devamediyor da okumaya nefes yetmiyor. Bu kadar baskının, rezaletin, ırkçılığın,tekçiliğin, faşizmin, zulmün, zorbalığın olduğu yerde neden böylesi bir şeyegerek duyuluyor, neden hâlâ sansüre gerek duyuluyor? Zira övgüden yere göğekonduramadığımız bizim inancımızda…

“Şalvarışaltak Osmanlı

Eğerikaltak Osmanlı

Ekendeyok, biçende yok

Yiyendeortak Osmanlı” diye tabir edilen Osmanlı’dan bu yana yani 21 Ekim 1860’dan buyana bu topraklarda sansür var, Takrir-i Sükûn’da sansür var, MillîMutabakat’ta sansür var, Demokrat Parti döneminde sansür var, darbelerdöneminde, sıkıyönetim döneminde ve şimdi RTÜK döneminde sansür ayyuka çıkmış.Kürtlere sansür, kadınlara sansür, üniversite öğrencilerine sansür, Alevileresansür, mültecilere sansür…

Bakın,sadece 15 Temmuzda İMC TV’nin, TV 10’un, Hayatın Sesi TV’nin, Yol TV’ninkapatıldığı yetmedi, zorbaca mal varlığına el konuldu. Nereye götürdünüz okameraları, o teknik malzemeleri, el koyup nereye götürdünüz? Şimdi, buncarezaletin olduğu bir yerde hâlâ bununla yetinilmiyor ve dezenformasyon adıaltında bir şey yapılıyorsa sahiden kendi dezenformasyonunu saklamak içindirbu. Zira mazlumu suçlayarak, mağduru suçlayarak ve bu suçtan bir siyasetdevşirmeye çalışarak yapılan politikada sona gelinmiştir, gemi karayaoturmuştur, ne dezenformasyonla ne de sansür yasasıyla aşılabilecek bir durumdeğildir.

(Mikrofonotomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Tamamlayın sözlerinizi.

KEMALBÜLBÜL (Devamla) – Evet, teşekkür ediyorum.

Onedenle, bunun sadece belli maddeleri üzerinden, belli bölümleri üzerindendeğil tümüyle reddedilmesi gereken; virgülü, noktası, paragrafı tümüylereddedilmesi gereken bir şey olduğundan dolayı 2’nci maddenin bölümü, içeriği,fıkraları üzerine konuşma gereği de duymadım. Bu yasa teklifi derhâl geriçekilmeli, bu teklif geri çekilmediği takdirde ülkede olabilecek, yaşanabilecektüm şeylerden sorumlu olan da ısrarla teklifi gündeme getiren anlayıştır. Buseçimle de açıklanacak bir şey değil, bu tamamen Osmanlıcılığı,Neoosmanlıcılığı, ittihatçılığı ortaya koymaya çalışan, yine, bir tehcir dönemiyaşatmaya çalışan zihniyettir. Bu zihniyetin kabul edilmesi mümkün değil buzihniyeti reddediyor ve kınıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabuledilmemiştir.

Diğerönergeyi okutuyorum:

TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Basın Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin çerçeve 2’ncimaddesinde yer alan (s) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklifederiz.

AylinCesur Mehmet Metanet Çulhaoğlu YasinÖztürk

Isparta Adana Denizli

DursunAtaş Hüseyin Örs FeridunBahşi

Kayseri Trabzon Antalya

AytunÇıray

İzmir

BAŞKAN– Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALETKOMİSYONU BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN– Önerge üzerinde söz talebi Sayın Aytun Çıray’ın.

Buyurun.(İYİ Parti sıralarından alkışlar)

AYTUNÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sesim geliyor mu, önceonu sorayım, demin ses gelmiyordu da…

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Yüksek sesle konuşun.

AYTUNÇIRAY (Devamla) – Daha fazla mı bağırmam gerekiyor?

AHMETTUNCAY ÖZKAN (İzmir) – Evet, yüksek sesle konuşun, seste bir sorun var.

AYTUNÇIRAY (Devamla) – Peki.

Şimdi,arkadaşlar, çok ironik bir durumla karşı karşıyayız. Dün bir basın toplantısıyaptı Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Sayın Ömer Çelik ve dedi ki yarıniçin: “Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan hak ve özgürlükler mücadelesi konusundatarihine atılmış en güçlü açıklamayı yapacak.” Bana sorarsanız bu açıklamabugünden ölü doğdu çünkü hak ve özgürlükler mücadelemizin tarihine atılacak bubüyük imza yarın atılacak ama biz bugün sansürü konuşuyoruz yani sansürükonuşan bir Meclisten sonra hak ve özgürlüklere atılacak büyük bir açıklamabekliyoruz. Bunun neresi inandırıcı olabilir?

Değerliarkadaşlar, bu yasanın en problemli tarafı 29’uncu maddesi, çok muğlak birmadde; fikir yayma suçlarına bence yeni bir suç ekliyor ve yeni bir problemdaha ortaya koyuyor. Peki, bunun dezenformasyon olduğunu ya da bu yasanınherkese eşit işleyip işlemeyeceğini çok net olarak görmek isterdik. MeselaSayın Nebati’nin borsa konusunda yaptığı açıklamalarla ilgili olarakdezenformasyon kanunu kendisine uygulanacak mı, uygulanmayacak mı çıktığında yada son terör hadisesi konusunda Sayın İçişleri Bakanımızın yaptığıaçıklamaların, birbiriyle çelişen açıklamaların hangisinin dezenformasyon,hangisinin gerçek olduğunu nasıl anlayacağız? Dolayısıyla bu 29’uncu madde… Birbaşka iddia var, efendim, başka ülkelerde de varmış. Hiçbir çağdaş ülkede böylebir madde yok, üstelik cezai yani hapis cezasıyla cezalandırılacak şekildezaten yok.

Şimdi,değerli arkadaşlar, Türkiye fiilen, tarihimizin en hayati seçim sürecine girmişbulunmaktadır. Bazıları bu değerlendirmeyi fazla klişe veya abartılı bulabilir“Bu yaşadığımız kaçıncı en hayati, en kritik seçim?” diyebilir. İşin gerçeği,ülkemizin sarsıntılı demokrasi tarihinde böyle önem taşımamış neredeyse hiçbirseçim yoktur, kendi şartları içinde hepsi de son derece önemlidir. Bununlabirlikte, yaşamaya başladığımız seçim süreci daha önceki tüm seçimsüreçlerinden muazzam ölçüde farklıdır, aynı şey, 2023 Cumhurbaşkanı vemilletvekili seçimleri için çok çok fazlasıyla geçerlidir. Bizim, milletimizebütün netliğiyle anlatmayı mutlaka başarmamız gereken gerçek şu: Evet, biz dahaönce de olağanüstü önemli, son derece kritik, muazzam ölçüde hayati seçimleryaşadık ancak geldiğimiz noktada ülke ve millet olarak daha önce hiç tecrübeetmediğimiz türden bilinmezlikler ve bunlardan kaynaklanan tehdit vetehlikelerle dolu bir seçim sürecindeyiz.

Arkadaşlar,bunları söylerken abartmıyorum, kimseyi de korkutmayı amaçlamıyorum; sadecekarşı karşıya olduğumuz bilinmezliklere, tehdit ve tehlikelere dikkat çekmekistiyorum. Hepimiz bu yüce çatının altında hiç olmadığımız kadar uyanık olmayave milletimizi uyanık tutmaya mecburuz; bu, belki bizim en kutlu görevimiz,yüce milletimizin geleceği için, hata kaldırmayan en kutsal misyonumuz. Bunedenle, sürecin her anında bir teyakkuz ve seferberlik içerisinde milletimizibilgilendirmek zorundayız; bütün çıplaklığıyla göstermek ve bunu yapmadan 2023seçimlerine de gitmemek zorundayız. Önümüzdeki seçimlerin siyasi meşruiyetinibu kanun gölgeleyecektir. Bir milletin haber alma özgürlüğü yoksa o seçimlerinsiyasi meşruiyetinden söz edemeyiz. Ayrıca, bu yasa, yerel basını kontrolaltına almak için çıkarılmış bir yasadır. Bu yasanın amacı tamamen seçimsürecini iktidarın iletişim ve propagandasıyla karartmaktır. Bu Meclisteninşallah bu yasa çıkmayacak, çıkarmayalım çünkü bu yasanın çıkması TürkiyeBüyük Millet Meclisi gibi Kurtuluş Savaşı’nı yapmış, özgürlük mücadelesiniyapmış bir Meclisin üyeleri olarak bizim yüzümüze bir kara leke olarakyazılacaktır.

Hepinizesaygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN– Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

2’ncimaddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde kabuledilmiştir.

Birleşimebir dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.23

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 22.24

BAŞKAN: Başkan Vekili SüreyyaSadi BİLGİÇ

KÂTİP ÜYELER: Emine SareAYDIN (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)

---0---

BAŞKAN– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2’nci BirleşimininDördüncü Oturumunu açıyorum.

340sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyonyok.

(Video) YILLARDIR YAPILAMAYAN MODERN BİNA BIYIK DÖNEMİNDE KAZANDIRILACAK

Ertelenmiştir.

Gündemimizdebaşka bir konu bulunmadığından (3/2077) esas numaralı CumhurbaşkanlığıTezkeresi’ni görüşmek ve alınan karar gereğince Anayasa Mahkemesinde boşalacakolan 1 üyelik ve Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boşalacak olan 2 üyelik içinseçim yapmak üzere 5 Ekim 2022 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzerebirleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.25

Videos

1. TBMM KİT Komisyonu'nda TRT'nin faaliyetleri görüşüldü
(TRT Haber)
2. 22) Anayasa Hukuku Kampı - TBMM Komisyonları
(Hukuk Öğretir)
3. Nihal Atsız Sempatizanlığı
(LadyPrizma)
4. Üniversiteli kamu 4/D işçilerinin devlet memuru için TBMM'de bakana soruldu
(Memurlarahaber Taşeron , EYT , İş İlanları)
5. Dilekçe Nasıl Yazılır - Örneklerle Doğru Dilekçe Yazımı
(Uğur Aslan)
6. Bütün kamu çalışanlarına 1500 TL maaş zammı yapacak olan vergi düzenlenmesi TBMM'de dile getirildi.
(Memurlarahaber Taşeron , EYT , İş İlanları)
Top Articles
Latest Posts
Article information

Author: Gov. Deandrea McKenzie

Last Updated: 10/19/2022

Views: 6292

Rating: 4.6 / 5 (66 voted)

Reviews: 89% of readers found this page helpful

Author information

Name: Gov. Deandrea McKenzie

Birthday: 2001-01-17

Address: Suite 769 2454 Marsha Coves, Debbieton, MS 95002

Phone: +813077629322

Job: Real-Estate Executive

Hobby: Archery, Metal detecting, Kitesurfing, Genealogy, Kitesurfing, Calligraphy, Roller skating

Introduction: My name is Gov. Deandrea McKenzie, I am a spotless, clean, glamorous, sparkling, adventurous, nice, brainy person who loves writing and wants to share my knowledge and understanding with you.